Haftasonu Sarıkaya’da ki şehidin evindeydim... Herkesin yüzünde acıdan ziyade vatan için bir evlat yetiştirmenin haklı bir gururu vardı...
İğnelerle sakinleştirilmiş bir anne...
Üzerinde Hakkari Jandarma Komutanlığı yazan bir eşortman üstü ile dayı...
Ve yıllarca yiğenini görmemiş şehit haberi ile sarsılmış bir gözü yaşlı teyze...
Asabi bir okadarda mağrur olayları kontrol altına almaya çalışan bir anneanne...
Çünkü canının canı yanmış suçlu bulamamış ne yapacağını şaşırmış... En iyisi sert bir maske takıp kimseyle söyleme girmemek, yüreği bastırmanın en kolay susma şekli...
Evet böyle bir sahnede ben etrafı incelerken çocukluk fotoğrafı dahi olmayan şehit Doğan Göçer’in askerlik fotoğrafları elden ele geziyor duvarları süslüyor, nasıl bir acıdır bu ya...
Evet yıllar sonra düğün haberi yerine şehit haberi almış bir annenin donuk bakışları arasında beyin dalgalarımın titreştiğini, kalbimin artık gögüs kafesime sığmadığını fark ettim.
Kendimi koydum acılı annenin yerine ne diyebilirim, ne yapabilirim düşünceleri arasında gel gitler yaşarken...
Nefes alamadım, darlandım, bir ara sesimi yükselttiğimi Tarık’ın bakışlarından hissettim..
Öyle sinirlendim ki, kime, neye, nasıl, niçin, bilmeden...
Vatanın bölünmez bütünlüğünü korumak için 20 yaşında fidanları bir hiç uğruna iki üç çapulcu, dağdaki köpek uğruna toprağa vermeye mi?
Yoksa sahipsiz bırakılmış bir şehit cenazesi evine mi?
Her kafadan bir ses çıkıyor, kimse o acıya sahip çıkmıyor, bu yüzden acısını bile yaşayamayan aile fertlerinin yalnızlığına mı?
Neye bilmiyorum, ama sinirlerime hakim olamamanın verdiği boşlukla, sitem ettim, herkese, yetkililere, gelmişe, geçmişe herkese...
Yıllarca savaşıp birlikte kazandığımız bu toprakların her bir karışını dedelerimizin kanı ile sulamış bir nesil olarak neyin kavgasını yapıyoruz?
Neden canlar düğün yerine cenazeye gidiyor, Neden bedenler yeşerip çoğalmak yerine kara toprak altında çürümeye bırakılıyor?..
Düşündüm durdum, ama bu nedenleri daha çok düşünür ama hiç bir zaman cevabını bulamıyacağım inandım. Sanırım ben bu meslekte oldukça daha çok acılı annenin gözlerinde boğulur, nefessiz kalacağım. Ve sanırım acının isyan halini yaşamamak için daha çok, göz yaşlarımı içime akıtacağım...
Ama sormadan söylemeden, takıldığım konuyu açıklığa kavuşturmadan da rahat edemiyeceğim...
Ben bu acıları yaşarken ve susamazken tüm medya, nasıl sustu?
Evet akşam haberleri bilmem bir dağda karakol bastılar şu kadar şehit var, bu kadar ailenin ocağına ateş düştü... Saniyelik cenaze görüntüleri ve ‘Vatan sağolsun’ nidaları... Hepi topu 3 dakika, belkide değil...
Ve arkasından şu sanatçı Boğaz’da bilmem kimle kaçamak yaparken kameralarımıza takıldı... Çevir çevir görüntü göster ve 15 dakika hatta daha fazla...
Bu mudur, 20 yaşında kara toprağın bağrına teslim ettiğimiz çocuklarımızın ödülü, bu mudur vatanın bölünmez bütünlüğü için yok olan canların ödülü?
Bunun bir izahı, bunun bir açıklaması, bunun bir mantık şekli yok...
Kim ne derse desin, bunun cezası ne ise razıyım? Ama ben iki üç köpek için gencecik fidanların toprağa girmesini ve buna sessiz kalınmasını kabul edemiyorum...
Bırakalım onu dokuzu da bir şeyler yapılsın benim devletimin topraklarında bana karşı baş kaldıran yılanın başının ezilmesini zevkle seyredelim...
O köpekleri güldürmemek için ağlamayan anaların, babaların, dayıların, teyzelerin, halaların, amcaların acısına melhem olalım...
Bu yüzden sayın yetkililer basını susturmak yerine, bir çözüm bir çare bulun...
Ve basının sözde ağır kalemleri kana bulanmış kalemlerinizi saklamak yerine o kanla yazılan yazılar yazarak güldürmek için ağlamadığımız köpeklerin haddini bildirin.
Ve Türk halkı bir an evel silkinip kendinize gelin.. Aramızda beslediğimiz bu köpeklerin bir an evel sesini kesin...
Amacım kimseyi kışkırtmak değil, yanlış anlaşılmasın benim amacım sadece bir saat bile dayanamadığım bir acının merkezindeki yüreği yanan annelerin yüreğine su serpilsin...
Bilirim ki basın sussada bu acı susmayacak, bu yürek yangını sadece bu anlamsız terör biterse sönecek.. Bu yüzden tek dileğim, analar ağlamasın, ocaklar yanmasın... Ve basın susmasın...