Ayanoğlu, söz konusu kararın yalnızca bir siyasi partinin iç işleyişine ilişkin teknik bir hukuk meselesi olmadığını belirterek, kararın hukuk devleti ilkesi, demokratik siyasal yaşam, hukuki güvenlik ve halk iradesi bakımından ağır sonuçlar doğurma potansiyeli taşıdığını ifade etti.
“Siyasi Partiler Demokratik Hayatın Vazgeçilmez Unsurudur”
Anayasa’nın 68. maddesi uyarınca siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olduğunu belirten Ayanoğlu, seçim kurullarının denetiminden geçerek oluşmuş kurultay iradesinin yıllar sonra “mutlak butlan” kavramı genişletilerek tartışmaya açılmasının seçme ve seçilme hakkı ile hukuk güvenliği ilkesini zedelediğini savundu.
Ayanoğlu, demokratik süreçlerin ve seçimlerin yıllar sonra yargısal müdahalelerle tartışmalı hale getirilmesinin yalnızca bir siyasi partiyi değil, çok partili demokratik yaşamın bütününü etkileyebilecek bir durum oluşturduğunu kaydetti.

“YSK’nın Yetkisi Vurgulandı”
Seçimlerin yönetimi ve denetiminin Anayasa gereği münhasıran Yüksek Seçim Kurulunun yetkisinde olduğunu ifade eden Ayanoğlu, seçim kurullarının denetiminden geçerek kesinleşmiş siyasal iradenin sonradan adli yargı eliyle hükümsüz hale getirilmeye çalışılmasının anayasal kurumlar arasındaki görev dağılımını ve demokratik meşruiyeti zedeleme riski taşıdığını belirtti.
“Hukuk Çerçevesinde Mücadelemizi Sürdüreceğiz”
Yargının görevinin siyasal alanı dizayn etmek değil, hukukun üstünlüğünü, temel hak ve özgürlükleri korumak olduğunu ifade eden Ayanoğlu, mahkemelerin siyasal rekabeti etkileyebilecek kararlarında anayasal hassasiyetle hareket etmesi gerektiğini dile getirdi.
Ayanoğlu, Yozgat Barosu olarak hukukun üstünlüğünü, demokratik siyasal yaşamı, seçme ve seçilme hakkını ve halk iradesinin meşruiyetini savunmaya devam edeceklerini belirtti.




