Medyada atılan başlıklara baktım, hiç biri böyle değildi…
Ya nasıldı:
Başbakan Erbil’ de
Başbakan ilkleri yaşadı
Hz. Ali’ nin Necef’ te ki kabrini de ziyaret etti
“BOP Eşbaşkanı kürdistanda” diyecek halleri yoktu, ya !...
Ya da Kerkük’ e ne zaman gidecek ! , diye…
Karşılama sırasında göndere çekilmiş benim Ay – Yıldızım tüm şanı ile dalgalanıyor.
Yanı başında ise gölgesinin vurduğu Barzani’ nin bayrağı.
Uçaktan inen Başbakanın ilk sözü: “Sayın Başkan Nasılsınız?”
Nasıl olsun?
Bir tarafta seçimler yaklaştıkça “Sivil İt aatsizlik” diye oy avcılığına çıkmış, sokaklara dökülen, polise tokat atan, elindeki taşı da atmayı aklından geçiren vekiller (!) hadlerini aşarken,
Diğer tarafta Osmanlı zamanında Paşa’ lar Bodrum’da ev hapsi çekmek üzere sürgüne gönderilirdi, dedikten sonra bu büyük buluşunun ödüllendirilmesini -zar düşünerek- vekilliğe aday adayı olan Türköne’ yi seyrederken,
Medyada yer alan “Bağlama diplomasisi” ne göre danışmanlarından birinin eline verdikleri “Bağlama” bir yandan, Devlet Bakanının çaldığı piyano eşliğinde “Burası Huş’ tur” türküsünü söyleyerek, Kürt Sorununu kökünden çözmeyi amaçlayan heyet ile görüşürken,
İmralı’ dan verdiği her talimatı yerine gelen, bir eli yağda, bir eli balda olan bebek katilinin de, Talabani’ nin de tadından yiyemeyecekleri bir ortam yok mu? Daha nasıl olsunlar?
Bütün bunların sebebini 7’ den 70’ e herkes yemiyor yemesine ya hiç kimse çıkıp da “Kral çıplak!” diye haykırmıyor. Evet, aslında tüm hesaplar Doğu ve Güneydoğu oyları üzerine yapılıyor…
Bu nedenle de BDP ile AKP arasında şirinlik savaşı hüküm sürüyor…
Çünkü pasta oldukça büyük, ne yana doğru meylederler ise o tarafın ihya olacağı düşünülüyor.
Her toplantıda, düğünde, açılışta “3 çocuk yapın” diye bağırılmasının altında da bu yatmıyor mu sizce de?