Günlerden Pazar...
Herkes için öğle saatlerine kadar dinlenme, sonrasında haftalık bakımların yapılıp, ardından da havanın durumana bağlı olarak piknik planlarını yaptığı bir gündür, genel olarak Pazar.
Herkesten farklı olmak işimizin gereği. İnsanlar yaptıkları planlar doğrultusunda hareket ederken, bizler monotonluk içerisinde işyerlerimizin, görev alanlarımızın yolunu tutarız. İşte o yüzdendir ki; Bu meslekte görev alanların ''Pazartesi sendromu'' gibi bir rahatsızlığı yoktur, olmaz.
Bizim meslektekilerin önem verip, ''Olmazsa olmazları'' arasında çay ilk sıralarda yeralır. Çoğunluğumuz bu çay sedvası yüzünden, oldukça sık klavye değiştirmek zorunda kalır. Bir taraftan çalışıp, diğer taraftan da çayı yudumlamaya çalışma yetisini çoğu kez yitirir, elimizdeki çay bardağını ağzımız yerine burnumuza götürüp, döktüğümüz de çok olmuştur.
Dün sabah sıradan bir gündü. Sabah yatağımdan kalktığımda, bir gün öncesinin yorgunluğu tem bedenime sireyet etmiş, ağrımadık et parçam kalmamıştı. Yataklan güç bela kalkıp, biraz ekzersiz yaparak kendimi toparladıktan sonra, üzerimi giyip, kendimi sokağa bıraktım. Biraz tempolu yürüyüş yapıp, biraz da yolumu uzatmak suretiyle, kendimce geliştirdiğim bir spor tekniğini uygulayarak, boraya ulaştım. 
Büroda çayın olmasını beklerken, ''Ne yazacağım?'' sorusuna da yanıt bulmaya çalıştım. Aradan yaklaşık bir saate yakın zaman geçmesine karşın, ne yazağım konusunda bir ipucunu dahi keşfedememiştim. ''Ne yazağım'' düşüncesi içerisinde, ''Çay hazır mı?'' sorusunu yönelttim, ''Çay hazır değil, birazdan!'' yanıtını aldım.
Bir taraftan yazabilecek gündem maddesi yok, diğer taraftan çay hazır değil. ''O halde iki ayrı konunun bileşeninden çıkacak olan bir günün hikayesi olabilir mi? Olabilir'' diyerek, aldım klavyeyi önüme başladım, tuşlarına arka arkaya basmaya...
Diğer taraftan da ''Yazdıklarımın, bir günün hikayesinin de bir anlamı, mesajı bulunmalıdır!'' düşüncesini de bir türlü kafamdan atamadım, bu satırlara gelinceye kadar.
Şu bir gerçek ki; Yozgat'ın da gündeminde birden fazla yorumlanacak konusu mevcut. Bizlerin konu bulmakta sorun yaşamamızın nedeni ise, başkalarının konuşmaması, topu sürekli bizlere atıp, oyun arkadaşı olabileceklerin sahayı bile terketmeleri, gündemin boş kalmasına neden oluyor. Genel konulara değinmek kolay. Ortaya bir konu atılıyor, herkes o konuya ilişkin görüş ve düşüncesini sıralıyor. Bunların arasına dahil olduğunuz da günlerce, sayfalar dolusu yazıları kaleme alma şansınız vardır. Ama sadece yerel konulara baktığınızda aynı şeyi göremiyorsunuz. Eğitim konusundaki sorunu yazıyorsunuz, kimseden ''Tık'' sesi çıkmayınca, yazdığınızla kalıyorsunuz. Açılımın Yozgat açısından değerlendirmesini yapıyorsunuz, ilgilisinden, ilgisizinden ''Tık'' sesi gelmeyince, devamını getiremiyorsunuz. İşte o zaman da Yozgat'ın gündemini gündemsizlik oluşturuyor.
Bu arada çay hazırmış, buyurun çay partisine...