Doğa yasasının tüm canlılara serpiştirdiği üstünlük humanizm gibi pek çok olgular. İnsanlığın var oluşundan bugüne dek kişilerde nüks etmektedir. Bu grafik bireylerde zaman zaman azda olsa alt çizgilerde zaman zaman ortalarda çoğu zamanda doruk noktalara kadar yükseliş göstermektedir. Bu olguların sebeplerine indiğimiz zaman elbette ki başta tahsil konuşmada dinlenir olmak bilgi ve kelime dağarcıklarının güçlü olduğunu görürüz. Bunlardan yoksun olan insanlarırda ne kadar bilgi sahibi olursa olsunlar kabuklarının içinden çıkamadıklarını görürüz. Bizler buna alışlar çok satışlar yok deriz.
Çevremizde bu örneklere rastladığınız vakidir. Konferanslarda düğünlerde ölümlerde, aile toplantılarında bir iki kişi söz sahibirdir diğerleri ise dinleyici olarak kalır. Söz sahibi olanlara baktığımızda ya tahsillerinin ünvanını koştururlar yada güzel ifadeleriyle kendilerini kabul ettirirler sakin izliyicilerden bir kaçı ise konuşmacıya göre dahada bilgili oldukları halde kendilerini bir türlü kabil ettiremezler. Her zaman yaşadığım gibi bir kaç gün önce bir düğün evinde otururken albay olan bir şahıs hitaplığının sanatı üzerine çok güzel konuşuyor, diğerleri ise doğru albayım, evet albayım diye taltif ederek sadece dinliyor ve tastik ediyorlar ben ise zaman zaman onun yanlışlarında bazı kişilerle göz göze geliyorum ama söz aldığımda cümlerlerim kesiliyor. Mutlaka onun yanlışlarını kanıtlayacağım ama bir türlü söz alamıyorum alacağım zaman ise sözlerini çarpıtarak benim doğrultumda çekmek istiyor. Bende ne yapayım oradaki huzuru bozmamak için susmak zorunda kalıyorum. Aynı şekilde ben gibi olan bireylerde susuyor. Diğer dinleyiciler ise sayın albayı ilahlaştırıyorlar. Ama toplantı sonrasını sorarsanız tamamı ile ters içeri ile dışarı gıyabe çok farklı. O halde konuşmacının yaptığı nedir, tahsilinin arkasına sığınarak güzel hitaplarıyla kendini topluma kabul ettirmektedir. Her nerede yaşıyorsak bunun örneklerini pek çok yaşamaktayız.
Mesleğimizi icra ettiğimiz köylerde kentlerde beldelerde dahi bir imam bir öğretmenden nedense daha da çok dinlenir oluyor. Baş üstünde gösteriliyor. Bu düşünceler esnaflarda da ileri gelen hakimliği yokmudur. Bir doktorun bir avukatın birmimarın toplumlarda üstün8lükleri yok mudur, öyleyse etiket ön planda yerini olmaktadır, sonra ise hitap şekli.
Bir Nihat Hatipoğlu'nun bir Mustafa Karataş hocaların baskılı baskılı heyecanlı heyecanlı basit bir olayı anlatmaları kadınlarımızı kızlarımızı cahillerimizi ağlatmıyormu? duygular sömürülmüyor mu? Yurtta ileri düzeyde olan yönetici ve idarecilerinde durumları böyle değil mi?
Acılı olan faktör ise bu tür bireylerin kendilerini olduğundan da yüksek görmektir. Bu adam nedense genlerinde mevcuttur. Anlatılan güzel duygu ve düşünceleriyle hiç mi hiç örtüşmemektedir.
Elbette bu bireyler böyle yapacaktır. Ama diğer insanlık bunun altında neden kalmak ister ve kalmamalıdır. Zira her ferdin kendilerine has özellik yapıları vardır. Bu yapılar mutlaka kalabalık ortamlarda gün ışığına çıkarılmalı. O insan niteliğinde olmasa bile yakın bir süreçle kendimizi kanıtlamalıyız. Ancak ve ancak bu toplum yapısı ile güç alır toplumlarda kendimizi kanıtlayabiliriz.