Dursun, Nisan ayında Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi tarafından, Nar Yayınları'nın katkılarıyla düzenlenen geceyle edebiyatta 25. yılını kutladı.
Dursun, asıl mesleğinin öğretmenlik olduğunu ancak bunun edebiyata engel olmadığını belirterek, ''Ben bir edebiyat öğretmeniyim, bu bakımdan biraz daha yakın hissediyorum kendimi yazarlık konusuna'' dedi.
Edebiyatın bir milleti yoğuran bir sanat olduğunu vurgulayan Dursun, ''Bir milleti temsil eden tek varlık edebiyatıdır, edebiyat milletin aynasıdır aynı zamanda. O bakımdan edebiyatı, kültürü öne alıyoruz. Milleti yoğuran, şekil veren bir kavram olarak kabul ediyoruz edebiyatı'' diye konuştu.
Türkiye insanının az okuduğuna da işaret eden Dursun, şöyle devam etti:
''Bir Avrupa ülkesinde bir kişiye yılda 14 kitap düşüyor, bizde maalesef 14 bin kişiye bir kitap düşüyor. Ülkemize has bir sorun az okumak, okumamak. Ancak bunun da ben zaman içinde kırıldığı kanaatindeyim, o kadar da kötümser değilim, karamsar değilim. Çünkü 70 tane eserim var, bir kitabım 30 bin baskı yaptı. Toplam 30 bin tane okuyucuyla buluşmuş oluyor, bu bize ümit veriyor. Ama yeterli mi? Hayır, yeterli değil. Okurlarımdan çok olumlu tepkiler alıyorum. Okullara ve başka kurumlara gidiyoruz, belediyelerin faaliyetlerine katılıyoruz. An az 200-300 izleyiciyle temasa geçiyoruz. Onlar önceden bizim kitaplarımızı almış oluyorlar. Orada biz onlarla sohbet ediyoruz. Orada çok güzel sonuçlar alıyoruz, güzel bir etkileşim oluyor. İşte bu bizi rahatlatıyor, bize memnuniyet veriyor. İddia ediyorum ben, ulaştığımız her okuyucudan Allah'ın izniyle olumlu sonuçlar alıyoruz. Çünkü yazdıklarımız bu milletin özüne hitap ediyor, o şekilde düşünüyorum ben. Yani millete tepeden bakan, milletin değerlerine ters düşen eserler değil. Bizi anlatıyor.''
Dursun, edebiyatın bir misyonu, görevi olması gerektiğini ifade ederek, ''Ben sadece kendi özel zevklerimi tatmin için, kendi camdan kulübemde oturmak için eser yapmam, yapamam. Eser halka bir takım faydalar versin ama sadece sanat değeri için bahsedenler de ondan zevk alabilsin, sıradan bir eser olmasın. Sanat vatandaş için, daha doğrusu sanat insan için, öncelik bu. Milletimizi ayırmadan. Sen, ben, Doğulu, Batılı, Kuzeyli, Güneyli ayırmadan hepsini kucaklayan bir misyon içinde olması lazım ki ben bu konuya çok önem veriyorum. Birlik konusuna önem veriyorum. Kırmızı çizgilerim var benim, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarıdır, bayraktır, inançtır, bunlardan taviz vermem. Bunların altında, herkes benim için kucaklanmaya değer insanlardır'' diye konuştu.
Türkçe'ye özen göstermek gerektiğinin de altını çizen Dursun, Türkçe'ye sahip çıkmak, korumak gerektiğini, bunun da edebiyatla, kültürle, sanatla olacağını söyledi.
Dursun, kitaplarında daha çok insanı anlattığını, aşkı, milli konuları işlediğini, son zamanlarda ise çocuk edebiyatına ağırlık verdiğini de sözlerine ekledi.
MUSABEYLİ’DE DOĞDU
Yozgat Musabeyli'de 1949 yılında doğan Yusuf Dursun, 1968'de Yozgat Öğretmen Okulu'nu, 1971'de Erzurum Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü, 1991'de Anadolu Üniversitesi Lisans Tamamlama Programını bitirdi.
Elazığ Mehmet Akif Ersoy Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğinden emekli olan Yusuf Dursun, halen İstanbul'da bir özel öğretim kurumunda öğretmenlik yapıyor.
Şiir dalında birçok ödülü bulunan yazarın başta ''Yetim Kız'' olmak üzere bazı şiirleri bestelendi. 2009 Edebiyat Sanat Kültür Araştırmaları Derneği Çocuk Edebiyatı Ödülü sahibi Yusuf Dursun'un şiir, hikaye ve masalları 1984 yılından itibaren çeşitli edebiyat ve kültür-sanat dergilerinde yayınlanıyor.
Yusuf Dursun'un yayımlanmış eserleri arasında, ''Zaman Perdesinde Değirmen Taşı (Şiir), ''Ninnilerde Büyümek'' (Şiir), ''Gönülde Gül Telaşı'' (Şiir), ''Bir Goncadır Peygamberim'' (Şiir), ''Peygamber Çiçekleri'' (Şiir), ''Kuş Yuvası Yüreğim'' (Şiir), ''En Gür Seda – İstiklal Marşı'' (Çocuk hikayeleri), ''Yarınlarla Gel'' (Şiir), ''Masal Okulu'' (Masal), ''Tatlı mı Tatlı Duam Kanatlı – Çocuk ve Dua'' (Çocuk hikayeleri), ''Yıldız Gözlü Melek Yüzlü Şiirler'' (Şiir) yer alıyor.
Muhabir: Haber Merkezi