Hayatını Sovyetler Birliği’ne karşı mücadeleye adayan Ruzi Nazar, II. Dünya Savaşı'ndan CIA'ye, İran'dan Afganistan'a uzanan çalkantılı bir yaşam sürdü.
Ruzi Nazar, 1917’de bugün Özbekistan sınırları içinde yer alan Margilan şehrinde doğdu. Babası ipek ticaretiyle uğraşan bir tüccar, annesi ise Hokand Hanlığı'nın soylu bir ailesinden geliyordu. Modernleşme hareketi olan Cedidizm’in etkisindeki annesi sayesinde küçük yaşta Arapça, Farsça ve Rusça öğrenerek geniş bir kültürel birikim kazandı. Ancak ailesi, Sovyet baskısıyla sarsıldı. Ağabeyi Yoldaş Kari, milliyetçi hareketlere katıldığı gerekçesiyle Sovyetler tarafından idam edildi. Bu olay, Nazar’ın Sovyet rejimine karşı duyduğu derin nefretin başlangıcı oldu.
1941’de Kızıl Ordu’ya katılan Nazar, savaş sırasında ağır yaralandı ve Nazi Almanyası tarafından esir alındı. Daha sonra Türkistan Lejyonu'na katıldı. Bu lejyon, Kızıl Ordu’dan esir alınan Türkistanlı askerlerden oluşuyordu ve üyeleri, bunu bağımsızlık mücadelesi olarak görüyordu. Savaş boyunca Berlin’de milliyetçi Türkistan gruplarıyla çalıştı. Ancak, Sovyetler tarafından yakalanma korkusu nedeniyle savaşın ardından ABD’ye sığınmayı seçti.
1950’lerde CIA tarafından keşfedilen Nazar, kısa sürede teşkilatın önemli figürlerinden biri oldu. 1959-1971 yılları arasında ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde görev yaptı. Bu dönemde, dönemin Türk sağ hareketleriyle yakın ilişkiler kurdu. Özellikle Alparslan Türkeş ile olan dostluğu dikkat çekti. Nazar, 1960 askeri darbesi sonrası Türkeş ve diğer subayların idam edilmesini önlemek için diplomatik müdahalelerde bulundu.
Türkiye’de görev yaptığı yıllarda, Komünizmle Mücadele Dernekleri'nin kurulmasında etkili olduğu ve Millî İstihbarat Teşkilâtı’nın modernizasyonuna katkı sağladığı ifade edilir. Ancak, sol çevreler tarafından aşırı sağ gruplara destek vermekle suçlandı.
1979’da İran Devrimi sonrası ABD rehine krizine çözüm bulmak için İran’a gönderilen ilk CIA görevlilerinden biri oldu. Daha sonra Afganistan’da mücahit liderlerle görüşerek, Sovyetler’e karşı direnişi organize etti. Ancak radikal İslamcı grupların desteklenmesine karşı çıktı.
SSCB’nin dağılmasının ardından, 1991’de Özbekistan’a dönen Nazar, devlet başkanı İslam Kerimov tarafından kahraman gibi karşılandı. Yıllar sonra ailesiyle buluşarak çocukluğunun geçtiği toprakları ziyaret etti.
Ruzi Nazar, Emelinde Roth ile evlendi ve iki çocuk sahibi oldu. Kızı Sylvia Nasar, “Akıl Oyunları” adlı biyografi kitabının yazarı olarak tanınıyor. Nazar, 2015 yılında Fethiye'de bir huzurevinde hayatını kaybetti. Sözcü Gazetesi’nde yer alan bir habere göre, cenazesi gizlice "Alevi Mezarlığı" olarak bilinen bir alana defnedildi.
Ruzi Nazar’ın hayatı, 20. yüzyılın çalkantılı politik atmosferinde Sovyetler, Naziler ve ABD üçgeninde şekillenen bir mücadele hikâyesi olarak tarihteki yerini aldı.




