Hamit Uzun
Hamit Uzun
Yazarın Makaleleri
O… Köyüne uçuup gitti...
CAN gül'le, Beyaz gül. Bizleri nerelere götürüyorlar ve kimlerle… tanıştırıp bilinçlendiriyorlar  biliyor musunuz?... Kuş  akıllı  işte!… Bu  yüzden  hep  demiyor muyuz;  Çok gezen mi  bilir?...
Özgürlük…yukarda’mıydı?..
BAHAR... kokuları  burnumu  sızlattı, yüreğimi de  ısıtıyordu çünkü…, dirilişi…  seyredip   görmek  ve  kokusunu da  içinize  çekip. İliklerinize  kadar  işlemesini  sağlamak...
Küçük… Öğretmen...
AYLAR... bereket  dolu  yılları, beyaz  gelinlik…  giymiş Kış'ları  acı  ve  ızdırap…  dolu  geçen  yıllar  yarış  edercesine  birbirini  kovaladı. Saman…  altından...
Sevgi ve teslimiyet…
SEVGİLİ dostlar  okuduğunuz  bu  eserde  olduğu  gibi  uzayıp  giden  yılları  mevsimleri  ve  ayları  bir  çırpıda  yaşıyormuşçasına okuyup geçseniz de uzun geçen bir...
Vurun abalıya… -2-
BİRLİKTE  bölge  karakoluna  gelerek  Hafızın  yazılı  ve  sözlü  ifadesini  aldılar. Bir  tek  silahtan  dolayı  tutuklanan  Hafızı da  yanlarına  alarak  merkeze...
Vurun abalıya… -1-
BÖLGE karakoluna gelen bir ihbar karakolu ayaklandırdı.  'Hafız… yüklü bir silah getirdi satacak” diye  bildirildi. Karakol komutanı merkezden takviye yardım isteyerek birlikte bir operasyon düzenlediler.  Çok dikkatli olmaları...
Köy Kokusu...
KÖYÜMÜ...çok özlemiştim. Kokusu, tertemiz havası, yedi gözlü ve  Caminin yanındaki iki lüleli pınarlarından akan buz gibi suyunu, özlemiştim... Buraları görüp  geçicide olsa  köyüme kavuştuğum için, Rabbime şükrediyordum....
Dünya sürgünü...
MEVSİMLER dağlara, taşlara  sevgi  sıcaklığını  cömertçe  dağıtıyorsa. Sevdalı gönülleri de yakıp kavurarak. Deli gülleri coşturan Yaz'ı… ne etmeli.  Zemherinin  kanları  donduran. Ayazların...
“Evet yaramazlık yok”
"ÖĞLEDEN sonraki derslere girmeyelim, çantamızı da alıp kaçalım.' dedim. Murat… mırın kırın etti ya sununda kabul etti. Okuldan kaçtık. Nereye gidelim, ne yapalım, derken ben bulmuştum. 'Sizin ahıra… gidip saklanalım.'...
Deli gönül’e dertli türküler...
EVİNİN  önünde  sarmaşık  dallarının  altına  kendini  adeta  mıhlamış  hiç  konuşmadan  derin, derin  düşünüyor  gamlı  ve  kederli  yüreğinin  sızılarını...
Godek Kahya...
SÜREKLİ  yağan kar taneleri  köy  yollarını  kapatmıştı.  Kuşlar  gökyüzünde  sörf  yaparak  Huri  Nene'lerine  teşekkür ediyorlardı. Culfalığında  halı  dokuyan  Hacı...
Tesbih boncukları, gibi...
GÜNDÖNÜMÜYLE... Karga   Köyü'nün  bazı  gülleri  solmuş, bozkırlardaki  otlar  ise,  solmaya  yüz  tutmuş  tarlalardaki ekinlerle  birlikte  sararıyorlardı. Şükrü Ağa'nın...
Sevgi neydi?..
