Yimpaş Holding bünyesindeki Yozgatspor Anonim Şirketi, aşırı borçlanmadan dolayı kapısına kilit vurulacağı ileri sürülerek, daha önce iki kez Yusuf Kenan Yılmaz tarafından yönetilmesine izin verildi. Ancak, kulübün borçlarının sıfırlanması sonrasında holdinge yakın çevreler devreye girmek suretiyle kulüp yönetimini devralmış, kulübün yeniden altından kalkamayacak şekilde borçlanmasına neden olunmuştu. Aynı senaryonun devreye sokulmuş olmasından endişe duyan taraftarlar, son 1.5 sezondur görevi devreden ve kulüp borçlarını eski Başkan Kenan Yılmaz ile birlikte sıfırlayan Halil İbrahim Yılmaz'ın da görevi bıraktığını açıklaması, endişelerin daha da artmasına neden oldu. Yaşanılan gelişmelerin geçmişte yaşanılanlardan farksız olması, ''Yine kulüp boşlandırılıp, bırakılacak'' endişesini gündeme taşırken, görevi bıraktığını açıklayan Halil İbrahim Yılmaz, ''Yozgatspor şirket bünyesinden çıkartılıp, halka maledilsin, sezon sonunda şampiyon olur'' mesajını verdi. Yılmaz, başta Belediye Başkanı Yusuf Başer olmak üzere diğer il yöneticilerinin devreye girmesi durumunda oluşturulacak geniş tabanlı bir yönetimin kulübü devrnalıp, götürebileceğinin altını çizerken, ''Daha önce SBK'ya kayıtlı bulunan şirket artık SBK dışında faaliyetini sürdürmektedir. Şirketin kulübün haklarını derneğe devretmesinde bir sakınca ve engel bulunmamaktadır'' dedi.
HALİL İBRAHİM YILMAZ’IN AÇIKLAMASININ TAM METNİ
"Tarihler 3 Mart 2011'i gösterirken Yozgat’ımızın sahip olduğu profesyonel ligdeki tek takımı Yozgatspor, zor günler geçiriyor, küme düşme korkusunu çok derinden yaşıyordu. Bir Yozgatlı olarak, Yozgatspor sevdalısı olarak bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim, bu yola hiçbir karşılık beklemeden çıktım. Dursun Uyar bey ve Kenan Yılmaz beyle bir araya geldik, böylelikle başkanlık serüvenimiz başladı. İlk başlarda herkes öyle destek oldu ki; sonradan hiçbirinin esamisini görmedim, başkanlığımın 2'inci gününde Beykozspora 3-1 yenilerek sıkıntılı günler başladı. Maçlar ardı ardına oynandı, tabi bu arada hırslanıyorum Yozgatspor burayı hak etmiyor önümüzdeki sene daha iyi yerlere gelme hesapları yapıyorum, derken sezon bitti, çok şükür ligde kaldık. Bu Camiada bir deyim vardır 'takımı lig de bırakan başkan iyi başkandır'. Sezon bitti, yeni sezon için transfer çalışmalarına başladık, doğrularımızla yanlışlarımızla transferlerimizi yaptık, kamp dönemine başladık, hazırlık maçlarında takım çok iyiydi ve bu iş olur dedik. Ne yalan söyleyeyim; bu takıma inanmıştım, sezon başlamadan önce Dursun beyin yanına gittim, Yozgatsporu masaya yatırdık, dedim ki; hocam sizden tek istediğim iddaa gelirlerinin düzenli bir şekilde bize gelmesi, başka bir şey istemiyorum, tamam sıkıntı yok dedi! Benim iddiadan gelen parayla kesinlikle işim olmaz, o para haram para dedi, iddadan bu zamana kadar elime gecen para çok komik bir rakamdır, gerisi icralar SKK ve geriden gelen eski borçlara kesildi, formaları yaptırırken de tekrar Dursun bey’in yanına gittim, ’hocam takım sizin takımınız hangi şirketinizin ismini yazalım formalara, tabiî ki bu isim yazmanında bedeli var’ dedim, bu isme karşılık kulübün aylık iaşe giderlerini karşılamasını istedim, yanında AYTAÇ Genel Müdürü Adil bey de vardı, bir kaç telefon talimatıyla Yozgatspor’un iaşesini karşılayacağını söyledi. Yimpaş mağazasından alış veriş yaptık, bizi kasa dan geçirmediler, böyle bir talimat yok dediler, cebimizden ödedik, yani o söz de yerine gelmedi. Tabi bu arada lige de iyi bir başlangıç yaptık, zaman içerisinde yaşanan olumsuzluklar forumsuzluklar ve sakatlıklar ilk yarıyı kötü bitirmemize sebep oldu. Tabi hırsım bir kat daha arttı, devre arası yapılan transferlerle playoff oynayıp, 2'inci lige çıkmaktı hayalim. Hocaların yanlış oyuncu tercihleri, getirdikleri adamları oynatmak istemeleri, şansızlıklar Bursa