Bir süredir Yozgat’ta nereye gitsem bir milletvekili çıkıyor karşıma.
    Kaldırımda yürürken, arabayla geçerken, bakkalda, manavda, kasapta….
    Aklınıza nere gelirse insanın olduğu her yerde milletvekili.
    Ak Parti Milletvekili Yusuf Başer ve Ertuğrul Soysal meclisi tatilini fırsat bilip Yozgat sokaklarını arşınlıyorlar.
    Yeni milletvekili olmanın verdiği heves mi, yoksa hakikaten hizmet aşkı mı onu zamanla hep birlikte göreceğiz.
    Ama her ikisi ile ayaküstü yaptığım görüşmelerde izlenimim Yozgat’ta, insanlar arasında bulunmaktan mutluluk duydukları.
    E, onlar samimiyse biz sonuna kadar samimi oluruz diyerek bir başlangıç olması adına bu yazıyı kaleme almak istedim.
    Bu arada MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ı es geçemem.
    Sayın Durmaz da 7 haftalık milletvekilliği serüveninin 6 haftasında Yozgat’ta bulunmuş.
    Ak Parti’nin iki milletvekiline karşı tek başına olması haliyle fazla mücadele ve daha büyük adımlar atmasını gerektirecek.
    Ama Durmaz’ın da en az Başer ve Soysal kadar kararlı olduğunu bizzat müşahede ettim.
    İtiraf etmem gerekirse milletvekillerini Yozgat’ta görmek büyük mutluluk.
    Meclisin kapıları açıldığında inşallah elleri dolu Yozgat’a geldiklerini görmek mutluluğumuzu katlayacak.
    Her neyse bu kadar mutluluk yeter, gelelim asıl mevzua.
BAŞER’İN İLERİ
ZİYARETİ…
    Milletvekili Başer Yozgat ziyaretlerinden bir tanesini İleri Gazetesi’ne yaptı.
    Sağ olsun varlığı ile bizleri mutlu etti.
    Bir milletvekilinde bulunması gerekenden fazla heyecana sahip olduğu konuşmalarında, ifadelerinde yaptığı müjde dolu açıklamalarında fazlasıyla görülüyor.
    Sayın Başer’in açıklamalarını haber metnine fazlasıyla yansıttım.    
    Ben Sayın Başer nezdinde Yozgat milletvekillerine bir dizi mesajlar iletmek, mümkünse unutulmamak adına bir kenara not edilmek istiyorum.
YOZGATLI NE İSTER?
    Başer sohbetimizde ‘Siz beni tanıyorsunuz biz Yozgatlıyız’ şeklinde bir samimiyet ifadesi kullandı.
    Aynı şekilde bizimde Yozgatlı olmamız haliyle yaptığımız mesleğin omuzlarımıza yüklediği vebali iki katına çıkarıyor.
    Bu güne kadar Yozgat’ın her türlü sorununu samimiyetle kaleme almaya, duyurmaya çalıştık.
    Ama duyurabildiğimiz nokta hep kıt kaldı, mesafe uzamadı.
    Başer’in İleri ziyaretinde bir kurumla ilgili yaşanan bir sorunu dile getirdik.
    Haliyle beraberindeki iktidar partisi mensupları fazla kabullenilir bakmadılar olaya.
    Öncelikle şunu hatırlatmak istiyorum, siz iktidarsınız, siz yöneticisiniz, siz kralsınız…
    Kral sözünü de yanlış anlamayın, işi kral çıplak gerçeğine getirmek için o ifadeyi kullandım.
    Yani Ak Partili bir yönetici gittiği bir kurumda sorun yaşamaz.
    Hatta isterse sıra dahi beklemez.
    O yüzden yöneticilerin sorunları görme çerçevesi ile vatandaşın ki bir değildir.
    Burada vatandaşın sesini duyuran mekanizmalar o yörenin gazetecileri, sivil toplum kuruluşları, siyasi partileridir.
    Ben bir gazeteci olarak sorunu dile getirirken o sorunun katmerlenerek devam ettiğini görünce,
    Hatta o sorunun içinde bizzat mağduriyeti dibine kadar yaşamışken,
    Mağdur olan vatandaşların hallerini belgeler ışığında defalarca gündeme getirmişken,
    Benim karşımdaki siyasetçi, milletvekili, yönetici, bürokrat her kimse olaya;
    - İktidar partisini koruma, kollama,
    - Karşısındakini susturma,
    - Alkışı, övgüyü, iltifatı arabaşı misali nefessiz yutarken sorunları hazmedememe durumuna girerse benim gazeteciliğimde, sivil toplum kuruluşu temsilciliğimde, vatandaşlığımda havada kalıyor.
    Bu durumda kimse karşınıza geçip de kral çıplak demez/diyemez.

E, siz istediğini görüp, istediğini duyan, istemediğini susturan bir zihniyetle hareket ederseniz bu günkü Yozgat’ı sorunlarıyla büyütmekten başka bir şey yapamazsınız.
    Yozgat’ta iyi şeyler yapılmıyor diyen yalan söyler.
    Hareketin olduğu yerde bereket de olur, haliyle sorunlar da....
    Her sorun başarısızlık anlamı taşımaz.
    Benim de kısaca arz-ı halim, madem kalbinizde bir heyecan, omuzlarınızda hissedebildiğiniz bir vebal ve samimiyet var, o halde bu gün gelecek adına umutlu konuşmak istiyorum.
    Ben yarın kral çıplak da diyebilirim, tam aksine alkışta tutabilirim.
    Her ikisi de siz yöneticilerin omuzlarındaki vebali hissetme derecesi kadar olur.
    Ak Parti Milletvekilleri Yusuf Başer de Ertuğrul Soysal da yolun başında hakikaten iyi niyetle konuşuyor, iyi niyetle adım atıyor, iyi niyetle Yozgat’a bakıyorlar.
    Keza MHP Milletvekili Sayın Sadir Durmaz da…
    Yozgat’ı her zaman kaybedenler tarafına koyan zihniyeti siz benden daha iyi biliyorsunuz.
    O zihniyeti birlikte yıkmak adına iktidarı muhalefeti, muhalefetin de iktidarı doğru, hayırlı ve tutarlı çalışmalarda desteklemesi gerekir.
    Yozgat’ı kaybedecek bir 4 yılı daha yok.
    4 yılı 40 yılmış gibi kazanmaksa yine bizlerin elinde!
YOZGAT RÜZGARI
Kaldırım mı  yol mu?
Biliyorum bu konudan trafik polisleri de muzdarip.
    Ve biliyorum bu durum Yozgatlıyı artık çileden çıkarıyor.
    Otopark sorunu kolay kolay çözülmeyeceğe benziyor kent merkezinde.
    En azından kaldırıma park edilmesine izin verilmesin.
    Geçenlerde çok sevdiğim bir ağabeyim dert yandı.
    Mahallede araçlar kaldırım üzerine park edilmiş, biz yayalar yolun üzerinden yürüyoruz dedi.
    Nasıl yani dedim…
    İnsanların araçlarını kaldırım üzerine park etmekten zevk aldığını söyledi.
    Burası Yozgat, demek istemiyorum!
    Ama kaldırıma park edilmiş otomobil manzarası hakikaten trafikte reva görülecek, kabul edilecek bir durum değil.
    Tamam Yozgat’ta otopark sıkıntısı olabilir, araç sayısı da kentin yüz ölçümüne yetmeyecek kadar fazla da olabilir,
    Ama kaldırım üzerine araç park etmek, duyarsızlığın ta kendisi!
    Sırf bu yüzden bir insan yolda yürürken otomobil çarpsa bunun sorunlusu kim olacak?
    Bizim duyarsızlığımız mı, yoksa bu duruma göz yumanlar mı?