Bozok Platosu’nun doğal güzellikleri ve yayla havasında düzenlenen etkinlik, 12 Ağustos 2026 Çarşamba günü Kırım, Cihanpaşa ve Türkmensarılar köyleri civarında yapıldı.
Saat 18.00’de başlayan ve gece yarısına kadar devam eden etkinliğe Prof. Dr. Mustafa Böyükata’nın yanı sıra Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Cevizli, Felsefe Öğretmeni ve Müdür Yardımcısı Bayram Atmaca, Daire Başkanı Alpaslan Doğan, bitkisel hasar tespit uzmanı ve emekli bürokrat Muharrem Arslan, Emekli Hava Uçak Bakım Astsubayı Erdoğan Öztürk, genç iş insanı Alper Karaca, üniversite ve lise öğrencileri ile ortaokul ve ilkokul öğrencileri katıldı.

Etkinlik kapsamında Türkmensarılar köyünde mola veren katılımcılar, çevre hakkında bilgi aldı.
Köy halkından bir çiftçinin, İl Özel İdaresinden emekli Tahsin Duyar’ın bahçesinde yetiştirilen tarım ürünleri incelendi. Çocuklar, bahçede yetiştirilen sebze ve meyveleri yerinde görme fırsatı buldu.
Ziraat Mühendisi Muharrem Arslan, bitkilerde “soğuk vurması” ve “don olayı” hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Etkinliğin devamında yol üzerinde açığa çıkan kayaçlar incelendi. Katılımcılar, fay yüzeylerini yerinde gözlemleyerek bölgenin kırıklı tektonik yapısı hakkında bilgi edindi.
Jeoloji Mühendisliği Öğrencisi Seyitalp Böyükata rehberliğinde, 9-13 yaş grubundaki çocuklara yönelik Kırım köyünün kuzeyinde, Cihanpaşa köyü yolu çevresinde jeoloji gözlemleri yapıldı.
Radyolaryan çörtler ve serpentinitler üzerinden okyanusal kabuğun oluşum süreçleri anlatıldı. Ofiyolitik istif, Üst Kretase döneminde Tetis Okyanusu’nun kapanışı, denizaltı volkanizması ve çökellerin ardalanması ile bölgenin jeodinamik gelişimi hakkında bilgi verildi.
Kırım köyünde Menderes Köksal’ın aile büyüklerinin anısına yaptırdığı çeşme başında piknik yapan katılımcılar, doğa ve bilim üzerine sohbetler gerçekleştirdi.
Etkinlikte çocuklar teleskop kurulumunu gözlemleyerek Güneş gözlemi yaptı. Katılımcılar, Güneş’i daha yakından tanıma fırsatı buldu.
Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Cevizli, çocuklara gezi ve gözlem notu tutmaları konusunda bilgi vererek izlenimlerini yazıya dökmelerini önerdi.
Bayram Atmaca da bölgedeki gözlem için uygun yükseltiler ve topografik özellikler hakkında bilgi paylaştı.
Erdoğan Öztürk, geçmişten anılarını anlatarak gökyüzü gözlemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Alpaslan Doğan ise gökyüzünün dinlendirici yönüne dikkati çekerek etkinliğin farklı bir deneyim sunduğunu ifade etti.
Alper Karaca da programın yeni insanlarla tanışma ve bilime yönelik ilgiyi artırma açısından önemli olduğunu belirterek benzer etkinliklerin devam ettirilmesini önerdi.
Etkinliğin gece bölümünde yıldızlar ve gece gökyüzü gözlemlendi. Cep telefonlarında kullanılan bazı yazılımlar aracılığıyla yıldızların tanınabileceği anlatıldı.
Katılımcılar ayrıca Samanyolu hakkında bilgi edinirken, haberleşme uygulamaları üzerine de sohbet etti.
Ağustos ayında gökyüzünde gözlenen dikkat çekici olaylardan biri olan Perseid meteor yağmuru sırasında Bozok Platosu’nda meteor geçişleri de izlendi. Katılımcılar, gözlenen meteorları heyecanla takip etti.

Etkinliğin öncülüğünü yapan Prof. Dr. Mustafa Böyükata, Yozgat çevresinin doğal güzellikler açısından zengin olduğunu belirterek, bilimsel faaliyetlerin toplumda yaygınlaştırılması için bu tür etkinliklerin artırılması gerektiğini söyledi.
Böyükata, etkinliğe katılan çocukların yanı sıra yetişkinlerin de yeni kavram ve olaylar hakkında bilgi edindiğini ifade ederek, aile bireyleriyle birlikte bilimsel gözlem yapmanın farklı kazanımlar sağladığını kaydetti.
Etkinliğin alışılmış gözlem programlarının ötesinde olduğunu belirten Böyükata, farklı yaş ve meslek gruplarından insanların bilim ve doğa üzerine sohbet ettiği sıcak ve samimi bir ortam oluştuğunu aktardı.
Böyükata, “Bozok Platosu Doğa ve Gökyüzü Gözlem Şenliği” ile bilimin yalnızca sınıf, laboratuvar ve konferans salonlarıyla sınırlı olmadığının bir kez daha gösterildiğini belirtti.
Etkinliğin sonunda, gözlem, merak, soru sorma ve keşfetme yoluyla gerçekleştirilen bu tür faaliyetlerin çocukların doğa ve gökyüzüne ilgisini desteklediği, yetişkinlerin bilimsel gözlem süreçlerine katılımını sağladığı ve akademisyenlerle toplumun farklı kesimleri arasında doğrudan iletişim kurulmasına katkı sunduğu değerlendirildi.
Bu tür etkinliklerin farklı zaman aralıklarıyla sürdürülmesinin faydalı olacağı ifade edildi.





