Yüz yıllardan beri insanlığın süre gelen ölümsüzlük arayışı kimi zaman mumyalama, kimi zaman dondurulma gibi gerçekle alakası olmayan inançlarla sürüp gelse de Yozgatlı Ahmet Ökcü, ölen hayvanların içlerini doldurup canlıymış havası veriyor. 
Yozgat’ta avcılıktan kayağa, balık tutmadan ahşap oyma sanatına kadar pek çok faklı spor ve el becerisine sahip olan Ahmet Ökcü’nün sanata dönüşen bu yeteneği evini adeta yabani hayvanların olduğu bir hayvanat bahçesine dördermiş.
Hayvanların içini doldurmayı 1790 yılında işi sebebiyle tayin olduğu Samsun’daki Hakkı isimli arkadaşından gördüğünü ve geliştirerek devam ettiğini söyleyen Ökcü; “Hakkı ismindeki arkadaşımdan nasıl doldurduğunu gördüm, merak ettim, öğrendim. Hayvanların iç bölümüne telden iskelet yapıldığını, sonra da ilaçlayıp, pamukla doldurulduğunu söyledi. İskelet olmadan hayvanlar canlı gibi durmaz. Daha sonra Bafra’da iki sülün vurdum. Süslü olanı doldurdum. Bir iki ay içerisinde ilk dolduğumun içinden böcekler döküldüğünü gördüm. Sonrakileri doldururken tuzla, şap kullandım. Şap rutubetli havalarda olmadı. En sonunda şapla tuz yerine sadece şap kullandım” dedi. 
Ökcü, sırf içini doldurmak için kesinlikle hayvan öldürmediğini, tam aksine yaralı, ölen ya da ölmek üzere olan hayvanların içlerini doldurarak sanki hiç ölmemiş gibi bir görüntüye kavuşturduğunu söyledi. 
 Bu ilginç yöntemle bu güne kadar çok sayıda kuşun içini doldurduğunu ifade eden Ökcü, yarım asrı aşkın bir ömrü paylaştığı Eşi Mualla Hanım’ın ölen maviş isimli muhabbet kuşunu da doldurduğunu belirterek, şöyle konuştu: 
“Bizim bir tane muhabbet kuşu vardı. Eşim çok seviyordu. Baktım eşim üzülüyor, ağlama sen onu da doldururum dedim. Onu da doldurdum şimdi evimizin vitrininde yaşıyor. Böyle bir merak oluştu bende gidiyor. Bir hayvanın içerisini doldurmak yaklaşık 5-6 saat sürüyor, emek isteyen bir iş. Elimde şuan nesli tükenen hayvan türleri dahi var. Mesela kulaklı baykuştan doğada dahi yok” diye konuştu.  
Muhabir: Haber Merkezi