Bozok Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mahmut Özkırış, insan vücudunda meydana gelen alerjik reaksiyonlarda burnun alerjik reaksiyonlarda en fazla etkilenen organ olduğunu söyledi. Özkırış, burun içini döşeyen mukozanın iltihaplanması ile oluşan alerjik rinite karşı dikkatli ve erten tedavi olunması uyarısında bulundu.
Alerjinin vücuda giren ya da temas eden bir maddeye karşı vücudun kendine zarar verecek derecede reaksiyon göstermesinden kaynaklanan bir rahatsızlık olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Mahmut Özkırış, burun içindeki iltihaba alerjik faktörlerin neden olması halinde alerjik rinitin oluşacağını, bunun da pek çok faktörünün olduğunu söyledi. 
Özkırış; “Alerji her zaman olabileceği gibi sadece belli mevsimlerde de görülebilir. Burun içini döşeyen mukozanın her tiirlü iltihabına rinit denir. Eğer bu iltihaba alerjik faktörler neden olmuşsa buna alerjik rinit denir. Alerji yapabilecek bilinen ya da bilinmeyen çok sayıda faktör vardır. En sık görülenler arasında toz, polenler, küf mantarları, bazı yiyecekler (süt, yumurta, çilek vs.), kimyasal maddeler, ev hayvanları sayılabilir. Alerjinin KBB ile ilgili semptomları arasında en sık görülenler burun akıntısı, hapşırma, burun tıkanıklığı, kaşıntı, geniz akıntısı, boğazda gıcık, kronik öksürük, orta kulakta basınç problemleri sayılabilir. Alerjik kişilerde alerjik olmayan kişilere göre daha çok sinüzit, burunda et büyümesi (konka hipertrofısi veya polip), astım ve cilt reaksiyonları görülür. Alerjik rinitli hastaların muayenesinde burun akıntısı direk olarak görülebilir. Ayrıca burun içinde soluk renk, say dam salgı artışı, ödem(şiş), eğer varsa et büyümesi görülür. Burun içinin görüntüsü bazen hastanın şikayetlerinin dinlemeden bile teşhis koydurucudur. Ağız içinden bakıldığında geniz akıntısı ve farenjit görülebilir. Alerjik Rinit teşhisinde en önemli konu hastanın anlattıkları (anaınnez) ve muayene bulgularıdır. Bu bulgulara göre alerji teşhisi düşünülüyorsa o hasta alerjik olarak kabul edilir. Deri testeleri ve diğer kan testleri allerjenin ne olduğunu anlmaya yöneliktir. Bu testler negatifte çıksa hastaya alerji tedavisi başlanır” dedi. 
Alerjik Rinit rahatsızlığının tedavisi ve korunma yöntemleri hakkında da bilgi veren Özkıarış, hastalığın üç farklı tedavisinin bulunduğuna vurgu yaptı.
Alerjilerden Korunma, İlaç Tedavisi ve Aşı Tedavisi’nden oluşan süreci açıklayan Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mahmut Özkırış, şu bilgileri verdi: 
“Allerjenden korunma alerjik rinitin temel tedavi yöntemidir. Ancak bu genellikle mümkün değildir. Hem allerjenin tam olarak belirlenememesi, hem birden fazla maddeye alerji olması hem de allerjen belirlense bile hastanın bu maddeden uzak durmasının mümkün olmaması gibi faktörler tedaviyi zorlaştırır. Ancak yine de hastanın alabileceği bazı önlemler vardır. Tozlu ve dumanlı ortmalarda bulunmamak, eğer zorunlu ise maske takmak. Isı ve nemim ayarlanması.
Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde mümkün olduğunca içeride olmak ve kapı pencerelerin kapalı tutulması. Ev içinde mümkün olduğunca halı, kilim battaniye yerine deri, vinlex ve plastik eşyalar kullanılmalı. Evde bitki ev hayvan bulundurulmamalı. Özel hazırlanmış nevresim ve çarşaflar kullanılması eğer temin edilemiyorsa tüm çarşaf ve nevresiınlerindüzenli olarak sıcak su ile yıkanması. Elektrik süpürgesinin dışarıya toz verilmediğine dikkat edilmesi. Tüylü oyuncaklardan uzak durulmalı.”
Hasta hangi ortam ve durumlarda şikayetlerimi! başladığını veya arttığını hissederse ona göre önlemini kendi almalı.”
İlaç tedavisinde en sık kullanılan maddenin antihistaminikler olduğunu ve bu ilaçların alerjik reaksiyonlarda rol oynayan histamini azaltmaya yönelik işlevinin bulunduğunu belirten Özkırış şunları söyledi: 
“Genellikle de çok faydalıdırlar. Allerjene maruz kalmadan önce kullanıldığında daha faydalıdırlar. Özellikle kaşıntı, akıntı ve hapşırma üzerine etkilidirler. Ancak hangi antihistaminiğin hastaya daha faydalı olacağı biraz deneme yanılma yoluyla belirlenir. Artık etkisi azalmaya başlarsa da başka bir antihistaminikle değiştirilmelidir. Bu ilaçların en önemli yan etkisi uyku hali, ağız kuruluğu, çarpıntı, idrar zorluğu, göz içi basıncının artmasıdır. Ancak son kuşak antihistaminiklerde bu yan etkiler oldukça azalmıştır.
Antilistaminklerden sonra faydasının en çok olduğuna inandığım ilaç kortikosteroidlerdir (kortizon). Bu ilaçlar ağızdan ya da kalçadan uygulandığında etkisi daha fazladır ancak yan etkilkeri de daha fazladır. Bu nenle burun spreyi olarak kullanılırlar. Burun spreyi olarak kullanıldığında yan etkisi çok azdır ve etkinliği iyidir. Ayrıca dekonjestan denilen burun spreyleri ve kromolin adı verilen ve alerjik reaksiyonları önleyen ilaçlar da vardır. Aşı tedavisi hastanın alerjik olduğu maddeyi düşük dozdan başlayarak artacak şekilde hastanın vücuduna verme tedavisidir. Bu şekilde vücut bu maddeyi tanıyarak alerjik reaksiyon göstermeınemsi prensibine dayanır. Ancak her zaman iyi sonuç vermez. Başlangıçta haftada bir olmak üzere senelerce aşı olmayı gerektirir. Bazen iyi sonuçlar alınmasına rağmen her zaman önerilmez. 
Hangi durumlarda ameliyat gerekir sorusuna, alerjiye bağlı et büyümeleri ve sinüzitin kronikleşmesi ilaç tedavilerinin başarısını olumsuz etkiler ve bu durumlarda ameliyat gerekebilir diye biliriz.”
Muhabir: Haber Merkezi