Adı Genel, ama dip adı zorunlu…
Devlet herkesi kucaklıyor, sarıyor, sarmalıyor…
Benim vatandaşım sosyal güvence altına alınmalı diye çıktı yola bir kere.
Adına Genel Sağlık Sigortası dediler.
Sosyal Güvenlik Reformu çerçevesinde hayata geçen bir çalışma.
Temelinde herkesi sigortalı yapma gayesi yatıyor.
Aslı böyle ama içeriğine bakınca pek de böyle olmayacak gibi.
Yozgat gibi Anadolu kentlerinde sigorta, bu günkü adıyla Sosyal Güvence yıllarca görmezden gelindi.
En son dedemi sigortadan emekli edelim dedik, çıka çıka 2 ay Karayollarında işçi olarak çalıştığı çıktı. 
Öncekiler angarya, gençliğe geldi pek umursamadık daha sonra.
Ne benim insanım, ne de işverenim sigorta konusunda eğrelti kaldı.
Çalışanı sigortalamak hak görülmedi bir türlü.
Çalışan da çaresiz ses çıkarmadı.
Ne zaman ki biz Sosyal Güvencenin aslında yaşlandığında, hastalandığında, zor anında faydalı olacağını anladık, bu kez de maaşın yarısını kaybettik.
Adam vermedi hak edilen maaşı.
Neymiş efendim sigortasını yapıyormuş, çok maaş veremezmiş…
Çalınan hakkı gitti mi buradan.
Geçte olsa sigortalı olmanın kıymetini anlayan Anadolu insanı, sigortanın hatırına (!) sustu.
Sus, ses çıkarma diye sıkı sıkıya tembihledi büyükler.
Maaşı az ama çok şükür (!) sigortası var, dedik oturduk yerimize.
Zaman ihtiyaçları değiştirip, çeşitlendirince aldığımız maaş kontörümüze yetmemeye başladı.
E, ne olacak o halde, maaşa zam…
O zammı almak kolay olmadı…
Maaş sigortayı geçmedi bir türlü…
İşte bizim sosyal güvenceye bakış açımız bu.
Şimdilerde moda sigortalı iş olsun maaşı önemli değil… 
Öyle tabi, ille de sağlık ille de sağlık demiş atalar.
Gençlikte sağlık varda yaşlanınca ne olacak?
İyi ama kardeşim hakkımızı her daim kargalar mı yiyecek?
Şimdi devlet düşünüyor insanının hakkını, yedirtmem herkes sigortalı olacak diyor.
Adı Genel Sağlık Sigortası, göbek adı zorunlu sağlık sigortası.
Herkes sigortalı olacak.
Evinizde 18 yaşını aşmış kızınız mı var, anne veya babadan sigortalı olma devri bitti.
Neden, çünkü zorunlu sigortalı olacak devlet değil prim borcunu baba ödeyecek!
Devlet geliri olmayanın sigorta primini ben yatıracağım diyor, ama 18 yaşını geçmiş hiçbir geliri olmayan sigortalı kızınızın primini babaya ödetiyor.
Yeşil kartlıya zevki, sefa devri bitti.
Kusura bakmayın ama bunu ben değil devlet diyor.
Yeşil kartlısın, gelirinin üçte biri devletin dediği rakamlara ulaşıyor, ama yetmiyor.
Yetmezse yetmesin, bir kere yeşil kartın iptal…
İkincisi prim ödeyeceksin, en alt limit 35, 46 lira…
En üst limit 212,76 lira…
Ülkede 9 milyon yeşil kartlı var, Yozgat’ta nüfusun üçte biri.
Devlet başka kimlerden sigorta primi istiyor hemen hatırlayalım, part-time, yani Türkçesi günün belli bölümlerinde, ara sıra çalışanlar da prim ödeyecek.
Daha bitmedi, ev temizliğine, çocuk bakmaya giden kadınlar da ödeyecek.
Bir ayda 10 gün de çalışsanız 30 gün üzerinden prim ödeyeceksiniz.
Devletin herkesi sigortalı yapan sistemi böyle.
Kimse sigortasız olmayacak diyor ve ekliyor: “Primler ödenmediği takdirde sağlık yardımı verilmeyecek.”
Zorunlu sigorta uygulaması bu haliyle vatandaşı gereceğe benziyor.
Ama şu da bir gerçek ki alışmaktan, ayak uydurmaktan başka da şansımız yok.
Ya sigortalı olacağız, ya sigortalı olacağız…
Olmak istemiyorum diyemeyecek kimse!
Devletin yeşil kartı gidiyor, zorunlu sigorta geliyor.
Yani devlet yeşil karta kolay kolay vize vermeyecek.
Şimdilik gidişat böyle, yeşil kartınız varsa ve süresi bitmek üzereyse hemen gidip Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfına gelir tespiti yaptırın.
Ya da 18 yaşından büyük kızınız varsa SGK sizi bekliyor!
YAĞ MÜBAREK YAĞ
Yine beyazlara uyandık.
Marmara’dan girmişti soğuk ve kar yağışlı hava, Yozgat’a ulaşması uzun sürmedi.
Gece 01:00’de başlayan kar yağışı şehri beyazlara bürümüş.
Zaten beyazdı ama tam erimek üzereyken yeniden yollar karla kapandı, ağaçlar beyaz kar meyveleri açtı.
Kuru dallara can geldi.
Şunu bir kere daha anladım ki memlekete kar yakışıyor.
Memleketin beyaza, bu mübarek örtüye ihtiyacı var.
Kar yağıda diye üzülenler, kalbinden hayıflananlar varsa geri alın.
Hiçbir şey değilse kar manzarası bile insan ruhunu dinlendirmeye yetiyor.
Ziraat Odası Başkanı İsmail Açıkgöz’le son görüşmemizde kar yağmazsa tohumlar her an çürüyebilir demişti.
Şükür Mevla’ya çürümeden kar yağdı.
Şimdi çiftçi rahat, dua edelim Mevla kararıyla yağdırsın.
Vakit kışın tadını çıkarma vakti.
Hayatımızda o kadar çok stres edecek, kafayı takacak şey var ki, varın tadını çıkarın.