Tarih: 13 Nisan 1940.
    Kayıtlara Kayseri-Yozgat depremi olarak geçecek olan 'Peyik Zelzelesi' saatler gece 03:10'u gösterdiğinde vuku buldu.
    Devletin resmi kayıtları 14 kişinin öldüğünü söylüyor, gayrı resmi rakamlarda ölü sayısı 300, yaralı sayısı ise 360.
    Milli Şefi İsmet İnönü'yü Yozgat'a kadar getirecek kadar etkili bir deprem.
    Yozgat'ın tarihinde önemli bir olay.
    Tam anlamıyla bir deprem vesikası.
    1940 yıllarında Peyik'te (Doğenkent Kasabası) meydana gelen depremi o günleri yaşayanların hafızalarında hala canlı.
    O yıllarda Peyik 3. deprem kuşağında.
    Şuan muhtemelen 2. kuşakta. 3'ten 2'ye yükselmiş olmamız terfi anlamına gelmiyor.
    Deprem Dede Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara Yozgat'ın deprem riskinin arttığını söyledi.
    Işıkara'nın Yozgat ziyaretine kadar deprem konusunda rahatız diye düşünürdüm.
    Altımız kaya nasıl olsa, bize bir şey olmaz diye düşünenlerdendim.
    Ama olası küçük bir sarsıntıda Yozgat'a şans vermiyordum onu da söylemek isterim.
    Ben binaların depreme hazır olduğunu zannediyordum.
    Düne kadar altımız kayalıktı, yıkılmazdı evlerimiz.
    Ama öyle değilmiş.
    Üstelik 3'üncü deprem bölgesinde sandığımız Yozgat, aslında 2'nci deprem bölgesindeymiş.
    Yozgat ziyaretinde Işıkara yaşanmış bir deprem olayından örnek verdi.
İbret verici o örnek:
    “Avcılar kuş uçuşu 100-110 kilometre uzaklıkta. Şiddet, hasarın ölçüsü, büyüklük ayrı. Şiddeti Gölcük'te 30, Avcılar'da şiddeti 6. Çünkü mesafe uzadıkça şiddet de azalır. Ama 6 şiddetinde ne olur, şiddet tablosuna baktığımız zaman en fazla sıva çatlakları olabilir, mutfaktaki eşyalar düşer. Ama Avcılar'da ne oldu, 150 bina yıkıldı, çok sayıda bina ağır hasar gördü ve 600 vatandaşımızı kaybettik. Onun için ben 3'üncü derece, 4'üncü derecede deprem yörelerine gittiğim zaman bunu özellikle vurguluyorum”
    Dikkatli okuyan bir insan Gölcük'teki bir sarsıntının Avcılar'da neden olduğu zararı anlar.
    Anlamak ne kadarını çözer bilmiyorum.
    Ama bir şeyleri anlamak gerektiğini düşünüyorum.
    1939 yılındaki Erzincan depreminden etkilenen Peyik, 1940 yılındaki depremde adeta yerle bir olmuş.
    Tarihi bilgiler çok şey anlatıyor bu güne dair.
    Kasabada 80 hane ve 626 nüfusa sahip iken, 30 Temmuz Salı (1940) günü gece saat 03.10 sıralarında deprem felaketiyle karşılaşmış, bir dakika süren depremle 15 köyde 300 civarında can kaybı olmuş, 60'ı ağır olmak üzere de toplam 360 kişi yaralanmış. Ölenlerden 160 kişinin Peyk köyünden olduğu kayıtlarda yer alıyor.
    Işıkara'nın ziyareti Yozgat'taki yetkilileri daha fazla düşünmeye sevk etmeli.
    Yapı denetimi konusunda Yozgat ne kadar yeterli bu gün sanırım bakılması gereken husus tam da burası.
    Bu güne kadar yapılanları yıkıp yenisini yapamayız elbette.
    Her ne kadar deprem sigortaları yapılsa da giden canların sigortası olmuyor, geri gelmiyor.
    Gölcük depremini yaşayanlar arasında Yozgatlılar da var.
    O anı yaşayanlar bizden çok daha iyi bilir depremin ne anlama geldiğini.
    Depremi önceden tahmin etme kudretine sahip değiliz.
    Her ne kadar teknik donanıma sahip olsak da bir deprem anında her insan savunmasız kalıyor ister istemez.
    Mahşeri yaşamak gibi bir şey!
    Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara'nın destek verdiği projenin adı: 'Toplum Liderlerini Teşkilatlandırma Projesi'
    Bu proje sayesinde depremlere karşı insanların bilgilendirilmesi hedefleniyor.
    Projeye Yozgat Valisinin destek vermesi çok güzel.
    Ama bu tür toplumsal projelerde tek başına valilik yeterli olmaz.
    STK'lara burada önemli görevler düşüyor.
    Yozgat'ta bu süreç nasıl işler bilemiyorum ama deprem konusunda daha ciddi düşünmek zorundayız.
    Yozgat yıkılırsa altında Yozgatlı'dan başkası kalmaz.
    Yarası ise kabuk bağlamaz, geleceğimizi karartır.