Yozgat\'ı düşünüyoruz...
Yozgat\'ı konuşuyoruz...
Bulduğumuz her fırsatta...
Ama bilmiyoruz ki; Yozgat neresi!...
Yozgat Saat Kulesi\'nin dibi ile sınırlı olduğunu düşünenlerimiz çoğunlukta...
Ama değil...
Akdağmadeni, Saraykent, Kadışehri, Çekerek, Aydıncık, Sorgun, Sarıkaya, Çayıralan, Çandır, Boğazlıyan, Yenifakılı, Şefaatli, Yerköy....
Yetmedi bu ilçelere bağlı beldeler, köyler, mezralar....
Hepsinin ortak adıdır; Yozgat...
Yani Yozgat Boğazlıyan\'dır, Sorgun\'dur, Akdağmadeni\'dir, Çekerek, Yerköy\'dür...
Gelin görün ki; Yozgat il merkezi olmasına karşılık, çatıyı oluşturmasına karşılık, garip ve mahzun, yetim, kimsesiz, sahipsiz...
Bir bina düşünün, çatısı eskimiş...
Evin içerisindeki mobilyalar ise son derece modern, alımlı, güzel...
Yağışlı havada ne olur?...
Çatı çürük olduğu için sular evin içerisine akar....
Çatısı akan evin içerisindeki eşyalar ıslanır....
İl merkezide bir evin çatışı gibidir, eğer çatı akarsa herkes bundan zarar görür...
Demem odur ki, Yozgat il merkezini geliştirip, cazibe merkezi yapmadığımız süre içerisinde ilçeleri geliştirme, kalkındırma şansımız yoktur...
Yozgat\'a yeni bir hastane yapılması noktasında nasıl bir sıkıntı yaşandığını hepimiz çok iyi biliyoruz...
Sağlık Bakanlığı Yozgat\'ta yataklı tedavi kurumlarındaki doluluk oranının yüzde 30\'u geçmemesi nedeniyle yeni bir hastanenin yapılması noktasında gerekli izni vermek istemedi....
Neden?...
Çünkü, Yozgat il merkezindeki hastanedeki doluluk oranı yüzde 90\'ın üzerine olmasına karşılık, diğer küçük yerleşim birimlerinde de yataklı tedavi hizmeti verilmemesine karşılık, boş yatak bulunması nedeniyle Yozgat\'taki yataklı tedavi hizmeti veren kurumların doluluk oranı yüzde 30\'un altında kalıyor....
Aynı durum doktor açığı ile ilgili de geçerli...
Sağlık Bakanlığının verilerine bakıldığında Yozgat\'ta her branşta birden fazla doktor görülüyor...
Öyle ki; Yozgat\'ta görev yapan uzman ve pratisyen hekim sayısı nüfusa vurulduğunda her 5-6 hastaya bir doktor düşecek, neredeyse...
Ama gerçek öyle mi?...
Elbette hayır...
Yozgat il geneline atanan doktor sayısı kağıt üzerinde gereğinden fazla olmasına karşılık,uzman doktor açığımız çok fazla...
Zira Yozgat\'a atanan doktorların görev alanlarının dağınık olması nedeniyle, bir çok doktor hizmet veremez durumda....
Aynı durum sağlık personeli, ebe hemşire için de geçerli...
Bizler ihtiyacımız olsun veya olmasın, \'\'Onun var, ben de niye yok!\'\' anlayışını bir kenara bırakıp, \'\'Biz\'\' kavramını benimseyerek, hareket etmediğimiz süre içerisinde dizimize vurmaya devam ederiz...
Dizimiz kızarır, kan çanağına döner...
Ne yazık ki; Kimse yaranıza mehlem olmak gibi bir düşünceye kapılmaz....
Çünkü Yozgat olarak, dışarıdan bakıldığında \'\'Varyemez\'\' konumundayız...
Haberiniz ola...
__________________________________________________________________________________________________________________________
MAÇ KRİTİK
İş Kazası
Yozgatspor ikinci yarıya iyi hazırlandı...
10 gün süreyle Antalya\'da kamp yaptı...
Teknik direktör Alaaddin Demirözü\'nün verdiği bilgiye göre, göreve başladığı günden itibaren 15 futbolcunun kulüple ilişiği kesildi...
Buna karşılık kadroya 12 futbolcu dahil edilerek, ikinci yarıya başlanıldı...
Pazar günü yeni kadrosu ve anlayışı ile Bozok Stadında konuk ettiği rakibinin karşısına çıkan Yozgatspor\'u, işin doğrusu fazla görebilme imkanı bulamadık.
Zemin kötü, buz...
Ayakta durmak zor...
Öyle bir zemin ki, yer yer zemin erimiş, yumuşak...
Bazı bölümler buzlanmış, adeta buz pisti...
Ama elin oğlu işi çözmüş...
Siirtspor, saha zeminini ve rakibinin pozisyonunu dikkate alıp, kendisine göre bir oyun anlayışını ortaya koydu.
Topu yere düşürmedi...
Kendi yarı alanında topu tutmadı...
Sürekli topu havadan ve rakip alana aktardı...
Bulduğu golün de üzerine yatıp, Yozgat\'tan üç puanı alıp gitti...
Rakip bunları yaparken Yozgatspor ne yaptı?...
Zeminin durumunu bilmesine karşılık, yerden top yapmaya çalıştı...
Kısa paslarla rakip kaleye ulaşmak istedi...
Birden fazla denedi...
Ama olmadı...
Bıkmadı, yine denedi...
Büyük çoğunluğunda top rakipte kaldı...
Kendi yarı alanımıza süratle dönen topu tekrar rakip alana taşımak gayreti, sonuç vermedi...
Bu yenilgiye \'\'İş Kazası\'\' olarak bakıyorum...
Oyunun genelinden ortaya çıkan tablo bu...
Zira, futbolcuların teknik kapasitesi yüksek...
Ne var ki rakibin oyununa ayak uydurmama adına topu yerden onmakta ısrar etmesi anlamsız...
Biraz pratik düşünmeli...
Düşüncesiz olduklarını söylemiyorum...
Bazen insanların, hepimizin bahtı bağlanır...
Söylememiz gerekeni, söylenmesi gerektiği yerde söyleyemeyiz...
Sonra da \'\'Niye söylemedim\'\' diye, içimiz içimizi yer ya...
İşte öyle bir şey...
Yozgatspor\'lu futbolcuların da bahtları bağlanmıştı, Pazar günü...
Bir şeyler değil...
Çok şeyler yapmak istiyorlardı...
Gol atmakla kalmak istemiyorlar...
Golleri birbiri ardına sıralamaktan yanaydılar...
Hani bir laf var ya \'\'Top bizi sevmedi\'\' diye...
İşte aynen öyle...
Top bizimkileri sevmedi...
Sevmeyince de \'\'Vermezse Mabut, neylesin Mahmut\'\' misali...
Sonuç aleyhimize oldu...
Ama şundan eminim, Yozgatspor bunu telafi edecektir...
Hem de bu hafta, deplasmanda Erzurum Büyükşehir Belediyespor\'u yenerek...
Futbolcuların yapmaları gereken tek şey öncelikle ‘’Kendilerine güvenmeleri’’, ‘’Kazanacağız’’ diyebilmeleridir...
Buna inanıp, kendilerine güvendikleri zaman herşeyin çok daha kolay olduğunu göreceklerdir...
Bizlerin kendilerine olan güvenini daha da artıracaklardır...
Pazar günü iş kazası yaşandı...
Şimdi yeni bir sayfa zamanı...
Ne dersiniz?...