Bana göre göç bir toplumun kanayan, üzerine tampon konularak mutlak suretle durdurulması gereken bir yara.
Maalesef Yozgat'ta da bu yara oldukça büyük.
680 binden bir anda 480 bin nüfusa düşünce; iktidar sahipleri 'zaten nüfusumuz buydu' açıklamasını yaparken, muhalefet kanadı 'Hayır efendim, Yozgat'ı erittiniz' gibi kısır bir polemiğin içine girdi.
Ne gariptir ki, bu polemik her iki ifadenin dışında çözüm önerisine dönüşmedi.
Son olarak köylerdeki göçten konuşmuştuk.
(Kimsenin umurunda olmasa da…)
Köylerdeki göçü görmek için okullara bakın demiştim.
Bu yıl milyarlarca lira verilerek tadilattan geçirilen okullar, ertesi yıla öğrenci bulamadığı için kapısına kilit vuruluyor.
Eğitim yuvasına o kilidi vurduran kim, GÖÇ…
Yoksa öğrenciler buharlaşıp gök yüzüne karışmıyor ya…
GÖÇÜN SON
BİLANÇOSU…
Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi adeta Yozgat'ın röntgenini çekti.BİLANÇOSU…
Gerçek nüfusumuz suları çekilmiş sahil taşları gibi çıktı ortaya.
Tüm çıplaklığı ile ortaya çıkan bu gerçek tartışıla dursun olan Yozgat'a oluyor.
İl genel meclisinin dünkü oturumunda alınan kararlarla ilgili toplantı tutanağına her Yozgatlı'nın sahip olması gerekiyor.
Zira biz toplantıdaydık, aldığımız notlar Yozgat'ın tarihi arşivinde bu günden itibaren yer buldu.
Bu gün bu arşive not düşülecek göç gerçeğini sizlerle paylaşmak istiyorum.
(Haber sayfamızda konuyla ilgili detayları fazlasıyla bulacaksanız.)
İrdeleme, konuyu masaya yatırma, dikkat çekme adına sesimizi yükseltmek gerektiğini düşünüyorum.
İşte bu gün soruyorum, Yozgat'ın İl Özel İdaresi bünyesinde mevcut olan 305 norm kadro ne oldu da bir anda 282'ye düştü.
Yozgat Valisi Necati Şentürk imzası ile dün İl Genel Meclisi'nde iki ek gündem maddesi görüşüldü.
İllerdeki kadrolar nüfus oranlarına göre tahsis edildiği için Yozgat'tan giden nüfusun zararını birileri çekmek zorunda.
Göçün sonuçları her zaman ekonomik ve sosyal verilerle ortaya çıkmıyormuş…
Bunun birde kamu kurumlarına tahsis edilen memur kadroları ile ilişkilendirilmesi gerekiyor.
İl genel meclisinin dünkü toplantısında Yozgat'taki göç yüzünden nüfusun 680 binden 480 binlere düştüğü, bu sebeple 600-799 bin nüfuslu B-6 grubundan, 400-599 bin nüfuslu B-5 grubuna kaydırıldığı ve bu sebeple İl Özel İdaresi'ndeki 305 kişilik memur ve işçi kadrosunun 282'ye düşürüldüğü ortaya çıktı.
Ve bu gerçek maalesef mecburi olarak İl Genel Meclisi üyelerince oylanarak kabul edildi.
İl Genel Meclisi üyelerine bu maddeyi oylamaktan başka şans bırakmayan tek neden GÖÇ…
İliklerine kadar göçen bu şehirde maalesef kalanlar da topraklarına yeterince sahip çıkmıyor.
Gidenler kurtuldu, kalanlara (altta kalanın canı çıksın mantığı ile) Allah yardım etsin düşüncesi hakim memlekette.
En baba Yozgatlı da, dışardan gelen yabancı da bu ifadeyi sahiplenmiş durumda.
Yozgat bu şekilde göçerken kentin aydınları ne yapıyor?
Nerede bu memleketin aydınları, kanaat önderleri.
STK'lar ne yapıyor?
Bir saksı da yaşayan çiçek gibiyiz…
Çiçek, aslında nezaketi, narinliği, güzelliği ve renkleri en masum şekilde ortaya koyan yaratılmış nadide bir bitkidir değil mi?
Ama siz o çiçeği zamanı geldiğince sulamaz,
Zamanı geldiğinde güneşe çıkarmazsanız solar!
Soldukça ölüme bir adım daha yaklaşır ve gün gelir toprağa karışır yok olur.
Çiçeğin dili yoktur, sizden su isteyemez.
Fazla suya itiraz da edemez. Ki, fazla sudan da kurur.
Yozgat'ta saksıdaki çiçek misali, “etkisiz” ve “tepkisiz”…
Bizim dibimize birileri su dökmek yerine asit döküyor aslında.
Canımız acıyor, gözlerimizden değil yüreğimizden süzülüyor acının en alası.
Gün geçtikçe yapraklarımızı da kaybetmeye başlıyoruz.
Ama tepki veremiyoruz, ayaklarımız toprağa bağlanmış gibi…
Acımızı ortaya koyamıyoruz dallarımız toprağa düştükçe…
Asit toprağa sahip oldukça bizi yok ediyor.
Her geçen gün yarım kalıyor, eksiliyor, bitiyoruz…
680 binken 480 bine düşen nüfusumuz memurlarımızı da elimizden alıp götürüyor.
Böyle giderse yarınlar daha çok şey götürecek.
Bir gün saksının içindeki çiçek misali dalları, renkleri yok olmuş, sadece boynu bükük cansız varlık haline döneceğimizden endişe ediyorum.
Ama biliyorum ki endişelerim yersiz, etki ve tepkisi olmadıkça…
Çürüyoruz, bitiyoruz, kuruyoruz, yok oluyoruz diye haykırmak istiyorum sesim duyan var mı?