Güney Amerika'nın yoğun ormanları, bilim dünyasının henüz tüm ayrıntılarıyla tanımlayamadığı canlı türlerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Bunun son örneklerinden biri Bolivya'da ortaya çıktı.
Bolivya'da yıllar önce ormanda bulunarak bir yaban hayatı merkezine getirilen küçük bir kedi, ilk bakışta sıradan bir evcil kedi yavrusu olarak değerlendirildi. Ancak hayvan büyüdükçe hem görünümü hem de davranışları, uzmanların dikkatini çekmeye başladı.
Yapılan araştırmalar, kedinin daha önce bilinen kaplan kedisi türleriyle benzer özellikler taşımasına rağmen genetik açıdan farklı bir çizgiye sahip olduğunu ortaya koydu.
Kedinin kimliği DNA araştırmasıyla ortaya çıktı
Bolivya'nın La Paz kentindeki San Andres Üniversitesi'nden bilim insanı Paola Nogales-Ascarrunz, yaban hayatı merkezinde gönüllü olarak çalıştığı dönemde "Tigrino" lakaplı kedinin alışılmışın dışında özelliklere sahip olduğunu fark etti.
Ormanlık bir bölgede yerli bir kişi tarafından bulunan kedi, ilk dönemlerinde evcil bir yavru kedi sanıldı. Ancak zaman içerisinde hayvanın evcil kedilerden farklı davranışlar sergilemesi ve fiziksel özellikleri, bilim insanlarının dikkatini çekti.
Bunun üzerine araştırmacılar, dünyanın farklı bölgelerindeki bilim insanlarıyla iş birliği yaparak kaplan kedilerinin genetik geçmişini incelemeye başladı.
Çalışmada yalnızca yaşayan hayvanlardan elde edilen genetik materyaller değil, müzelerde korunan örneklerden alınan DNA verileri de kullanıldı.
Araştırmanın sonuçları, Bolivya'daki kedinin daha önce tanımlanmış türlerle aynı genetik gruba dahil edilemeyeceğini gösterdi. Böylece hayvan, "Leopardus tilcayo" bilimsel adıyla yeni bir tür olarak tanımlandı.
"Dünya için yeni bir türe sahip olmamız muhteşem"
Araştırmacı Paola Nogales-Ascarrunz, keşfin bilimsel açıdan önemine dikkat çekerek, halen keşfedilmeyi bekleyen türlerin bulunmasının şaşırtıcı olduğunu belirtti.
Nogales-Ascarrunz, yeni türlerin ortaya çıkarılması için her zaman dünyanın ulaşılması zor bölgelerine gitmek gerekmediğini, bilim insanlarının uzun süredir bilinen bölgelerde dahi yeni canlı türleriyle karşılaşabileceğini ifade etti.
Brezilya'daki Rio Grande do Sul Katolik Üniversitesi'nden koruma genetiği uzmanı Eduardo Eizirik de küçük vahşi kediler hakkındaki bilgi eksikliğinin keşfin uzun süre fark edilmemesinde etkili olduğunu belirtti.
Eizirik'e göre, bölgede bu hayvanlara ilişkin kayıt ve fotoğraf sayısının az olması ve müze koleksiyonlarında örnek bulunmaması, türün bilimsel olarak tanımlanmasını geciktirdi.

Kaplan kedileri birbirine çok benziyor
Kaplan kedileri, Güney ve Orta Amerika'nın çeşitli bölgelerinde yaşayan, evcil kedi büyüklüğünde küçük vahşi kedilerden oluşuyor.
Bu hayvanlar dış görünüş açısından birbirlerine oldukça fazla benziyor. Tüylerindeki benek ve çizgiler ile vücut yapılarındaki benzerlikler nedeniyle, türlerin birbirinden ayrılması uzmanlar açısından dahi zaman zaman güçlük yaratıyor.
Bilim insanları uzun yıllar boyunca bu kedileri sınırlı sayıda tür altında değerlendirdi. Ancak gelişen genetik araştırma yöntemleri, görünüş olarak birbirine benzeyen hayvanların aslında birbirinden ayrı evrimsel geçmişlere sahip olabileceğini ortaya çıkarmaya başladı.
Son araştırmayla birlikte kaplan kedilerinin bilinen çeşitliliğinin daha önce düşünülenden fazla olduğu belirlendi.
Araştırmada beş farklı kaplan kedisi türüne işaret edildi
Current Biology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, bilimsel değerlendirmeler sonucunda kaplan kedileri grubunda üç yerine beş farklı tür bulunduğu sonucuna ulaşıldı.
Daha önce bu grupta kuzey kaplan kedisi ya da oncilla (Leopardus tigrinus) ile güney kaplan kedisi (Leopardus guttulus) tanımlanmıştı. Bulutlu kaplan kedisinin (Leopardus pardinoides) de daha yakın dönemde ayrı bir tür olarak kabul edilmesiyle sınıflandırma yeniden şekillendi.
