Hamit Uzun
Hamit Uzun
Yazarın Makaleleri
Ay, sen’…
BEYAZ  karlarla  fazla  kartopu  oynamadan.  Uzun  geceler  kuru  ve  ayaz  geçen  kış  günleri  coşkun  akan  selleriyle  baharla  buluştu. Kuş  cıvıltıları...
ÖNCE KENDİNİ SORGULAYACAKSIN...
KOŞAN yorulmaz mı? Bahar gelirde Çiğdemler açmaz mı? Koyun benekli kuzusunu doğurup meğeletmez mi…Mecnun olurda Leylasına 'Ela gözlüm” deyip dağı taşı delmezmi, heç.  Bende de bir  laf söz dinlemez deli Gönül var Sevgiyle...
İzin ver Müdürüm…
ŞUNU DA yazayım mı…? müdürüm. Kızma ne olur gözüm gördü… gönül durmuyor, 'yaz  gurban”  diyor.  Neyimi  yazayım  müdürüm...?  Siz izin verin ben inci taneleri gibi dizeyim: -Bir çocuk gibi misafirlerinin...
Öğretmen’le sohbet
Utangaç  ve  çekingen  bir  çocuktu.  İçine  kapanık  yalnız  kalmayı  çok  severdi.  Çocukların  yanına  pek  varmazdı.   Oyun...
Uçuşan Cırıl kuşları...
GÜNEŞ sahibinden aldığı emirle  ışığını  ve  ısısını cömertçe  yeryüzüne yayarak her tarafa çöreklenmiş uyuyordu. Kaynana  Telli  Hacer,  öfkeli  bir  şekilde  tarladaki ırgatçılara...
Çocuk, kaybolmuş...
SARARAN  yapraklar  hazan  gülleri  gibi  sararıp  soluyordu. Bir ses: -Küçük  öğretmen, dedi. -Küçük asker olur da, küçük öğretmen olmaz mı?, dediler: -Babası da çok zenginmiş...  Deli midir nedir,...
Mektup’ların dili...
MEVSİMLER dağlara, taşlara  sevgi sıcaklığını cömertçe  dağıtıyorsa. Sevdalı  gönülleri de yakıp kavurarak Deli gülleri coşturan Yaz'ı ne etmeli.  Zemherinin kanları donduran  ayazların  yaşandığı...
Çocuk, arkadaşı...
SEVGİ  ney'idi? Yalancıktan seni  seviyorum diyerek sevgisiz eriyip gitmek miydi?.  Sevgi  ney'idi?  Bir  sürü  sözler  verip  tövbenden  caymak mıydı?.  Sevgi  ney'idi?  Kaşını...
Öğretmen’ler günü...
İZMİT Kocaeli'inde gönlü güzel ,yüreği güzel bir Öğretmen ve bir o kadar da sıkı bir okuyucum.   Bana yolladığı çok değerli mektubunu, siz güzel okuyucularımızla paylaşmak istedim.  Rüzgarların  uğuldayıp, gaz...
Sen ve O. O ve sen...
YARI çemberin içindesin. İçinde dünyaya küskünlük var. Yarı çemberin dışındasın. Asılı mı kaldın hayatta? Ya da sıkışık mı kaldın? Sevinçli vahşi yüreğin ile günahkar yanmış yüreğinin derinliklerinden gelen bunaltı mı geriyor...
Adına hep hasret, sevda, diyelim...
Seher  vakti  deli  gönlüm  yine  coştu. Nedenini  bilmediğim  o  yaşlar. Neden  hep  akar  ha  akar... Penceremin  demirlerine  konan  kuşlar. Söyleyin beni yakıp  kavuran...
Yaşlı Adam ve Çocuk…
DENİZ kenarına oturmuş, gözlerini de ilerdeki bir noktaya dikmişti.   Belki de bir saattir öylece duruyordu.   Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti.  ...
