Uzmanlara göre, depremlerin temelinde yerkabuğunu oluşturan levhaların sürekli hareket halinde olması yatıyor. Bu levhalar birbirine yaklaşırken, uzaklaşırken ya da yanal olarak sürtünürken fay hatları boyunca ciddi miktarda enerji birikiyor. Biriken bu enerji, belirli bir eşiğin aşılmasıyla ani şekilde boşalarak deprem olarak hissediliyor. Naci Görür, “Depremler durduk yere artmaz; faylar çoğunlukla levha sınırlarıdır ve bu alanlar hareketin en yoğun yaşandığı bölgelerdir” ifadeleriyle sürecin bilimsel arka planına dikkat çekti.

Son dönemde yaşanan sarsıntıların artışında ise 2023 yılında meydana gelen 2023 Kahramanmaraş Depremleri sonrası oluşan jeolojik etkilerin önemli rol oynadığı değerlendiriliyor. Uzmanlara göre büyük depremler yalnızca meydana geldikleri bölgeleri değil, çevredeki fay sistemlerini de etkileyerek yeni gerilim alanları oluşturabiliyor. Bu durum, farklı bölgelerde daha sık ve hissedilir sarsıntıların yaşanmasına zemin hazırlıyor.

Deprem (1)

Yer bilimciler, bu tür artışların belirli dönemlerde gözlemlenmesinin olağan olduğunu, ancak bunun “büyük bir depremin hemen olacağı” anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Deprem aktivitesinin zaman ve yer açısından kesin olarak öngörülememesi, bilimsel çalışmaların en önemli sınırlılıkları arasında yer alıyor.

Öte yandan, art arda gelen depremler toplumda duyarlılığı da artırmış durumda. Uzmanlar, son yaşanan büyük afetlerin ardından bireylerin sarsıntılara karşı daha hassas hale geldiğini, küçük titreşimlerin ya da ani seslerin dahi zaman zaman deprem olarak algılanabildiğini belirtiyor. Bu durumun psikolojik etkilerle bağlantılı olduğuna dikkat çekilirken, doğru bilgiye yalnızca resmi ve güvenilir kaynaklardan ulaşılması gerektiği ifade ediliyor.

Deprem (3)

Yozgat Valiliğinden sürücülere yangın uyarısı: Çöpleri araçtan atmayın
Yozgat Valiliğinden sürücülere yangın uyarısı: Çöpleri araçtan atmayın
İçeriği Görüntüle

Yetkililer ve uzmanlar, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde yer aldığı gerçeğinin değişmediğini hatırlatarak, bireysel ve toplumsal hazırlığın hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bu kapsamda yapı güvenliğinin denetlenmesi, deprem çantası hazırlanması ve afet bilincinin artırılması gibi önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.

Bilim insanlarına göre, depremler engellenemese de alınacak önlemlerle can ve mal kayıplarını en aza indirmek mümkün. Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşamayı öğrenmesi gerektiği gerçeği ise bir kez daha gündeme geliyor.

Kaynak: Haber Merkezi