Muhtarları muhtar yapan mahallenin halkıdır.
Halkın hizmet beklemesi onun doğal hakkıdır…
Bu satırlar Yozgat Muhtarlar Derneği’nin duvarında asılı.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın ziyaret ettiği gün duvardaki bu yazı dikkatimi çekmişti.
Muhtarlık müessesesini önemseyenlerden oldum her zaman.
Vatandaşın vebalinin önce muhtardan başladığını düşünüyorum.
Bana göre bir muhtarla-belediye başkanı arasında bir fark yok. Hatta muhtarın sorumluluğu daha fazla.
Bu gün Türkiye’de muhtarlık maalesef istenilen seviyede değil.
Önünde daha uzun yılları olan bu müessese Yozgat’ta ne kadar aktif olur, işte o bölümü tartışmak, konuşmak, irdelemek gerekiyor.
Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer, muhtarlık müessesenin aslında vatandaşla direkt irtibata geçmenin yolu olduğunu göreve gelir gelmez keşfetti.
Önce muhtarlarla koordinasyon sağladı.
21 Mahalleye 21 Park Projesi bana göre bu koordinasyonun neticesinde ortaya çıktı.
Yıllardır sadece makamı, fötr şapkası, silah ruhsatı için tercih edilen muhtarlık müessesi maalesef zamanla itibar kaybetti.
Her seçilen bu makamı layıkıyla temsil edemedi.
Bunda seçilenlerden ziyade seçenler ve devletin bakış açısı da oldukça önemli elbette.
Muhtarlık başlı başına hizmet müessesidir.
Orada başlar, hizmetin ilk noktası burada vurulur.
Başkan Başer de muhtarlara önce kurumsal bir müessese olduklarını hatırlatıp derneklerine yer verdi.
Protokolde makam açtı…
Onlara görevlerini hatırlattı, daha net bir ifadeyle hissettirdi.
Bu gün, düne göre muhtarlar ve muhtarlık makamı daha iyi bir yerde.
Düne göre iyi yerde ama yeterli seviyede değil.
Hala muhtarlık müessesi eksik, yetersiz ve kurumsallaşmasını tamamlayamamış durumda.
Tabi bunun tek başına sorumlusu ne muhtarlar, ne de belediye.
Devletin muhtarlık müessesiyle ilgili yeni düzenlemeler yapması şart. Devletin muhtarlara bakış açısı değişmediği takdirde ne kurumsallaşma ne de etki mekanizması tam manasıyla işlemez.
Bir toplumda muhtarlar ne kadar etkili olursa halkın sorunları, beklentileri, talepleri, ihtiyaçları o ölçüde hayat bulur.
Bir mahalle düşünün yolları çamurdan geçilmeyen,
Bir mahalle düşünün fakiri geceyi aç, gündüzü çileli geçisin,
Bir mahalle düşünün, aşağı sokağı asfalt, üst sokağının yolu bozuk.
Bir mahalleli düşünün muhtarını tanımıyor…
Eğer bu ve bunun gibi sorunlar yaşanıyorsa toplumda; muhtar, belediye ve devlet mekanizmasında ciddi eksikler ve sorunlar var demektir.
Buna rağmen muhtarın özverisi, fedakarlığı, girişkenliği ve vebal üstlenme sorumluluğu sayesinde hizmetin vuku bulmaması içten bile değil.
Ben Yozgat’ta pek çok şeyin muhtarların aktifleştirilmesi, muhtarların yönetim mekanizmasının içinde olması ile gerçekleşeceğine inanıyorum.
Yakında Yozgat’ın 21 mahallesine 2 mahalle daha eklenecek.
Biri Bilal Şahin diğeri Çapanoğlu Mahallesi…
Bu mahallelerin 4 Mart’ta seçimi yapılacak.
Yozgat’a iki mahalle daha kurulması demek, kentin biraz daha geliştiğini, büyüdüğünü gösteriyor.
Madem Yozgat şehir merkezinde bir şeyler oluyor, hareketlilik yaşanıyor, mahalle sayısı artıyor, o halde şehir olarak kurumlaşma yolunda ciddi adımlar atılıyor demektir.
Bu ciddi yapılanma içerisinde muhtarlara yönelik etkinliklerin, eğitim seminerlerinin, konferansların, iç hizmet programlarının düzenlenmesi,
Vatandaş-devlet köprüsünün sağlanması adına muhtarların organizesinde etkinlikler düzenlemeye sevk edilmeli,
Kesinlikle ama kesinlikle muhtarların siyasi mekanizmanın içinden soyutlanması,
“Devletin muhtarları” kavramının hayat bulması, büyüyen, büyümek isteyen Yozgat için şart.
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, muhtarlarla toplantısında; “Muhtar olmak Cumhurbaşkanı seçilmekten daha zor” diyerek, mesaj verdi muhtarlara.
Yozgat’ın yeni kurulan 2 mahallesinin hayırlı olması temennisi ile muhtarlarımızın görev ve sorumluluklarını yerine getirme adına çok ciddi bir vebalin altında olduklarını hatırlatmak isterim.
O vebal taşımasını bileni yüceltir, bilmeyeni ise…
İşte orası karışık!
HAVAMIZ BOZUK!
Yer: Yozgat…
Mekan: Çocuk parkları…
Başroller: Çocuklar!
Ocak ayında yaz güneşi. Allah’ın işine karışılmaz ama bu güneş pek hayra dalalet değil.
Bir sıcak, bir soğuk, gecesi güneş, gecesi ayaz, insanların tabiatı bozulmaya başladı.
Dün baktım anne, babalar çocuklarını parklara çıkarmışlar güneşi fırsat bilip.
Manzara oldukça renkli ama havadaki esrarengiz güneş pek tekine benzemiyor.
Zaten uzmanlar da uyarıyor, aman dikkat.
Bu havalar sadece beden sağlığını değil, ruh sağlığına da bozacak türden.
Bu güneşe aldanıp kendinizi salı vermeyin, hele hele çocuklarınızı çok iyi koruyun.
Güneşin gülen yüzü bu mevsimde insanın iki yüzü gibi tehlikeli.