GÜZEL  İnsanlar  merhaba. Havalar soğumaya başladı Kış geliyorum diyor,   Sobayı da iyiki kurdurmuşum. Buyurun  şöyle  oturun.  Hoş  geldiniz  sefalar  getirdiniz. Sobayı da  yeni  yaktım. ...
Ay, sen...
SABAHIN soğuk ayazı her tarafı donduruyor, ama sıcacık gönüllere pek hayretmiyordu. Salih'in  bir  dostu…  gönül  ziyaretinde  bulunarak: -Salih haydi hazırlan seni dostlarımızla  buluştuğumuz bir yere gezmeye...
O’na… Şükrediyorum...
SAHİP olduğu nimetin farkına böyle varıyordu.İsa aleyhiz selam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm… olduğunu anladı. İki gözü de görmüyordu. Vücudunda ise bar...
Komşu’nun hırsı...
SALİH..  derin  bir  şekilde  içini  çekerek  gül  dostlarına  boğuk  sesiyle  yeniden  seslenerek  mırıldandı: -Eveet…  dostlar  kim  ne  yaparsa   kendine  yaparmış,...
Bir sitil su...
KOMŞUMUZ... değirmene un öğütmeye gidiyormuş. Annem O komşuya gidip yalvararak: 'Şu bizim iki çuval buğdayı da gotürüp oğütsen. Salih'i de yanında gotür, yardımcı olsun.” Komşu biraz düşünerek, 'O daha -8- yaşında...
Kuş akıllılar…
EVİN avlusunda  güvercinlerle  ilgileniyorlardı. Çavşırlı, kumru  hele  dönek  güvercinler.  Gökyüzünde  süzülerek ve sık sık takla atışları ile adeta akıllarını  başlarından  alıyordu. ...
Karga… köyünden bir kesit...
GÜZ aylarıydı. O sene yağışlar fazla  olmadığı için kuraklık kol geziyor. Reçberin geliri bir hayli düşük, kıtlık…  kol  geziyordu. Kürtlerin  Şükrü  kuş yığındaki  su  ile  çalışan  tilki...
Bir engellinin… elinden tutmak...
HANIMI: 'Ben bakkala gitmem, borçlu olmaktan dolayı çok utanıyorum.” diyordu. Salih'de; 'kimseden bir şey isteyemiyoruz. Evde yiyecek bir şeyde  kalmadı” diye mırıldandı. Bu sıkıntılar içindeyken üzerine bir ağırlık...
Engelli’lik hali, piyango gibidir...
MAHALLEMİZE arada bir deli!... Erdal… denilen biri gelip  gider. Yürümekte  konuşmakta ve zihin olarak ta engelli. Mahallede ne kadar çocuk varsa peşine takılıp onunla dalga!.. geçiyorlar. Attıkları taşlarsa kafasını kanatıyorlar....
Kız Çocukları Okula mı gidermiş…
OSMANPAŞA Kasabasına açılan. Orta Okul'un İlk Öğrencilerindendiler!... Ortaokula kayıtlar yapıldı. Kasabadaki kalacakları yer olarak ta, Rukiye ablanın babasının asker arkadaşının, Köy odası olarak kullandığı yer ayarlanmıştı....
Ayla Öğretmen -2-
YENİ gelen  öğretmenler  evlerine  yerleştirildi. Küçük Mustafa,  Ahmet  Öğretmenine  yaptığı  gibi,  bayan Öğretmenlerinin de çöplerini  döküyor,  sularını  pınardan taşıyarak...
Ayla Öğretmen -1-
SOĞUK havalar yanakları okşayarak her  yerde kendini hissettirirken, Ahmet  Öğretmen öğrencilerine seslenerek; -Çocuklar,  Okulumuza  yeni  iki  Öğretmen  gelecek.  Bugün okul  çıkışında  Köy...
Acep oğlan’mı?...
SULARIN coşup  çağlayarak  deli deli  aktı. Bahar gelir türlü türlü çiçekler açar, Koyunlar kuzulamış gönüller Sevgiyle coşar. Toprak nefes almış cömertliğini saçarak. Yaz'ı müjdeleyip doğa muhabbetini koyulaştırırken....