Onlar ırgat ailelerin çocukları.

Senenin altı ayını dört duvar arasında, kalan altı ayını çadırlarda geçiren ırgat çocukları.

Toplayınca aileleri göçü, kurunca çadırı onlarda göçebe oluveriyor en tecrübelisinden.

Kimi okulundan izin alıp gelmiş, kimi ise hiç okula başlamamış.

Ancak hepside daha şimdiden eline ya bir çapa yada bir bel alarak tarlalarda büyüklerine yardım ediyor.

Unutmadıkları ve unutamadıkları ise 'çocuk' olmaları.

Tarlada olsa, çadırda olsa oynuyor ve gülümsüyorlar hep birden. Bozkır güneşi yüzlerini kavursa da

Bembeyaz elleri is ve kir içinde kalıp çatlasa da tertemiz yüreklerinin parıltısı gözlerine yansıyor.

Yozgat'a gelen mevsimlik tarım işçilerinin çadırdan toprağa yaşam öykülerini aktarırken çocuklarını atlamak olmaz.

Çocuk her yerde çocuk sözünü doğrulatırcasına hepside gazetemiz muhabiri Mustafa TEKER'e gülümseyen yüzleriyle poz veriyor.
Çadırlarda kalan mevsimlik miniklerin çehreleri ve portreleri de objektife böyle yansıyor.

Tarım arazilerindeki ekmek mücadelesine çocuklar da katılıyor.
İbrahim Halil henüz 6 aylık. Şanlıurfa'dan Yozgat'a geldi. O da beşiğinde her şeyden habersiz ailesi ile birlikte çadırda yaşam sürüyor.

Irgat ailelerin evlatları her şeye rağmen geleceğe güven ve umutla bakarak, daha iyi bir dünyada, daha iyi imkanlarla yaşayacakları günlerin hayallerini kuruyor çadır içinde uyudukları yer yataklarında.
Haber-Foto: İLERİ
Not: Haber ve görsellerin izinsiz kullanımında telif hakları kanunu devreye girer.

Yorumlar