Aklımı çelen, beni mahveden gemiler gene Karaköy'e demirlemişler. Martılar konup duruyor geminin kenarına, bense seyrediyorum karşısında.
    Anlasalar, derim ki martılara; alın aklımı verin kanatlarınızı bana. Tam bu sırada telefondasın,
    Gene sap derken saman zamanındasın.
    Sana diyorum ki, şu karşımdaki gemiye binsek beraber açılsak bilmediğimiz yerlere...
    Sen bana diyorsun ki beni atarsın sonra açık denizlerde. Bir tanem, Aşk dediğin razı gelmektir başına geleceklere. Sen razı değilsin, burada kopuyor ilişkimiz, aşk yerle bir Karaköy limanında
    Sevgilim, içim insan ,vücudum kadın bir türlü anlatamadım sana. Kim gider, kim kalır belli mi olur hangi limanda .
    Sonra kitaplardan konuşuyoruz her zamanki gibi. Okuduğumuz kitaplar filan tamam da, görmüyor musun hiçbir kitap anlatamıyor insanı tam tamına.
Çaresiz boynu bükük sözler kalıyor sayfalarda,üstelik hiçbiri beni anlatmıyor, seni anlatmak içinde yazmak bana kalıyor.
Bensiz çok mutluymuşsun, öyle hissediyorsan doğrudur. Ama ben akıllıyım dediğin zaman bil ki bu doğru değil. Seni yaşlandırıyorum farkında bile değilsin.
    Sen benim akılsız, ama kurnaz gözbebeğimsin.
    Tam sana bağırırken telefonda ,'beni sevmeyen hiçbir adamı sevmedim' diye Önünden geçtiğim çiçekçi çingene kadın 'ben de' deyince kapatıverdim telefonu suratına.
    Ön dişleri yok çiçekçi kadının, ama olsun koyu ruj sürmüş dudaklarına. Bir çay ısmarladı oturdum kaldırım kenarında yanına.
    Artık doğru yalan bilmem, gönül koymuş sevgilisine, güleceksin ama artık çiçek vermiyormuş kadına. Sepetinde envai çeşit çiçek, bunlar nedir dedim sayılmazmış çiçekten sevdiği vermedikçe. Bir sürü bir şeyler daha anlattı ama dinlemedim çünkü aklım sende. Zıtlıklarımız, kavgalarımız arasında kalan aşk kim bilir ne halde. Sonra deniz kenarına yürüdüm denize doğru eğildim ikimizi gördüm dibinde; Denizin dibinde Öylece duruyoruz yüz yüze hiç konuşmuyoruz. Göze alamıyoruz sevmeyi.
    Aşk oyunbozan, ne yapacağı belli olmaz.
    Tedirginiz bu yüzden. Sen bir düş tembelisin Bense yaşama yorgunu Ya da tam tersi İkimiz de yanlış biliyoruz her şeyi.
    Kavga var yüreğimizde. Birimiz kaybedecek belki ilk defa Ya ben kazanırsam , o kaybederse korkusu içimde.
    Aşk böyle bir şey işte. Kazanmaktan korkarsın durduk yerde.
    Neye dokunsak su ve saydam. Biraz daha nefesimizi tutsak Göze alacağız birlikte ölmeyi Bir an aklımızdan geçmiyor değil, Sonra çıkıyoruz Denizin üzerine Derin bir soluk alıyoruz Ve ilk solukta boğuluyoruz.
    Aşkın Hikayesi
    Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
    Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.Zenginlik, "Hayır, alamam.Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir "Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim." Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:
    "Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir"