Canı yanan insan için kıyamet kopmuş demektir.
Ateş düştüğü yeri yakar misali, yakar da yakar yakar da yakar…
Ateş çemberi içine düştünüz ve de bir damla suya ihtiyacınız varken feryadınıza kulak asan, sesinizi duyan yoksa acınız iki, hatta üç katına çıkar.
Yüreğinizdeki girdapta kaybolur, insanlığınızdan imtina ederseniz ki, ateşte yanmak en hafifinden böyle anlarda.
Avrupalının 911'ini ülkemizde bilmeyen yoktur.
Emperyalizmin zihinlerimize bulaştırdığı silinmez izlerdendir 911 hattı…
Polisi arayan bu hatta başvurur, ambulans bu hattan, yangın bu hattan çıkar.
Aciliyeti bulunan hayati konularda Avrupa insanı bu hattı kullanır.
Acile düşen ihbarı değerlendirme konusunda saniye kaybetmez Avrupalı.
Çünkü orada insan hayatı her şeyin üstündedir.
Bir insanın değil hayıtını saçının teli kaybolsun istemez Avrupalı…
O yüzden 911 Acil Yardım Hattı'nda esas olan olay yerine olabildiğince erken ulaşmaktır.
Bizim ülkemizde tek hat üzerinde olmasa da hayati önem taşıyan hatlar 112 ile başlayıp, 155, 110 şeklinde devam edip gider.
155'i aradığınız vakit karşınıza anında bir polis memuru çıkar.
110'u aradığınız da karşınızda bir itfaiye memurunu bulursunuz.
Ama 112'yi aradıysanız 'hooop' der karşıdaki ses…
Size konuşmanızın kayıt olacağını söyleyen bir sesle karşılaşırsınız tam da yangının ortasındayken.
Belki en yakınınız, belki de kendiniz zor durumdasınız.
Trafik kazası, yaralanma, yüksekten düşme, aklınıza gelebilecek her türlü olumsuzlukla yüz yüze gelmiş olabilirsiniz.
Allah tüm insanları bu belalardan korusun elbette.
Ama yaşıyorsak her şeye hazırlıklı olmak zorundayız.
Sözü fazla uzatmayım, Yozgat'ta 112 Acil Servis hattını aradığınız vakit telefonu açan bilgisayarın ısrarla konuşmanın kayıt edildiğini anlatması tahammül edilemez bir durum.
Arkadaş canım yanıyor diyemiyorsun…
Adam ölüyor demeye kalmıyor, muhatabınız bilgisayar oluyor.
İnsan hayatının saniyelerle ölçüştüğü bir durumda bizim ülkemizde sesinizin kayıt edildiğini hatırlatma gereği duyuyor 112…
Gerekçe, 112 sapıklarını caydırmak…
Avrupalı böyle bir gerekçeye herhalde her yeriyle gülerdi…
Dünyanın neresinde vardır acaba böyle bir uygulama.
112 hattını açan bilgisayar kaydı kaç saniye devam ediyor, acil ambulansa ihtiyacı olan insanlar bu sesi kaç saniye dinlemek zorunda kalıyor bilemiyorum…
Ama bir bildiğim bir şey var ki, böyle bir uygulama ancak taş devrinde uygulanabilir.
Bu uygulama bakanlıktan mı kaynaklanıyor, yoksa Yozgat'a has bir şey mi?
Eğer Yozgat'a hassa 'Allah'a emanetiz' demektir.
Bana göre bir trafik kazasında 1 saniye dahi hayati önem taşır.
Eğer siz hastaya zamanında ulaşamadığınız için ölüyorsa bir insan bunu hepimizin sorgulaması gerekmez mi?
Hasta ölüm-kalım mücadelesi verirken siz hala 112 hattında konuşan bilgisayar kaydını dinliyorsanız, orada çok büyük bir sorun var demektir.
Helikopter ambulanslar, teknik destek derken Avrupa standartlarına ulaşan 112'nin bir bilgisayar kaydıyla alaşağı edilmesini, insan hayatıyla dalga geçilmesini kabul etmiyorum.
Şayet bakanlık uygulaması değilse 112'yi aradığım vakit karşıma çıkan bilgisayar kaydının kaldırılmasını, insanlık adına istiyorum…
YAĞMURLA GELEN
GÜZELLİK…
Yazın bittiğini artık çok daha iyi anladık…GÜZELLİK…
Birkaç gündür Yozgat'ı da etkisi altına alan yağmurlar, şehri farklı bir havaya soktu.
Bu yaz Yozgatlı sıcaklardan oldukça bunalmıştı.
Sıcak bir yazın ardından yağmurlarla başlayan sonbahar yakında yerini kışa bırakacak.
Yeşil örtünün renk değiştirmeye başladığı bu mevsimde Yozgat biraz daha renkleniyor.
Topraktan yükselen koku, yağmura özel karşılama senfonisi gibi …
İnsan ruhunu farklı duygulara iten bu gelişme var olmanın, Yüce Allah'ın bizlere sunduğu nimetlerin güzelliğini hissettiriyor insana.
Çamlığın başı dumanlı hali, Yozgat'ın ıslaklığı ile birleşince, bir birine sırılsıklam aşık olan iki sevgiliyi andırıyor.
Çamlık olabildiğince alımlı ve güzel,
Yozgat yakışıklı bir aşk adamı…
Yağmur ikisinin de gönlündeki sevgiyi açığa çıkarmış, ilan ediyorlar dosta düşmana.
Yeşil gel diyor Çamlık'tan Yozgat'a,
Yozgat can atıyor yeşil gözlerine vurgun olduğu güzele ulaşmak için…
Bu sevda her bahar tazeleniyor sesiz sedasız.
Biri gel diyor, diğeri ona kavuşmanın heyecanında.
Bize ise bu aşkın güzellikleri arasında kimi zaman farkında çoğu zamansa farkında olmadan yaşamak kalıyor!