Aslında uzak olan ülkeler, şehirler değil, insanlar birbirine uzak. Bunun nedeni de birbirlerini anlayamadıklarından ve anlaşılamadığından kaynaklanmaktadır.
Aynı evde, aynı apartmanda oturan kişiler bile birbirlerine o kadar uzak ki; yanı başında gelişen olaylardan dahi haberi olmadan, hiç bir şeye tahammül edemeden, toplumdan uzak yaşamaktadır.
Bütün bunlar doğru iletişim kuramamaktan kaynaklanmaktadır. Doğru anlatmak ve doğru anlaşılmak hepimizin arzusudur. Ama kimi zaman iyi niyetle de olsa bunun gerçekleşmediğini görür ve bunun rahatsızlığını yaşarız. İnsanlar olaylara her zaman kendi pencerelerinden bakarlar ve karşı tarafın düşüncelerine pek önem vermezler. Halbuki bir olay karşısında sadece kendi penceremizden bakmayıp empati kurarak karşı tarafın gözüyle de bakabilsek, her şey daha kolay olabilecek ve hayat daha güzel olacaktır. İletişim kurmak için yeterli çabayı göstermeyen insanların çok daha sıklıkla karşılaştığı bir durumdur bu.
Anlatamamak, ya da yanlış anlaşılmanın hayatımızda kimi zaman ne büyük zararlar oluşturduğunu bilirsiniz. Bu tür sorunlar herkesin yaşadığı bir durumdur, bazen eşler arasında, bazen de anne baba ve çocuklar arasında olabilmektedir. Hepimiz anlaşılmak isteriz.
Anlaşılmadığımızda da şikâyet ederiz ama birbirimizi anlamak için de yeteri kadar çaba göstermeyiz.
Doğru iletişim önce doğru ifade etmekle başlar, doğru ifade edilen şeyin doğru anlaşılıp anlaşılmadığı da karşı tarafın bize olan tepkisi ölçülerek anlaşılır.
Bazen aynı şeyi ifade ettiğini sandığımız basit cümlenin karşı taraf için ayrı bir anlam içerebildiğini, bizim için ferahlatıcı bir cümlenin başkası için sıkıntı olabileceğini, bizim aklımıza geldiğinde mutlu olduğumuz bir durumun, bir başkası için üzüntü içeren bir olay olabileceğini düşünebilmeliyiz. Böyle bir anlayış da ancak karşı tarafı anlamakla, karşı tarafın dünyasına saygı göstermekle olur… Yaşamı güzelleştirmenin yolu sevgi, saygı ve birbirimize olabildiğince tahammül etmekten, edebilmekten geçmektedir.
Uçmayı, yüzmeyi, teknolojiyi ve daha birçok şeyi öğreniyoruz da, birbirimizi anlamayı, kardeşçe geçinmeyi ve birbirimize tahammül etmeyi neden yeterince öğrenemiyoruz.
İnsanları pozitif ve negatif özellikleri ile olduğu gibi kabul edebilir, hata yaptıklarında kendimizi onların yerine koyarak tolerans gösterebilirsek eğer, belki insanlar daha şeffaf ve doğal davranacak, hem anlama, hem de anlaşılma çabalarımız daha başarılı olacaktır.
Herkese önce kendini doğru anlatabilme, sonra başkalarını anlama ve kendi iç dünyasının derinliklerini bir biçimde dışarı yansıtabilme yolunda başarılar dilerken ANLAŞILMAK UMUDUYLA…