Bu gün de MHP milletvekili mazbatasını alacak.
Vekil olmak, o rozeti takmak, TBMM çatısı altında bulunmak nefis okşayan, insan ruhunu farklı boyutlara yolcu ettiren önemli bir olay.
Bu gün milletvekili olmanın memleket adına bir getirisi, vasfı olmasa da her şeye rağmen vekil olmaya değer.
Eskiden vekillik daha fiyakalı, bir bakan ağırlığında vasfı olan, “hamili yakınım”dırları geçerlilik bulan işmiş!
Vekilin bir yaptırım/yatırım gücü varmış!
Tamam bir daire müdürünü bu gün de bir şekilde sürgüne gönderebiliyor, makamlar değiştirip, makamlar oluşturabiliyor.
Ama hepsi o kadar!
Vekillik artık farklı hale dönüştü.
Birebir ilişkiler daha ön planda.
Bakanla, biraz da başbakanla iyi olmak vasıf kazandırıyor vekile.
Tek başına iktidarın sahibi hükümette olmanız da çok bir şey ifade etmiyor çoğu zaman.
Bu gün aynı partiye mensup olduğunuz bakan dahi kimi yerde yüzünüze dahi bakmıyor.
Milletvekilliği o derece vasıfsızlaştı aslında.
O yüzden bir yerlere mesaj göndermeye çalışıyoruz, anlatmaya gayret ediyoruz Yozgat’ın en az bir “bakana” ihtiyacı var diye.
Tek başına vekillik kesmez Yozgat’ı.
Nasıl ki iktidarda olmayan bir MHP milletvekilinin Yozgat adına etkinliği belirli bir yere kadar, kusura bakmayın ama Ak Parti milletvekilininki de en az o kadar.
Hadi biraz daha fazla olsun.
Özellikle son 4 yılda mevcut iktidar milletvekilleri de “milletvekilliğinin aslında çok da etkili bir makam olmadığını” çoğu ortamda dile getirdiler.
Verdikleri sözleri TBMM çatısına girdikten sonra neden tutamadıklarını,
Kendi öz akrabalarının dahi bu gün işlerini yaptıramadığı için yüzlerine bakmadığını açık açık itiraf ettiler.
Kendi yakınına hayrı olamayan bir vekilin Yozgat’a ne faydası olur!
İşte burada vekil dayanışması gerçeği giriyor devreye.
Madem milletvekilliği tek başına bir işe yaramıyor, o halde Yozgat vekilleri Yozgat adına aynı anda masaya vuracaklar.
Hep birlikte ses çıkaracaklar, farkındalık oluşturmaya çalışacaklar.
Bekir Bozdağ Grup Başkanvekiliydi…
Bireysel çabaları ve parti içindeki etkinliği ile bir grup başkanvekilliğinden fazlasını verdi Ankara’da.
Ama yarın Ak Parti iktidarının bu ismi bakanlık mertebesine getirmesi kaçınılmaz bir beklenti.
O beklenti icraat noktasında sonuçsuz kalır, en az bir bakan sahibi olmazsa Yozgat adına yeni dönemde çok şey beklemiyorum.
Ben eminim ki Ak Parti adına Sayın Bekir Bozdağ, Ertuğrul Soysal, Yusuf Başer, bireysel girişimleri, gayretleri ile Yozgat’a hizmet noktasında ellerinde geleni yapacaklar.
Hatta onunla kalmayıp mecliste Yozgat ismini duyurma adına hep bir adım önde olacaklar.
Ama bunlar maalesef Yozgat’a yeterli hizmeti getirme adına yetmeyecek.
Ak Partili yöneticiler ve milletvekilleri şu gerçeği itiraf etme de hiçbir zaman sakınca görmediler; “Yozgat’ta yamalık o kadar büyük ki, yapılan hizmetler hiçbir zaman yeterli kalmıyor”
Bu gerçekten hareketle yol alacak olursak, Yozgat’ın hizmete olan susuzluğunu gidermek öyle kolay olmayacak.
Mazbatalarını alan milletvekillerini morallerini bozmak değil niyetim.
Tam aksine nasıl bir ortamda, hangi şartlarda hizmet edeceklerini hatırlatmak,
Seçim sırasında verdikleri vaatleri bu gün başlarını yastığı koydukları vakit yeniden düşünmeye sevk etmek.
E, sözler verildi, artık millet icraat bekliyor, hizmet istiyor.
Yozgatlı’nın milletvekili olmak iyi hoş da bir de sözü icraata dönüştürmek var. Vakit o vakit…
Eskiden olsaydı Sayın vekillerin işleri kolay derdim.
Ama bu gün milletvekili vasfının bir sınıf aşağıya çekildiği bir dönemde hangi vekil Yozgat için ne getirir, açıkçası sizler gibi bende merak ediyorum.
Hayırlı olsun, mazbatalar alındı.
Her biri şahsına münhasır insanlar.
Elbette ki planları, projeleri, Yozgat için düşündükleri vardır.
Öyle olmasa dün ki mazbata töreninde olmazlardı herhalde.
İnşallah dün bu günün başlangıcı, yarının habercisi olur.
İşiniz zor, yolunuz meşakkatli, Allah kolaylık versin demekten gayrısı gelmiyor elimizden.
YOZGAT RÜZGARI
Karnesi kırık kalbi kırık!
Karnesi kırık kalbi kırık!
Veli’nin anlamı çok derin aslında. Veli olmak, ehil olmak, aklı kabil düşünmek gerek.
Çocuk sahibi olmakla veli olunmuyor maalesef.
Doğduktan sonra saldım çayıra Mevla kayıra hesabı yapıyor çoğu anne baba.
Durumu olmayan naçarlıktan, iyi olanlar da vakit bulamamaktan çocuk yetiştiremiyor.
İyi kıyafet, çeşit çeşit yiyecek, cebine para koyup, özel okullara göndermekle de olmuyor çoğu zaman.
Çocuğa veli gibi yaklaşmayan anne-babalar, özellikle karne döneminde akıl almaz bir cehaletin içerisine giriyorlar.
Çocuklarını yarış atları misali sınavlara hazırladıkları yetmezmiş gibi, bir de karne notlarına takıyorlar kafayı.
Gözünden sakınmadıkları evlatlarının, kalplerini kırıyorlar, dünyalarını yıkıyorlar.
Güven değil korku veriyorlar.
Benim zamanımda da aynıydı, şimdide aynı düzen.
Kırık karne kırık kalp.
Eskiden bizler daha çok dert ederdik.
Şimdikilerin umurunda bile olmuyor.
E ne yapsın çocuklar sorumsuz anne-babanın arsız evladı olmak tek başına onların suçu değil.
10 gün önceden çalışmaya başladı çocuklar.
Belli bir olgunluğa gelen çocuğun çalışmasına karşı değilim.
Ama sokağa atılmadan, kötü alışkanlıkların, suçun ortasına düşürmeden çalıştırmalı çocukları.
Sorumluluk verme, sanat öğrenme adına.
Karne kırık çocukların, bu yaz tatilinde de kalbi kırık.
Anne-babalara bir tavsiye, daha doğrusu uzmanından; “Lütfen çocuklarınızı anlamaya çalışın…”