Bolivya'da tanımlanan Leopardus tilcayo ise bu araştırmayla birlikte kedi ailesinin biyolojik çeşitliliğine eklenen yeni türlerden biri oldu.
Bilim insanları şimdi vahşi doğadaki diğer bireyleri arıyor
Yeni türün bilimsel olarak tanımlanması, araştırmanın son aşaması olarak görülmüyor.
Bilim insanları, şu an için türün doğrulanmış yaşayan tek bireyinin Bolivya'daki bir yaban hayatı koruma merkezinde bulunduğunu belirtiyor. Ancak uzmanlar, Leopardus tilcayo'nun doğada başka bireylerinin de bulunabileceğini düşünüyor.
Özellikle Bolivya'nın Yungas bölgesindeki yoğun ormanlarda küçük vahşi kedilerin görüldüğüne ilişkin geçmişte çeşitli bildirimler yapılmış olması, araştırmacıların dikkatini bu bölgeye yöneltiyor.
Bundan sonraki çalışmaların, yeni türün hangi bölgelerde yaşadığını, doğal ortamındaki davranışlarını, beslenme biçimini, nüfus büyüklüğünü ve karşı karşıya olduğu tehditleri ortaya koyması bekleniyor.
Yeni türün keşfi koruma çalışmalarını da etkileyebilir
Uzmanlara göre bir canlı türünü koruyabilmek için öncelikle o türün nerede yaşadığının, popülasyonunun ne durumda olduğunun ve hangi tehditlerle karşı karşıya bulunduğunun bilinmesi gerekiyor.
Kaplan kedileri de bu açıdan özel bir önem taşıyor. Ormansızlaşma, yaşam alanlarının parçalanması ve yasa dışı avlanma, bölgedeki küçük vahşi kedilerin karşı karşıya olduğu başlıca tehditler arasında gösteriliyor.
Daha önce aynı tür altında değerlendirilen hayvanların aslında farklı türler olduğunun ortaya çıkması, koruma stratejilerinin de yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Oxford Üniversitesi Yaban Hayatı Koruma Araştırma Birimi'nden araştırmanın ortak yazarlarından Caroline Sartor, türlerin doğru şekilde tanımlanmasının koruma çalışmalarının temelini oluşturduğuna dikkat çekti.
Sartor, evcil kedi boyutundaki hayvanların uzun yıllardır bilim insanlarının araştırma konusu olmasına rağmen halen yeni türlerin ortaya çıkarılmasının, dünyanın biyolojik çeşitlilik açısından yeterince araştırılmamış bölgelerinin bulunduğunu gösterdiğini belirtti.

Kedi ailesindeki bilinen tür sayısı artabilir
Keşfin etkisi yalnızca Bolivya'daki yeni türle sınırlı değil.
Bilim insanlarının değerlendirmelerine göre, yeni bulgular dünyanın kedi ailesine ilişkin mevcut sınıflandırmanın da yeniden ele alınmasına neden olabilir.
Evcil kedilerden aslan, kaplan ve diğer büyük kedilere kadar tüm kedi türlerini kapsayan Felidae ailesinde resmi olarak tanınan tür sayısı uzun süre 41 olarak kabul edildi.
Yeni genetik araştırmalar ve küçük vahşi kediler üzerinde yürütülen çalışmalar ise bu sayının 44 veya 45'e kadar çıkabileceğine işaret ediyor.
Uzmanlar, özellikle daha önce bilimsel araştırmalarda büyük kediler kadar ilgi görmeyen küçük vahşi kediler üzerinde yapılacak kapsamlı genetik çalışmaların, önümüzdeki yıllarda yeni türlerin tanımlanmasını sağlayabileceğini belirtiyor.
Müzelerdeki örnekler bilimsel araştırmalara ışık tutuyor
Araştırmacılar, keşifte doğa tarihi müzelerinde muhafaza edilen örneklerin de önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.
Antwerp Üniversitesi'nden Jonas Lescroart, geçmişten günümüze korunan müze koleksiyonlarının, günümüzde yapılan genetik araştırmaların karşılaştırma yapabilmesine olanak sağladığını belirtti.
İskoçya Ulusal Müzeleri'nden memeliler uzmanı Andrew Kitchener ise küçük benekli Güney Amerika kedilerinin birbirlerine çok benzemesi ve geçmişten kalan örneklerin sınırlı olması nedeniyle sınıflandırılmasının uzun süre karmaşık kaldığını ifade etti.
Kitchener'a göre, tüm genom dizileme yöntemlerinin gelişmesi ve hayvanların doğal yaşam alanlarından elde edilen yeni örneklerin artması, bu türlerin birbirinden ayrılmasını kolaylaştırıyor.
Bilim insanları, Bolivya'da yapılan son keşfin küçük vahşi kedilerin dünyasına ilişkin araştırmaların henüz tamamlanmadığını gösterdiğini vurgularken, gelecekte yapılacak genetik çalışmaların başka sürprizleri de ortaya çıkarabileceğine dikkat çekiyor.





