Sevgili okurlar, bu başlıkta nereden çıktı diyebilir ve bizlere ‘’Geçen yıl da Feridun Dündar’’ Sorgun Belediyespor’un başında değil miydi? diye sorabilirsiniz!...
Doğrudur, geçen yıl ikinci yarının ortalarına doğru, yani iş işten geçtikten sonra Feridun Dündar takımın başına getirilmişti.
Ben Feridun Dündar’ın takımın başına getirildiği dönemi, tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme dönemine benzetiyorum.
Takım içerisinde bir çok futbolcunun kafasına göre davrandığı, kimilerinin takımı terk edip gittiği, kimilerinin de maçlara bile çıkmamayı düşündüğü bir dönemde geldi Feridun Hoca.
‘’şayet birikmiş alacaklarımızı ödemezseniz, bu takımda oynamayız, maçlara bile çıkmayız’’ düşüncesinin egemen olduğu bir futbolcu topluluğunun başına geldi Feridun Hoca.
Her gün sabah Belediye binasının altındaki yemekhanede yapılan kahvaltı sonrası, alacaklarını tahsil etmek için, yöneticilerden Nihat Künbetli ve Metin Yücel’in odasına postu sererek, alacaklarını tahsil etmeye çalışan futbolcuların başına geldi Feridun Hoca.
Feridun Hoca, işe başladığı günden itibaren takımdaki havaya, içinde bulunduğu duruma bir baktı ve bu takımdan hiçbir şey olmayacağını anladı. Ben de bunu Feridun Dündar ile yaptığımız sohbetlerden anladım. 
Feridun Hoca, bu memleketin çocuğu. Her şeyden önce Yozgat’ın, Yozgatlının bir yerlere gelmesi ve büyük başarıları yakalaması için canını dişine takıp çalışarak, başarıyı yakalamak isteyecek, parayı ikinci planda tutacak karakterde bir Hoca.  Bunu da göreve geldiği günden itibaren bizlere, Sorgun Belediyespor yöneticilerine kanıtlamıştır.
Ben başarının onunla yakalanacağına eminim. Bu bir disiplin sorunudur. Ferda Cevizci döneminde, Nihat Künbetli ve Metin Yücel’in odasında karargah kuran futbolcuların ayağı, Feridun Dündar’ın takımın başına geçmesiyle kesildi. Alacakları paralar da bir şey olsa.  Üç kuruş alacakları için olmadık filimler çeviren futbolcular, Feridun Hoca döneminde, o makamın kapısına bile gelemediler. İşte Hoca disiplini budur. İşte, başarıya gidecek yolda, oyunculara uygulanacak disiplin budur.
Bu takımda mücadele eden ve kendilerini iyi futbolcu kategorisinde gören bu futbolcular, Yozgat Süper Amatör Lig Futbol Şampiyonu Sarıkaya Belediyespor’u zar zor attıkları bir gol ile yenmediler mi? Taraftarına 81 dakika ızdırap çektiren ve ancak son 10 dakikada attıkları bir gol ile Sorgun Belediyespor’un Bölgesel Amatör Lig’de mücadele etmesini sağlayan onlar değil mi?
Şimdi soruyorum futbolcu kardeşlerime?
Bu kadar tantana etmeye, bu kadar gürültü çıkarmaya gerek var mıydı? Biraz sabretseydiniz, birilerinin dolduruşuna gelmeseydiniz, onurunuzla, gururunuzla mücadele etseniz de, şu Sorgun Belediyespor’u üçüncü lige taşısaydınız olmaz mıydı? Yeminle söylüyorum, bunu yapacak gücünüz vardı. Ama sizler, birkaçınız hariç, sadece ve sadece parayı ön plana çıkardınız ve lakayt bir şekilde maçlara çıktınız. Bunun sonucu olarak ta takımın ilk yarının son maçlarından itibaren büyük bir düşüşe geçmesine neden oldunuz. Aslında ben yönetimde olsaydım ve yetkim olsaydı, 11. Haftada deplasmanda oynanan ve 2-0 sonuçlanan Sincan Belediyespor maçı sonrasında Ferda Hoca’nın işine son verirdim. Şimdi herkes Ferda Hoca’nın bu takımı ilk yarıda şampiyonluk yarışının içinde tuttuğunu iddia edebilir. Aslında bu tam olarak öyle de değil. Bu takım, bir önceki yıl Adnan Hoca zamanında sahasında bir galibiyet serisi yakaladı ve o seri Ferda Hoca döneminde de devam etti. Yani, Ferda Hoca’dan çok bu stadın, bu taraftarın, iç sahada alınan galibiyetlerde büyük rolü oldu.
Hani bir söz vardır ya, ‘’Şapkada keramet olsa, kuş kendiliğinden çıkar’’ diye. Söylemek istediğim, alınan puanlarda her ne kadar Ferda Hoca’nın etkisi olsa da, keramet, buraya gelen takımların istatistiklerden korkmasıydı.
Şimdi, yeni bir dönem başlıyor.
1. Dündar dönemi.
Bu dönemi en çok isteyenlerden biri de benim diyebilirim.
Geçtiğimiz günlerde, Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Şimşek’in makamında, Sorgun Belediyespor Başkanı Soner Bölükbaşı’nın bir iş için katılamadığı toplantıda, Feridun Hoca, Nihat Künbetli, Mustafa Erciyas bir araya gelerek oturup konuştuk. Bu toplantıdan Feridun Dündar ile yola devam edilmesi yönünde bir karar çıktı. Feridun Dündar Hoca yine para ile ilgili hiçbir konuyu gündeme getirmedi ve söylediği şu oldu:
‘’Ben buraya para için gelmedim. Böyle olsaydı, başka kulüplere giderdim. Bana şöyle büyük bütçe, böyle büyük bütçe ayırın da demiyorum. Önemli olan Yozgat’ın, Sorgun’un çıkarı doğrultusunda elde edilecek başarılardır. Bende bu yönde çalışmak istiyor ve ilk olarak Sorgun Belediyespor Yaz Okulu’nu faaliyete geçirmek istiyorum’’ dedi.
Ne kadar doğru ve, ne kadar isabetli bir söylem değil mi?
Hocam, size inanıyor ve güveniyoruz.
Bahtınız açık, şansınız bol olsun.
Maçın çirkinliklerine ve kötü yanlarına gelince.
Maçın en çirkin tarafı Sarıkaya Belediyespor Kalecisi Zeyyat’ın Sorgun Belediyespor’un golünü atan Murat’ın burnuna kafa atarak, burun kemiğini kırması, bazı yöneticilerin birbirlerine ağza alınmayacak sözler söylemeleri maçın çirkinlikleriydi.
Her iki takımın taraftarlarının tribünde yerlerini alması ve sadece kendi takımlarını desteklemesi, maç içerisinde oyuncuların birbirlerine saygı göstermesi, bazı yöneticilerin maçı ciddiye alarak stada gelmeleri ise baraj maçının güzelliklerindendi.
Zaten hazırsanız, yarın Bölgesel Amatör Lig’in biletini alırsınız. Hazır değilseniz, o bileti rüyanızda bile göremezsiniz.
Sağlıklı, başarılı, bol futbollu günler dileğimle…