Siyaset bir bilim dalıdır. – her ne kadar çoğu zaman film gibi algılansa da-
Bu nedenle de kendine has bir dili, jargonu, kullanılan terim ve deyimleri mevcuttur.
Bunların kimi ulusal kimi de uluslararasıdır.
Doğaldır ki, bu dil, deyim ve terimler zaman ve mekâna göre değişmekte, tıpkı kıyafet ve fikirlerde yaşanan moda gibi farklılaşmakta, kendine özgü vücut dili ile de zenginleşmektedir.
Bunlar arasına çok partili hayata geçtiğimiz son elli yıldır girenlere bir göz atacak olursak; ekonomi, Sosyal Devlet, referandum, kasket, fötr şapka, Ecevit Mavisi, hoca, bir bilen, at, kurt, güvercin, sana – tüp kuyrukları, Kıbrıs, akıncı, ülkücü, komünist, kadayıfın altı kızarmadı, kanlı mı olacak, kansız mı, yollar yürümekle aşınmaz, bu kış komünizm gelebilir, köprüleri, otoyolları sattırırım-sattırmam, dört eğilimi birleştirdik, çikita muz, enflasyon, hayali ihracat, arı, altı ok, horoz partisine varıncaya kadar yüzlerce terim ve tabir ile tanışmıştık…
Sonrasında sınav skandalları, gemicik, one minute, Recep Bey, Kemal Bey, balkon konuşmaları, helalleşme, hesaplaşma beraber yürüdük bu yollarda, bi daha bi daha ile de tanıştık…
Balkon konuşmalarını ilk yapan bizim usta değil elbette…
Özellikle İngiliz Kraliyet Ailesi, Adolf Hitler, Mussoloni, ABD Başkanları gibi bir çok başka örnekte mevcut…
Üstüne üstlük sanki futbol takımları Avrupa ya da Dünya Şampiyonu olmuş gibi nispet yaparak CHP’ nin önünden korna çalarak geçen, bi daha bi daha diye göbek atıp, şarkılar söyleyip, halay çekip, göbek atanlara, tüm kamuoyunun beklediği gibi toparlayıcı, birleştirici ve kaynaştırıcı konuşmasını yapan AKP Genel Başkanı nutkunun sonunda da her zamanki gibi avazı çıktığı kadar “… gün, hesaplaşma değil, helalleşme zamanıdır…” diye bağırdıktan sonra da havai fişekler atılmaya, Ata kulenin ışıkları yanıp yanıp sönmeye başladı.
Hiç şüphesiz taraftar ve yandaşlar, çalışmalara katılıp emek harcayanlar sevinç duyacaktır çünkü kim ne derse desin elde edilen başarı, azımsanacak, küçümsenecek bir durum değildir…
Son genel seçimlerin 3’ ü, mahalli seçimlerin 2’ si, referandumların 2’ sinden galip çıkılmıştır…
Ne var ki körü körüne “Hakkımız helal olsun.” demek, vefat eden birinin ardından hiç tanımasanız bile “Hakkımız helal olsun, helal olsun, helal olsun…” demeye benzer…
Siz ise daha aradan 48 saat, 72 saat geçmeden önce söyleyeceğinizi söyleyeceksiniz, ardından alırım bir helallik, bağlarım işi diyeceksiniz… Yok öyle…
Geçen gün katıldığım bir sohbette hocaya sordum:
“Senin yaptığını Çorumlu yapmaz.” deriz, helallik almak için tüm Çorumluları gezip teker teker helallik mi almamız gerekir.” deyince Hocanın da Çorumlu olmasından mıdır, nedir cevap olarak dedi ki:
"Sadece Çorumdakilerin değil, Türkiye’ deki hatta dünyanın her yerindeki tüm Çorumlulardan helallik alman gerekir” deyince kala kalmıştım.”
Ondan beridir helalleşmemek için söz ve davranışlarıma daha fazla dikkat eder oldum…
Bu, tıpkı toplumda her türlü herzeliği yapıp, ardından da özür dilerim, pardon, demeye benzer ki hiç de inandırıcı ve ikna edici değildir.
Siz helalleşmek isteyince karşınızdakilerden birisi de çıkıp “Hesaplaşmadan, helalleşme olmaz.” der ise de buna saygı göstermek ve önce hesaplaşıp ardından da helallik almak gerekir.
Kim, niye, neden helalleşmek ister ki? O da ayrı bir konu ya…