Uzun zamandır amatör olarak Tiyatro oyunculuğu yaptığımı bir  çok kesim biliyor. Bazen köylere gittik, bazen büyük şehre.
    Tabi ki her yerde farklı bilgilere ve yapıya sahip değişik toplumlarla karşılaştık. Kimisini güldürmek için yapmadığımız maymunluk kalmazken kimisine de oyunu anlatmak için göbeğimizi çatlattık.
    Hiç aklımıza gelmeyen bir teklifle karşı karşıya kaldık. Bir çok sahne de oynamanın farklı insanlarla karşılaşmanın tecrübesi üzerimizde var ancak böylesiyle ilk kez karşılaşıyorduk. Teklif Cezaevinde bulunan mahkumlara tiyatro sergilemekti. Soner hocam sağ olsun bizim iyi yetiştiriyor ya hani kabul etti. Sebebi de çocukların tecrübeleri artsın. Hakikatten de öyle oldu. Daha önce mahkum ve cezaevi konulu oyunlarımız olmuştu ama oyundu bu sadece. Hem bu kez konuda bu değil.
    Konu komedi , yer cezaevi…
    Hayırlısı dedik düştük yola. Herkeste heyecanla karışık bir düşünce vardı, “Nasıl bir ortamda oynayacağız ki?” Nihayet vardık Yozgat’ın uzağındaki kapalı kutuya. Girişte güvenlik, bir daha güvenlik, bir daha güvenlik, aramalar, taramalar derken oynayacağımız sahneye vardık.
    Arkadaşlarımda ve bende gördüğüm şey bir sadelikti.
    Hepimiz saflaştık orda, artık havasından mıdır, suyundan mıdır yada Allah düşürmesin acemi olduğumuzdan mıdır bilinmez…
    Perde kapandı hazırlıklar yapıldı. İzleyiciler yerini aldı ve nihayet beklenen an geldi perde açıldı, oyun…
    Seyircinin nelere gülüp nelere tepki göstereceğini bilmediğimiz için normal bir giriş, ardından biraz yüklenme, ardından yüksek performans ve gördüğümüz sahne…
    Onlarda bizden biri…
    Oyunu takip ediyor, oyuna katılıyor, sahneleri yorumluyorlar.
    Oyun finalinde yine sorduk Sürmeli Bey’e ne olmuştur?
    Cevap 1: Ölmüştür.
    Cevap 2: Kayalıklardan kendini atmıştır.
    Cevap 3: Kendini asmıştır.
    Bunlar mahkûmlardan gelen cevaplardı ve sonra idareci bir ağabey nihayet mutlu son olmuş sevdiği kız yani Sürmeli Kızla evlenmiştir dedi oyunumuz o şekilde bitirdik.
    Alkış aldık, güldürdük, keyiflendirdik. Eminim ki onları eğlendirdiğimiz için biz onlardan daha mutlu olduk. Biz eşyalarımızı topladık çıktık, onlar İnfaz Koruma Memurları eşliğinde koğuşlarında geçirdikleri hayatlarına devam etmek üzere yürüdüler.
    Kimisine göre cezalandırılmış birine moral ne diye verilir.
    Bize göre onlar da en az bizler kadar eğlenmeyi, mutlu olmayı hak ediyor.
    Hangimiz masumuz ki?
    Ve Tatil…
    Yaklaşık bir yıldır kesintisiz olarak, gece-gündüz kavramı olmadan icra ettiğimiz bu meslekte sanırım en iyi dinlenme yolu sessiz bir ortamda sevdiklerimizle birlikte zaman geçirmek olacak.
    Bunun için bende yılın yorgunluğunu atmak üzere kısa bir süreliğine izine ayrılıyorum. Yaşananlara tepkisiz kalmak ne kadar elimde olur bilemiyorum ama yazımı okuduğunuz saatlerde Yozgat’tan uzaklarda olacağım kesin. Uzaklarda da olsam eminim ki işimi ve geride kalanları özleyeceğim.
    Fiziki bir yorgunluk olmasa da ister istemez bizim meslekte insan farklı bir yorgunluğun içerisinde buluyor kendini.
    Tıpkı kapatılıp açılan bilgisayarın her seferinde daha canlı çalışması gibi.
    12 Haziran Genel seçimini ve bu yıl büyük beğeni kazanmasıyla birlikte bir çok defa sahnelediğimiz Tiyatromuzun da sezonu kapamasından istifade ederek izine ayrıldım ve kısa süren tatilimin ardından Salı günü yeniden aranızda olacağım.
    Kalın sağlıcakla…