Dün İl Genel Meclisi ilginç bir tartışmaya sahne oldu.
    Aslında çocukça bir tartışma.
    Çocukça tartışma kısmına meclis üyeleri biraz bozulabilirler ama hakikaten de öyle oldu.
    İl Genel Meclisi toplantılarını son birkaç aydır arkadaşlarım takip ediyordu.
    Zaman zaman gittiğim nadir toplantılarından biriydi dünkü toplantı.
    Toplantının elle tutulur gündemi İl Özel İdaresi bünyesine kazandırılması gereken yolların 4300 kilometrelik yol ağına dahil edilmesiydi.
    Her zamanki gibi açılış, yoklama, geçen oturum tutanak özetinin okunması, yazılı önergelerin sunumu şeklide başladı toplantı.
    Sıra gündeme geldiğinde komisyon başkanı bilgi verdi.
    Komisyonun aslında merkezle birlikte 14 ilçeyi gezip, yolları tespit etmesi gerekiyor. Ama vakit darlığından sadece 5 ilçe gezilmiş. 
    Tespit edilenleri de meclis gündemine getiren komisyonun mantığı herhalde en azından ilk beşini aradan çıkaralım mantığıydı.
    İl Özel İdaresi Yol Şube Müdürü Osman Bey de görüşmeler sırasında ifade etti:
    Yozgat'ta İl Özel İdaresi'ne bağlı 4300 kilometrelik yol ağı var ve bunun tamamına zaten yetişilmiyor.
    Yani bu 4300 kilometreye yeni kilometreler eklemek çok da bir şey ifade etmiyor aslında.
    Nihayetinde envanterde bulunmayan yolları, yol ağına dahil etmek yol ağına yük getirmekten başka bir şey değil.
    Aydıncık'ın MHP'li meclis üyesi Dursun Karaca da ilçesinde envantere kayıt edilmesi gereken yollar olduğunu söyleyinceye kadar aslında her şey yolundaydı.
    Karaca ne zaman ki 'Yolların bu durumu ilçelerin kanayan yarasıdır' dedi, işte bu sırada Meclis Başkanı Üzeyir Arslan sözü aldı.
    “Sizin kadar biz de biliyoruz Aydıncık'ın durumunu” demeye getiren bir konuşma yaptı.
    Üzeyir Arslan'ı meclis oturumlarında özellikle takip ederim, elinden geldiğince kontrolü elinde tutmaya çalışır.
    Meclis üyelerin çoğu zaman kendi arasında konuşmasına, telefon muhabbetine, yani çıkardığı gürültüye haliyle takıntılı bir başkan.
Aslında o konu benim de muzdarip olduğum, meclis adına yakıştıramadığım bir durum.
        Belki o yüzden, belki yapısı bu şekilde bilemiyorum Meclis Başkanı Üzeyir Arslan, tutum ve tavırlarında daha kuralcı ve katı.
    Tavrını net ortaya koyan bir başkan.
    Amma velakin dünkü toplantıda Aydıncık Meclis Üyesi ile diyalogunda sesinin volümünü biraz daha yükseltti.
    Karşısındaki meclis üyesi ile önceden bir tartışması mı vardı bilmiyorum ama Arslan'ın 'Size söz vermiyorum' şeklinde bir tavır ortaya koyması biraz fazla geldi bana. 
    Yani gereksizdi!
    O kadar gerilmeye, karşıdaki konuşan kim olursa olsun dinlemeye değer vermek zorundasın.
    Üzeyir Arslan'ın samimiyetinden şüphem yok ama tepkisini ortaya koyma noktasında tutunduğu tavır, partili arkadaşlarını da rahatsız etmişe benziyor.
    Onlar yüksek sesle ifade etmeseler de duyulan rahatsızlığı MHP Yerköy İl Genel Meclisi Üyesi Nuri Kahraman yüksek sesli bir tepkiyle dile getirdi.
    Meclis başkanının insanları çocuk gibi azarladığını ileri süren Kahraman'ın tepkisi bir anda ortamın gerilmesine neden oldu.
    Bu güne kadar meclis üyelerinden bu yönde bir tepki gelmemişti.
Açık söylemek gerekirse böyle bir tepkinin gelme ihtimali vardı.
    Meclisteki sevk ve idareyi sağlamada Arslan'ın ortaya koyduğu tavır yüzünden böyle bir tepki bir gün gelecekti o gün dün oldu.
    Arslan'ın karakteristik özelliği biraz sert mizaçlı olabilir ama başkanlık görevini yürütmede ortaya koyduğu kararlılığı kimse inkar edemez.
    Siyasete çabuk ısınmış, görevinin, sorumluluğunun farkında olan bir siyasetçi görüntüsünde.
    Ama siyaset sert mizacı götürmez. Yani bir yere kadar…
    Aydıncıklı Meclis Üyesine karşı tutumuna gelince, (bir kere daha tekrarlıyorum) daha önceden bir tartışmaları mı var yoksa o anlık tepki mi bilemiyorum ama dozajı ayarlanmamış bir tepki.
    Gereksiz bir tepki…
    Hani diyorum Aydıncıklı Meclis Üyesi'nin tavır ve tutumu sert olsa belki bir nebze anlamak mümkün.
    Lakin Yozgat'ın meclisine yakışmayan görüntülerdi dünkü tartışma.
    Yerköylü Meclis Üyesi Nuri Kahraman'ın, Meclis Başkanına gösterdiği tepkiye bazı Ak Partili meclis üyelerinin de ortak olduğu bilgisi geldi kulağıma.
    Ama onlar yüksek sesle ifade edemediler haliyle.
    Dün yaşananlar her iki taraf için de doğru değildi.
    Bir meclis başkanının meclis üyesini azarlar vari konuşması yakışmayan bir tutum.
    Eminim Üzeyir Arslan'ın niyeti de azarlamak değildi.
    Ama ortaya çıkan görüntüye başka bir ifade kullanmak zor.
    Azarı çocuk için dahi yakıştıramıyorum. Kalmış ki demokrasinin en önemli kurumlarından olan mecliste telaffuzu dahi hoş değil…