Astımın belirtileri genellikle kuru öksürük, nefes darlığı, göğüse baskı hissi ve hırıltılı, hışıltılı solunum olduğunu vurgulayan Dr. Murat, “Bu belirtile tekrarlayıcı olup nöbetler halinde gelirler, genellikle gece veya sabaha karşı ortaya çıkarlar, kendiliğinden veya astım ilaçları ile düzelirler ve mevsimsel değişiklikler gösterebilirler. Astım görülme olasılığını arttıran risk faktörleri kişisel veya çevresel olabilir, kişisel risk faktörleri kalıtım (anne veya babada astım hastalığı olması), kilolu olmak, cinsiyet (çocuklarda, erkeklerde, yetişkinlerde kadınlarda daha sık) çevresel risk faktörleri olarak ev tozları, polenler, küf mantarları gibi hava yoluyla gelen allerjenler, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, mesleksel uyaranlar, sigara dumanı, ilaçlar, ev içi / dışı hava kirliliği ve beslenme sayılabilir. Gebelikte sigara içen annelerin çocuklarında ilk 1 yıl içinde hışıltılı solunum ile seyreden hastalık gelişme riski 4 kat fazladır. Anne sütü alan çocukların inek sütü veya mama ile beslenen çocuklara göre daha az hışıltılı solunum yolu hastalığına yakalandığı ortaya konmuştur” diye konuştu.
Astımdan korunmanın başında hastalığa sebep olan ve tetikleyici faktörlerden kaçınmak olduğunu ifade eden Murat, “Evler yeterince havalandırılmalı, rutubet önlenmelidir. Kumaş döşeli eşyalar yerine deri, ahşap veya plastikten yapılmış olanlar tercih edilmeli, ev işi yaparken maske kullanılmalı, özellikle yatak odasında halı kullanılmamalı, tüylü ve içi dolu oyuncaklar kaldırılmalı, ev haftada en az 1 kez güçlü bir elektrik süpürgesi ile temizlenmelidir. Kişi allerjik olduğu polenin yayılma döneminde mümkün olduğunda dış ortamın aktivitelerinden kaçınmalı, arabalar için polen filitreli klimalar kullanılmalı, saksı bitkileri, akvaryum ve kuş kafesleri çevresinde küf kolay gelişebileceğinden evde bulundurulmamalıdır. hayvan tüy ve döküntüleri allerjik kişilerde astım ataklarına yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır” şeklinde konuştu.
Günümüzde astım tanısı için kullanılan en önemli tetkik solunum fonksiyon testleri olduğuna değinen Dr. Murat, “ Solunum fonksiyonu ölçüm cihazları ile nefes ölçümleri ( ilaçlı-ilaçsız) yapılarak tanı kesinleşebilir ve hastalığın ağırlığı belirlenebilir. astım tedavisinin amacı, hava yollarındaki mikrobik olmayan iltihaba bağlı daralmanın giderilmesi ve hastanın rahat nefes almasının sağlanmasıdır. hekim ve hasta/ aile arasındaki iş birliği ile belitilerin tamamen kontrol altına alınması çoğunlukla sağlanmaktadır. Muayene ve değerlendirmelerin sıklığı astımın başlangıçtaki şiddetine göre değişir. Tipik olarak hastalar ilk tedaviye başladıktan sonra 1-3 ay arasında ve daha sonra her 3-4 ayda bir değerlendirilmelidir. Ancak bu takip değerlendirmeleri, hastanın durumuna göre astım atağı geçirenlerde daha sık olmalıdır” ifadelerini kullandı.
Muhabir: Haber Merkezi





