İki gün önce Adalet Sarayı’nda önemli bir toplantı icra edildi.
Kamuoyuna basın açıklaması ile duyurulan, benim de birkaç kare fotoğraf alıncaya kadar katıldığım toplantı aslına bakarsanız muhtevası bakımından oldukça önemli.
Bir basın açıklaması, ya da bilgi notu ile geçiştirilemeyeceğini düşünerek konuyu değerlendirmek istedim.
Son yıllarda adalet mekanizması oldukça genişledi.
Suç ve suçluyla mücadelede cezaevleri tek başına ıslah yerleri değil topluma kazandırma merkezleri,
Sonraki süreçte ise devlet, cezasını çekenlere baba şefkati ile yaklaştı.
Cezaevleri belki ıslah noktasında itici gibi gözükse de burada meslek edindirme, iş sahibi olma, para kazanma, sigortalı çalışma imkanı gibi pek çok olanaklar sağlanıyor.
Devlet hükümlüye cezaevi sonrasında Korum Kurulları ve Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile sahip çıkıyor.
Yozgat’ta Koruma Kurulu’nun, Cumhuriyet Başsavcısı Metin Durgun başkanlığında toplantısı yapıldı.
Cezaevi sonrası bir insanın topluma adapte olması kolay değil.
İşte kolay olmayan, insanın topluma karışmasında yaşayabileceği sosyal, ekonomik, psikolojik sorunların yeniden suça iteceği durumlarda Koruma Kurulları devreye giriyor.
Cumhuriyet Başsavcısı Metin Durgun başkanlığındaki toplantıda bu sorunlarla yüz yüze kalmış 19 kişinin 31 yardım talebi görüşüldü.
Toplantı neticesinde:
- 4 kişinin işe yerleştirildi,
- 8 kişiye ayni ve nakdi yardım yapıldı,
- 2 kişiye eğitim yardımı yapıldı,
- 2 kişiye psiko-sosyal yardım,
- 1 kişiye proje yardımı
- 1 kişiye hukuki yardım
- 6 aile içi şiddet mağduru dosyası görüşüldü.
Bakıyorum da yapılanlara, bu tür yardımları, destekleri, hayırları deyim; baba oğla, kardeş kardeşe, dost dosta, komşu komşuya yapmıyor.
Cezaevinden çıkmışınız, suçlu veya suçsuz bir şekilde kader mahkumu olup dört duvar arasında ömrünüzün bir bölümünü geçirmişiniz.
Cezaevine girdiğiniz ile çıktığınız an arasındaki düşünceniz, hayat felsefeniz, olaylara bakış açınız değişmiş.
Hayata yeni bir sayfa açmışınız, ama bulunduğunuz toplumun bakış açısı değişmemiş.
Size hala suçlu gözüyle bakıyor, sesli söylemese de tavırlar, tutumlar, yüzünüze kapanan kapanarak dönüyor.
Ya da cezaevinin verdiği psikolojik sıkıntılar yüzünden ailenizle problemleriniz var.
Oğlunuz sizi anlamıyor,
Siz eşinizi anlamıyorsunuz,
Bunu yanına bir de işsizlik, ekonomik sıkıntılar baş göstermiş.
Ne olacak o zaman?
Yeniden mi cezaevine dönmeli?
Yoksa hayatı mı küsmelisiniz?
Ya da, yuvanız mı yıkılmalı zaten yıkık olan dünyanızın üzerine.
Tam burada bir dost, hem de karşılıksız bir dost eli uzanıyor.
Tek isteği sizin iyiliğiniz, huzurunuz!
Var mı böyle bir dost?
İşte o dost, arkadaş, sırdaş, yoldaş, kardeş, candaş DEVLET oluyor.
İcabında iş de buluyor, psikolojik sorunlarınıza arkadaş da…
Yeri geliyor aile içi problemlerinize el atıyor, isterseniz meslek sahibi yapıyor.
Yozgat Adalet Sarayı’ndaki toplantıyı işte bu yüzden önemsediğimi belirtmek istiyorum.
Yozgat Cumhuriyet Başsavcılığı Savcılığı Koruma Kurulu Başkanı Sayın Metin Durgun ve kurul üyelerinin hassasiyeti çok önemli.
Alınan kararlara bakılırsa gerekli hassasiyet gösterilmiş.
Biraz önce de ifade ettiğim gibi insanların sosyo-ekonomik durumlarından tutun da aile içi sorunlarına kadar ele alınmış.
Bu yazının başlığını ‘dostluk’ vurgusu üzerine tasarladım.
Eğer suça karşı ceza veren kurum, dostluğunu da esirgemiyorsa bunu konuşmak, söylemek emeği geçenlere teşekkür etmek gerekir.
BU DA YENİ MÜDÜR ATADI
Milli Eğitim Müdürü Sayın Sebahattin Gamsız, aynı yıl içinde Yozgat’a atanmış 3. müdürdü.
Aynı yıl içinde olmasa da 2 yıl gibi kısa sürede bir ile 3. müdür ataması yapılması mevcut siyasi iradenin eğitime bakış açısını ortaya koymaya yetiyor sanırım.
Sürekli müdür değiştiren bir kurumun bulunduğu ile sağlayacağı ne olabilir?
Sayın Gamsız, göreve başladığı haftalarda bir sohbetimizde atamasıyla ilgili düşüncemi sormuştu.
Ne yalan söyleyeyim o gün; “Bir yılda 3. müdür atandı, o da siz oldunuz, 4. cüsü de olursa şaşırmam…”
O günden bu güne yıllar geçti.
Kimse müdürün koltuğuyla oynamadı.
Ta ki Milli Eğitim Bakanı değişinceye kadar.
Bu bakan da kendi atamasını yaptı, müdürleri değiştirdi.
Başarıyı makam sahiplerini değiştirmekle yakalayacağını zannedenlerin eğitimde ortaya koyacağı bilançoyu çok da merak etmiyorum.
Atamadır, ekibini kurmak istiyordur amenna, ya sisteme adapte olmuş müdürlerin gidişi ile oluşacak boşluk…
Kolay kolay dolacak mı, hesabını yaptınız mı hiç?