Kırsalda yaşayan insanların sürekli kentlere kaçtığından dem vurup, manşetimizi süslemekle kalmadık, içeriden ayrıntıları iki sayfa halinde verip, fotoğraflarla görsel bir sunuda bulunduk.
Yetmiyormuş gibi, \'\'Bir terslik var?\'\' sorusunu irdelemeye çalıştım...
Niyetim daha çok, bu konuya kafa yorulup, tartışma ortamı yaratmaktı...
Benim gönlüm bir divane...
Asi, isyankar...
Anarşist bir ruh hali...
Öyle olunca da, \'\'Yozgat\'\' denilince hararetli tartışmalar yaşansın...
İnsanlar, dağarcıklarının eteklerinde bulunan daneleri ortaya döküversin...
Ortaya dökülen danelerden, bir villa dikemesek bile, en azından gecekondu inşa etme imkanımız olabilir mi?...
Onun derdindeyim....
Kimsenin umurunda olmasa da...
Aslında umursaması gerekenler, umursamasa da...
\'\'Terör\'\' estirmek istiyorum...
Derin uykuda olanların, gözlerini kamaştırıp, yarı uykulu da olsa karşısına dikilen çöpün niteliği görebilmeleri için...
Yozgat insanı göçüyor, gidiyor, gittiği yerden gelmiyor, gelemiyor...
Yozgat küçülüyor...
Yozgatlı mahzunlaşıyor...
\'\'Hayalet\'\' gibi yerleşim alanları karşımıza dikiliyor...
Ama neden?...
Bunun sorumlusunu, suçlusunu tek tek saymak mümkün...
Ama birilerini \'\'Günah Keçisi\'\' ilan etmek, sorunların çözümlenmesine herhangi bir katkı sağlamıyor...
O nedenler, \'\'Suçlu kim?\'\' sorusunu sormadığım gibi, \'\'Suçlu ayağa kalk!\'\' da demiyorum, bir hakim, savcı edasıyla...
Zira suçlu biziz, bizleriz, hepimizin bir şekilde suçu, kabahati vardır, önemli olan yanlıştan biran önce dönmektir...
Dün yazımı çiftçi ailesinin fert sayısı arttıkça, üretiminin aile geçimine yetmediğini, bu nedenle de göç olaylarının yaşandığını vurgulayarak, bağlamıştım...
Eğer yeterli duruma getiremezsek, o zaman bu göçlerin önüne geçme, \'\'Hayalet Köy\'\' sayılarının armasına \'\'Dur\'’’ deme imkanımız olmaz, olmayacaktır da...
Peki ne yapmalıyız?...
Çiftçinin ürettiği ürününün karşılığını almak zorundadır...
Çiftçi ürünün karşılığını...
Alın terinin karşılığını...
Alamadığı takdirde, tarım ve hayvancılık sektöründeki faaliyetler, üretimler karın doyurmayacaktır, kaçış devam edecektir.
O nedenle pazar sorununu öncelikle çözmemiz gerekir...
Örnek vereyim...
Kadışehri ilçesinde meyvecilik projesi uygulamaya konuldu...
Eğer siz ürünü orada depolayıp, oradan pazarlamaya kalkışırsanız, ilk etapta kar getirir ama sonrasında zarar etmeye başlarsınız.
O nedenle, soğuk hava deposunu il merkezinde kurup, pazarlamasını da buradan yapmak durumundasınız...
Kuracağınız depoda sadece Kadışehri\'nin meyvesini değil, Musabeyli Boğazı\'nın meyvesini, Yerköy\'ün, Akdağmadeni\'nin patatesini, Aydıncık\'ın soğanını, Çekerek\'in domatesini, Sorgun\'un karpuzunu, Boğazlıyan\'ın sarımsağını da bu depoda, depolayıp, saklamalısınız.
Sonra depoladıklarınızı, Ankara\'daki, İstanbul\'daki, Mersin\'deki tüccara, kabzımala, ihracatçıya tanıtıp, pazar oluşturmalısınız...
Yoksa, ürüne talip olanlar tırlarını Kadışehri\'ne bir defa gönderirler, iki defa gönderirler...
Sonra mı!...
Sonrasında daha uygun bir yer bulduklarında, terk edip, giderler...
Bizde \'\'İyot\'\' gibi ayazda kalırız, haberiniz ola...