Bozok Bilim İletişimi Ofisi’nde düzenlenen etkinlikte, Türkiye’nin deprem gerçeği, depreme dayanıklı yapılaşmanın önemi, bireysel ve toplumsal düzeyde alınması gereken önlemler ile depremle birlikte yaşama kültürü ele alındı.
Söyleşinin moderatörlüğünü İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zülfiye Acar Şentürk üstlenirken, Rektör Danışmanı ve Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Yapı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fuat Köksal katılımcılara kapsamlı bir sunum yaptı.
Prof. Dr. Köksal, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de deprem riskinin bilinen bir gerçek olmasına rağmen gerekli önlemlerin yeterince alınmadığını vurguladı.

Depremlerin “beklenmedik” olaylar olmadığını belirten Köksal, asıl yıkımın depremin büyüklüğünden ziyade yapı kalitesi, denetim eksikliği ve risk azaltma politikalarının yetersizliğinden kaynaklandığını ifade etti.
Türkiye’de yapı stokunun önemli bir bölümünün hâlâ yüksek deprem riski altında olduğunu belirten Köksal, özellikle 2000 yılı öncesi inşa edilen binaların ve imar aflarıyla yasallaştırılan mühendislik hizmeti almamış yapıların büyük tehlike oluşturduğuna dikkat çekti. Resmî verilerin milyonlarca konutun acilen dönüştürülmesi gerektiğini ortaya koyduğunu hatırlatan Köksal, buna rağmen ülke genelinde güncel ve şeffaf bir yapı envanterinin bulunmadığını dile getirdi.

Kentsel dönüşüm uygulamalarının risk azaltma amacından uzaklaştığını ifade eden Köksal, dönüşümün yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını; zemin yapısı, nüfus yoğunluğu, ulaşım altyapısı ve toplanma alanlarıyla birlikte ele alınması gereken kamusal bir planlama süreci olduğunu söyledi. Deprem toplanma alanlarının yetersizliğinin ve plansızlığının da büyük bir sorun olduğuna dikkat çekti.
Afet yönetiminin yalnızca afet sonrasındaki müdahalelerle değil, afet öncesinde yapılan hazırlıklarla ölçülebileceğini vurgulayan Köksal, okullar, hastaneler ve kamu binalarının güvenliği konusunda kamuoyuna yeterli ve şeffaf bilgi sunulmadığını belirtti.
Söyleşinin sonunda, afetlerin kader olmadığına dikkat çekilerek; bilimi, mühendisliği ve kamusal sorumluluğu esas alan politikaların hayata geçirilmesi gerektiği vurgulandı.
Prof. Dr. Köksal, 6 Şubat’ta hayatını kaybeden vatandaşlara karşı en büyük sorumluluğun, benzer acıların yeniden yaşanmaması için bugünden harekete geçmek olduğunu ifade etti.