Nilüfer maçında çığırımdan çıkmama sebep oldu, bir başkan olarak değil Bir Yozgatlı! olarak maçtan sonra hepsine gereken dersi verdim, bütün yaşanan olumsuzluklara rağmen playoff şansımız halen devam ediyordu. Anadolu Üsküdar maçı öncesi her şey normal idi, o maça kadar iddaadan 153 bin lira hak edişimiz vardı, bankaya gittim paranın üzerinde 245 bin liralık haciz olduğunu gördüm, bu parayla topçuların maç başı alacaklarını ödeyecektim ve futbolculara söz vermiştim. Onlara durumu izah ettim, onlarda isyan edip maça çıkmama kararı aldılar. Dursun beyin yanına gittim, olan biteni anlattım, durumu izah ettim, takım sahaya çıkmazsa küme düşeriz dedim. Benim yapabilecek bir şeyim yok dedi ve beni kendimle baş başa bıraktı, kapılar hep yüzüme kapandı, telefonlar hiç açılmaz oldu. Dedim ki; neyin mücadelesini veriyorsun Halil İbrahim; gururumun onurumun şerefimin mücadelesini veriyordum tek başıma ve sonuna kadar verdim, o futbolcular maça çıktı ve lig bitti, hedefsiz kaldık hayallerim yıkıldı. Ama en azından hiç bir zaman düşme korkusu yaşamadık, ilk senem olmasına rağmen başarılı sayılırım, bu bir senelik süreç içerisinde çok şey gördüm, yaşadım ve öğrendim, kimseye güvenmemem gerektiğini öğrendim, beraber yola çıktığım aynı mücadeleyi verdim insanların gün gelip yollar ayrıldığında Yozgatspor galipken üzüldüğünü gördüm!! Takımı devralırken lütfen bizi Kenan Yılmazdan kurtar, ben sana her türlü desteği veririm diyen sayın Mehmet Kaplan beyin bir kere hatırımı sormadığı gibi telefonlarımı açmadığını da gördüm, Yozgat’a mal olmuş Holding patronunun verdiği sözleri tutmadığını gördüm, Yozgat’ımızın futbola olan bakısını gördüm, Yozgatspor’u hayatının bir parçası görüp onunla yatıp kalkan taraftarımızı gördüm, deplasmanlarda Yozgatlı olmanın gururunu gördüm, federasyon seçimlerinde bir il’i temsilen oy kullanamamayı gördüm, kalabalıklar içerisinde yalnızlığı gördüm, gurbetteki Yozgatlıların Yozgatspor'a özlemini sevdasını gördüm, diğer illerin takımlarına nasıl sahip çıktıklarını gördüm, maça gelip de bir liralık bileti almayıp, beni arayıp içeri girenleri gördüm, Siirtspor maçında maça değil de Tanju Çolak'la fotoğraf çektirme yarışına girenleri gördüm, o kadar çok şey var ki gördüğüm, görünen bence sorun göremediklerimizde!! Bir ilin takımının değerini bilememekte sahip çıkamamakta, buradan sizler aracılığıyla sayın devlet büyüklerimize, sayın valimiz, sayın belediye başkanımız ve sayın Dursun beye seslenmek istiyorum; Bu takım Yimpaşa bağlı bir şirket olarak kaldığı sürece Yozgat'ın ve Yozgatspor’un alacağı mesafe bundan ilerisi değildir. Bu takım halka devredilmelidir, başkanlar kongre ile gelip kongreyle gitmelidir. İşte o zaman herkes sahip çıkar bu takıma, herşeye rağmen destek gördüğüm iki şahıs vardır, birisi sayın Valimiz Necati Şentürk diğeri de Belediye Başkanımız Yusuf Başer!. Bu anlattıklarım benim bir sene içerisinde yaşadıklarımın çok çok kısa bir özetidir! 13 yaşındayken Yozgatspor'un peşinden her deplasmana dahi giden bir taraftar olarak, bir hayalim vardı, bir gün Yozgatspor'un başkanı olmak. Bana bu şansı verdiği için Rabbime şükürler olsun, her insana nasip olmayacak olan, şereflice ve onurluca yaptığım bu kutsal görevi bugün itibariyle bırakmış bulunmaktayım, kimseye kırgınlığım küskünlüğüm yoktur. Yozgat ve Yozgatspor benim için bir sevdadır, Yozgatspor için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım, tek başıma bu kadarını yapabildim, Yozgat’ta bir gerçek vardır; bir insana yükü yüklerler ve sonra karşısına geçip bakarlar, acaba taşıyabilecek mi diye? Niye böyle olmuştur hiç bir zaman anlayamadım. Yozgat'a da bundan sonraki hayatımda hizmet etmeye devam edeceğim. Yanımızda görünmeyen kahramanlarda vardır, onlar da Yozgatspor personelidir, onlara da cani gönülden teşekkür ediyorum."
Muhabir: Haber Merkezi





