KİMLİK:
Arif Baş, 1929 yılında Sorgun'un Bahadın Beldesi'nde doğdu. 28 öğretmen ve yöneticilik yaptıktan sonra emekli oldu. 13. Dönem Yozgat İl Genel Meclisi Üyeliği ve bir dönem de Bahadın Belediye Başkanlığı yaptı. Uzun zaman Yozgat Bozok Gazetesi ve Sorgun Postası'nda yazılar yazan Baş, makaleleri ve basılmış kitaplarıyla çeşitli ödüller aldı.
Arif Baş'ın,Her Yönüyle Bahadın Tarihi,Aşık İbrahim, Banttaki Ses, Dikenli Gül Bahçesi, Kısır, TüpBebek ve Köy Enstitülü Yıllarım adlı basılmış kitapları bulunuyor.
***
Arif Baş ağabeyimizin 'Köy Enstitülü Yıllarla İlgili Anılarım'' adlı kitaptan alıntıbir anı özeti:
'… yeni müdürümüz Şevket Gedikoğlu okulda devam eden ziraat, sanat ve inşaat işlerini denetliyor, bizleri motive eden konuşmalar yapıyordu. Konuşmaları çot etkili, kıyafeti de bizler gibiydi: Ayağında postal benzeri bir çarık, golf pantolon, üzerinde de kahve rengi bir kazak bulunuyordu. Okulumuza gelen hanımöğretmenlerimiz ilk geldiklerinde bu giysilerimizi yadırgar, bir zaman sonra onlar da golf pantolon giyerdi.
Gazeteci Ahmet Emin Yalman o yıllar Köy Enstitülerinidolaşmış , gördüğü olumlulukları da,'YarınınTürkiye'sine Seyahat' adlı bir kitapta toplamıştı. Finlandiya'nın kalkınmasını anlatan'Beyaz Zambaklar Memleketi' adlı kitabı biz öğrencilerden okumayan kimse kalmamıştı. 'Köye Doğru've 'Yeni Adam' dergilerine abone oldum. 'Yeni Adam' haftada, diğeri de ayda bir yayınlanıyordu. Okuduğumuz kitapların kısa özeti Okul Müdürlüğü tarafından isteniyor, biz de kısa özetlerini idareye veriyorduk. DeylKarneci'nin'Söz Söylemek ve İşBaşarmak Sanatı'nı önce bir dershanede, sonra da topluca okul öğrencilerine ben tanıtmıştım.
Okulda 'Duvar Gazete'miz vardı. Kültürlü ve gayretli öğretmenimiz Fikret Madaralı duvar gazetelerinden birini alarak sınıfımıza getirdi, değerlendirmemizi istedi. Gazetedeki yazım beğenilmişti. Masa arkadaşım Selahattin Şimşek'inDuvarGazetemizde yayımlanan bir şiiri hala aklımdadır: ' Benimdir bu dava/ Elbette halledeceğim/ Çözeceğim, eriteceğim.'
“…. Zeytini ilk ağzıma aldığımda çıkarıp atmıştım. Onunla ilk kez tanışmıştım. Önce meyve kurusu sandım, ağzıma alınca da çıkarıp, attım. Kısa bir zaman sonra zeytin ve zeytin yağının ne kadar önemli bir besin olduğunu öğrendim.
Okula geleli dört yıl olmasına karşın yemeklerimiz hala düzelmedi. Ekmek gramajı da değişmedi. Günde 350 gramlık ekmek veriliyor, doymuyoruz. Nohut ve bulgur pilavı, demirbaş yemeklerimiz arasında. Bunu başta müdürümüz olmak üzere tüm yöneticilerimiz de bilmesine biliyor ama, İkinci Dünya Savaşı Avrupa'yı yakıyor, yıkıyor… Ekmeğin karne ile satıldığını duyuyoruz. karneye bindiğini duyuyoruz. Yüz yıllardan beri yüzüne bakılmayan, cepheden evine dönemeyen, dönse bile iki keçisinin vergisini tahsildarın kamçısıyla ödeyebilen köy çocuklarının bu okullarda okumalarını sağlayarak geciken adaletin yerine getirilmesi planlanıyor. Bu nedenle 180 olan sayımız, 160'lara düşmüştü.Çalışıyor, o yaşta olduğumuz için doymuyorduk. Okulumuzdaki elektrik, karartma geceleri nedeniyle pek işimize yaramıyordu.
Mezun olmamıza iki ay kala öğretmen olarak atanacağımız köyler belli oldu. İstediğimiz köylere verildik. Ben de komşuSarıhamzalı Köyü'nü istedim, kabul edildi.
Ekim ayının güneşli bir gününde, Kayseri Valisinin de katıldığı bir törende diplomalarımız dağıtıldı.
Şimdi ideallerimizi gerçekleştirmek için yeni bir dönem başlamıştı: Köy kalkınmasına hizmet edecek, cehaletle savaşacaktık.
Çünkü Köy Enstitüsü marşımız;
Sürer, eker, biçeriz, güvenip ötesine
Milletin her kazancı milletin kesesine
Toplandık baş çiftçinin Atatürk'ün sesine
Toprakla savaş için ziraat cephesine..
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz
Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz.
Köylüyüz kuracağız dirliği, düzenliği,
Yıkıyor engelleri ulus egemenliği,
Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği,
Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz
Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz.
İnsanı insan eden, ilkin bu soy, bu toprak
En yeni aletlerle en içten çalışarak,
Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak,
Kafa dinç, el nasırlı, gönül rahat, alın ak.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz
Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz,
diyordu.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
YorumlarToplam 1 yorum mevcut
köy enstitüleri 3 ay önce yorumlandı
Yozgat-yerköy-saray kasabasından Ali Adnan Özgür ün yönetmenliğini yaptığı Erkan Can gibi duayen oyuncuların oynadığı köy enstitülerini konu alan Toprağın Çocukları adlı film bu ay vizyona girecek Yozgatımızdan bu filme destek yazılarımızı yayınlarsak halka tanıtırsak çok güzel birşey olacağını düşünüyorum Ali Adnan Özgür Saray Kasabasından kendide köy enstitülü olan emekli öğretmen Kemal Şahingöz ün torunudur. Dedesinin hikayelerinden yola çıkarak bu filmi tasarlamıştır. lütfen destek olalım