İnsanoğlu elindekilerin değerini bilmemekle ısrar ededursun günler, aylar, yıllar geçip gidiyor.
Evet, bugün yeni bir yılın ilk günü..
Geride kalan onca yaşanmış olayların verdiği yorgunlukla yeni yıla 'merhaba' diyoruz. Yeni beklentiler, yeni umutlar vesaire, vesaire…
Dün gece ondan geriye sayarken sanki her şey yeni baştan başlıyormuş gibi olsa da saatler, günler, aylar aynı değişen sadece rakamlar.
Tüm acılar, burukluklar, sevinçler yine burada yüreğimizin içinde saklı..
Tüm her şeye rağmen yeni yıla girdik, kutlu olsun umut, sevinç, mutluluk getirsin...
***
Kısa yeni yıl girişinin ardından, aklımda biriktirdiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim konulara değinmek istiyorum. Kentleşme adına adımlar atılmış olsa da birçok eksiği mevcut ilimizde kısıtlı imkânlar çerçevesinde yaşamımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Ne üniversite kenti olabildik, ne tarım, ne de fabrikaları ile ünlü bir kent! Taşralığın tam anlamıyla yaşandığı, sosyal yönden eksiklerinin hissedildiği, -bunu üzülerek söylüyorum- henüz kentleşme bilincinin zihinlerde olmadığı, köylü ve dar düşünceye sahip, değişme çabası göstermeyen bir ortamdayız.
2023 vizyonuna gelmek istiyorum… Şimdi Iğdır Valisi olan ve kendisini iktidarın Valisi olarak gösteren - bu sayın valinin kendi açıklamasıdır- Sayın Vali Amir Çiçek birkaç toplantı yaparak 2023'e Yozgat'ı hazırlama çabası olmuştu program gereği…
Bana sorarsanız vakit kaybı! Başka bir şey değil…
2023'te Yozgat'ı Allah nasip ederse göreceğiz, yaşayacağız…
İnşallah o gazetelerimizde sütunlarca açıklanan Yozgat gibi olur…
Bu arada geçtiğimiz gün Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Uğur Bektaş bir basın açıklaması düzenlemişti hatırlanacağı üzre..
Toplantının konusu geçtiğimiz 2010 yılını değerlendirmek 2011 yılından beklentilerdi.. Ama Sayın Bektaş o konuşmanın arasında öyle bir konuya değindi ki içim içime sığmadı. Olabilir mi? Yapılabilir mi? Bilemiyoruz bekleyip göreceğiz onu da… Konu şu 2011 yılında il genelinde bulunan tüm esnafa 'esnaflık dersi' verilmesi. Hizmet içi bir eğitim olduğuna değinen Bektaş konunun üniversite öğrencileri tarafından yapılan memnuniyet anketi sonuçlarına dayalı olarak yapılacağını da eklemişti konuşmasına.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Kentleşme adına atılan adımların en büyüğü ne vizyon nede bir başka proje bu kadar yerinde olabilirdi.. Esnaftan başlayan bir proje halka yayılır, esnaf bilinçlenirse halk da bilinçlenir.
İlk değişim halktan olursa eminim değişim yüzdelerinin en büyüğü gerçekleşmiş olacaktır…
'Değişim' ne kadar güzel ve yerinde bir kelime.
İnsanoğlu değişimi her zaman ister değil mi?
Evini, arabasını, eşyalarını, işini vesaire…
Bu değişimin yapılması için ise gerek maddi gerek ise manevi güce ihtiyaç vardır.
Gücü kendinde hisseden birey elbette ki gerekli değişikli yapıp yoluna devam edecektir.
Velâkin tek çerçeveden dünyaya bakmaya çalışan insanların değişime ihtiyaçları yoktur.
Ne görürlerse onu uygulamaya devam ederler. Senin, benim, diğerinin o bireye değişiklik adına attığı adım her zaman reddolur…
Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime Ulu Önder Mustafa kemal Paşa'nın değişimle ilgili sözleriyle son vermek istiyorum;
“Türk milletinin istidadı ve kesin kararı, medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir.
Medeniyet yolunda başarı, yenileşmeye bağlıdır.
İnkılap, Türk ulusunun son asırlarda geri bırakılmış kurumlarını yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek uygarlık düzeyine ilerlemesini sağlayacak yeni kurumlar koymaktır.
Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların, yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir.
Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.”
Saygı ve sevgilerle...