İkimiz de kaybederiz…
İNANÇLA sarıldığın   O… Dinin yol göstericiliğinden istifade etmeyi isteyen aileler, mutlu olur, huzurlu olur, başkalarının şöyle ya da böyle bir hayat içinde oluşları onların mutluluk ve huzurlarına gölge düşüremez. Çünkü...
Köy hasreti...
ANKARA'dan çıktık yola. Bu özel yolculuğu çok sevmiştim. Keyfimize diyecek yoktu. Arabanın teybine Yöremizin sevilen mahalli sanatçısı. Osman Köseoğlu'nun kasetini koydum, bende hafif hafif mırıldanarak eşlik ediyordum. Yol boyu...
Çocuklarla Köy’lerde gezinti...
OĞLUM... at arabasına binmiş bizlere elleriyle bay bay ediyordu. Köyün bağlarına geldik. Küçükken aldığım o mis kokular hiç özelliğini kaybetmemiş yine aynı güzellikte kokuyordu. Bağa götürdüğümüz yufka ekmekle içine yeşil soğanla,...
Demlenen Bulgur pilavı..
BAHAR ve Yaz aylarında. Dağlar  tepeler de  kırlarda  açan  mevsimlik  Güller  Çiçekler  yeşillikleriyle  coşkun  akan  sel  sularıyla  bir  festival  havasına  bürünüyorlardı....
Ham iken olgunlaşmak...
SEVGİLİ  dostlar  okuduğunuz  bu  yazıda  olduğu  gibi  uzayıp  giden  yılları  mevsimleri  ve  ayları  bir  çırpıda  yaşıyormuşçasına    okuyup  geçseniz...
Pencereden bakan, Gül bahar... -2- Gül baharın mektubu
ÖĞRETMEN olmayı  çok  istiyordum. 'Kız  çocukları  okur  muymuş?...” diyerek  babam  beni  okula  salmadı.  Biz de  'Anaya, babaya  saygı  başta  gelir  onlar...
Pencereden bakan, Gül bahar... -1-
BUGÜN çok  neşeliydi. Çünkü Ahmet Öğretmeni bahar, gülle karşılamış; sevgi tomurcukları gönülleri coşturuyordu. Öğretmen, tıraşını oldu. Temiz  elbiselerini  bir  kez  daha kontrol  ederek  üzerine...
Pınardaki genç kızlar’la…
GÜNDÖNÜMÜYLE...Karga   Köyü'nün  bazı  gülleri  solmuş, bozkırlardaki  otlar  ise,  solmaya  yüz  tutmuş  tarlalardaki ekinlerle  birlikte  sararıyorlardı. Şükrü  Ağa'nın...
Koronavirüs (COVID-19…) Sosyal mesafe, maske, evde kal…
SİZ  hiç  Rahmet  sofrasına  oturup da  aç  kalktınız mı?. 'Oda  nereden  çıktı?'  demeyin.  Okadar  çok  güzel  bilinen  İnsan  görüyorum ki.  Oturduğu...
Gümüş köpeğim...
MEVSİMLER  nöbet  devredercesine  vedalaşıp, bir  yıl  sonra  buluşmak  üzere  sözleşiyor. Yaşanan  ömürleri de  düven  dişleriyle  ezdirip  hasat  yelleri  savuruyorlardı. ...
Sevgi gülleri...
DUALAR ediyor bir diğer taraftan da. Parmaklarına diktiği. Sevgi  güllerini  suluyordu.  Baş  parmağı da  her zamanki  gibi  gene  fazla  konuşmuyor.  Badem  parmağı  akan  yaşlarla...
Öz güven...
ESKİLERE çook eskilere gidelim. İslam'ın yeni  yayıldığı o GÜL devri dediğimiz. Asrısaadet  dönemine  kadar  uzanalım. Zencilerin köle olarak  alınıp satıldığı  ve  İslam'ın  yayılışından...
Eskilerden bir demet...
KEKİK  kokan bozkırların  yeşil otları  ömürlerini tamamlamış  ve  gündönümüyle  sararıp  solmuşlardı. Diğer  taraftan  da, tarlalardaki  sarararak  olgunlaşan  ekinleri biçmek...