Hollanda bayraklı MV Hondius gemisinde 3 kişinin hayatını kaybetmesi sonrası tespit edilen hantavirüs vakaları “yeni salgın mı?” sorusunu gündeme getirdi. Uzmanlar virüsün yapısı, bulaşma riski ve Türkiye’deki durum hakkında değerlendirmelerde bulundu.

MV Hondius Vakaları Gündem Oldu
Seyir halindeki Hollanda bayraklı MV Hondius keşif gemisinde 3 kişinin yaşamını yitirmesi ve bazı vakalarda hantavirüs tespit edilmesi, uluslararası kamuoyunda endişeye neden oldu. Olay sonrası “yeni bir salgın riski” tartışmaları yeniden gündeme taşındı.
İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, hantavirüsün geçmişi, bulaşma yolları ve mevcut risklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Yeni Bir Virüs Değil”
Hantavirüslerin yeni bir etken olmadığını belirten Güzel, virüsün uzun yıllardır bilindiğini ifade etti. Güzel, kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla bulaşan bu virüs grubunun en az 40 farklı türünün tanımlandığını, her türün farklı bir konakçıyla ilişkili olduğunu aktardı.

Andes Türü Dikkat Çekiyor
MV Hondius gemisindeki vakalarla ilgili en çok dikkat çeken noktanın “Andes hantavirüsü” olduğunu belirten Güzel, bu türün diğerlerinden farklı bir özelliğe sahip olduğunu vurguladı.
Andes virüsünün insandan insana bulaşmasının belgelenmiş tek hantavirüs türü olduğunu ifade eden Güzel, buna rağmen gemideki vakalarda yayılımın bu şekilde gerçekleştiğine dair güçlü bir kanıt bulunmadığını söyledi. Dünya Sağlık Örgütü verilerinin de insandan insana bulaşmanın son derece nadir olduğuna işaret ettiğini aktardı.
Güzel, mevcut tabloyla ilgili yaygın bir salgın riskinin söz konusu olmadığını, ancak temaslı takibi ve izolasyonun önem taşıdığını belirtti.

Farklı Hastalık Tabloları Görülüyor
Hantavirüslerin tek bir hastalık tablosu oluşturmadığını söyleyen Güzel, coğrafyaya göre farklı klinik görünümler ortaya çıktığını ifade etti.
Amerika kıtasında ağır akciğer tutulumu ile seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu görülürken, Avrupa ve Asya’da daha çok böbrek yetmezliği ve kanamalı tabloyla seyreden Hantavirüs Renal Sendromu’nun görüldüğü belirtildi.

Türkiye’de İlk Vaka 2009’da
Türkiye’deki duruma ilişkin de bilgi veren Güzel, hantavirüsün yaban hayatındaki kemiricilerde varlığının 2004’te yapılan saha çalışmalarıyla ortaya konduğunu, ilk insan vakasının ise 2009 yılında Zonguldak-Bartın hattında rapor edildiğini aktardı.
Türkiye’de görülen vakaların genellikle Avrupa tipi olduğunu ve ölüm oranlarının Amerika kıtasına göre daha düşük seyrettiğini belirtti.

“Kapalı Alanlara Dikkat”
Vatandaşlara uyarılarda bulunan Güzel, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, bodrum ve benzeri alanların risk taşıyabileceğini söyledi.
Bu tür alanlara girilmeden önce havalandırma yapılması gerektiğini belirten Güzel, kuru süpürme yerine ıslak temizlik yapılmasının önemli olduğunu ifade etti. Riskli ortamlarda maske, eldiven ve koruyucu ekipman kullanımının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Erken Tanı Hayat Kurtarır”
Hastalığın başlangıçta grip ile karıştırılabileceğini söyleyen Güzel, yüksek ateş, halsizlik ve kas ağrısı gibi belirtilerin ardından nefes darlığı ya da böbrek sorunları gelişmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti.
Spesifik bir aşı veya tedavi bulunmadığını ifade eden Güzel, yoğun bakım desteği ve erken müdahalenin hayatta kalma şansını artırdığını söyledi.
Güzel, küresel ölçekte panik gerektiren bir durum olmadığını ancak bireysel korunma önlemlerinin önemini koruduğunu da sözlerine ekledi.





