DEVLETLER çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Devletleri birbirlerine yaklaştıran uzaklaştıran baş sebep coğrafyasıdır. Jeopolitik coğrafya ile devletlerin politikası arasında bağlantı vardır. Çünkü burada sebep- sonuç ilişkisi geçerlidir. Ondan sonra tarihi, ekonomik, siyasi sebepler gelir.
Globalleşen dünyada mesafeler bir kuş uçuşu seviyesine gelmiştir ama yine de sınır komşuları veya sınıra yakın olan komşuların daha fazla olumlu/olumsuz etkileri olur.
Anadolu coğrafyası dikkatleri üzerine çeken coğrafyadır. Jeopolitik ve stratejik konumu önemlidir. Büyük denizlerden üçü ile etrafı çevrilmiş ender topraklardan biridir. Denizlerde etkili olan devletler dünyada söz sahibi olamaya daha yakın devletlerdir. Aynı zamanda İstanbul ve Çanakkale gibi önemli iki boğaza sahip bir ülkedir.
Stratejik konjonktür gereği son zamanlarda Rusya ile fazlaca yakınlaşıldı.  S-400'lerin alınması doğal gazda bağımlı hale gelecek şekilde yakınlaşmamız bunun göstergesidir.
Rusya ile yakınlaşmamız beni ürkütmektedir. Tarihte en fazla savaştığımız milletlerden biri Ruslardır. Ve halende milletler mücadelesi içten içe devam etmektedir. 
Uzun yıllar sonucu iki millet arasında tarih, sosyoloji ve jeopolitik şartların oluşturduğu bir gerçek vardır. Rusların boğazlar da ve sıcak denizler de arzuları bulunmaktadır. Bu nedenle her kese karşı dikkatli olunmalıdır ama Ruslara karşı daha dikkatli olmak gerekir. Hem coğrafya olarak yakınımızdadır, komşumuzumdur. Hem de tarihte çok fazla sorun yaşadığımız bir millettir. 
Ayrıca kendi coğrafyalarında hayatlarını ideme ettirebilmeleri için O bölgede yaşayan tüm Türklere antipatisinin olduğu bilinmektedir. Ruslar Türkistan ve Kafkasya da bulunan Türk Devletlerini esareti altına almış yıllarca Çinlilerin Uygur Türklerine yaptığı mezalimin bir benzerini de Türklere Ruslar (Moskof) yapmıştır. İnsanlık dışı işkence uygulamalarının dışında Türkleri sen Türkmen’sin, sen Tacik’sin, sen Tatar’sın, sen Azeri’sin, Kırgız’sın, sen Özbek’sin diye ayrı millet oldukları, Türk olmadıkları konusunda şartlandırmaya çalışanlarda Ruslardır.
Ülkelerinde Kürdoloji Enstitülerini kurarak Kürtleri kışkırtan besleyen destekleyenlerin ilkleri arasında yine Ruslar vardır. 
Putin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Libya konusunda birlikte hareket edeceklerini açıklarken ateşkes çağrısı da yapmıştı. Ve aynı zamanda Esat'la beraber hareket ettiği İdlib’de de sükûnetin sağlanması gerektiğini vurguladı ve İdlib’de de ateş kes uygulanacağını açıkladı. Böylelikle Esat adına da büyük bir taahhüde bulundu. Dedikleri gibi oldu ateşkes sağlandı 72 saat sükûnet oldu.  Daha sonra Rus hava kuvvetleri ve Suriye savaş uçakları verdikleri sözden hiçbir gerekçe göstermeden vazgeçip İdlib ve çevresini tekrar bombalamaya başladılar. 
Daha sonra 38 Mehmetçiğimizin şehadetine sebep olan olayı da unutmamak gerekir. Bombalayan rejim güçleri denmiştir ama Rusların olduğu bellidir. Şehit ve yaralılarımızı almamıza bir süre izin vermeyende bu şer güçtür. Ondan sonra anlaştık densene dikkatli olmak gerekir. 
Bunun sonuçlarından biri; PKK nın yan kolları olan YPG/PYD ye rahat hareket edeceği alan açmak, bir diğer sonucu da sınırımıza yığılacak 600 bin Suriyelidir. 
Rus devletinin kendi çıkarları ve karakterleri doğrultusunda bir planı projesi var. O plan proje bir gün böyle bir başka gün daha değişik tavrı ortaya koydurabiliyor.
Ruslara, dünlerdeki söylemimizle Moskoflara dikkat edilmelidir…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.