Hamit Uzun
Hamit Uzun
Yazarın Makaleleri
İkimiz de kaybederiz…
İNANÇLA sarıldığın   O… Dinin yol göstericiliğinden istifade etmeyi isteyen aileler, mutlu olur, huzurlu olur, başkalarının şöyle ya da böyle bir hayat içinde oluşları onların mutluluk ve huzurlarına gölge düşüremez. Çünkü...
Köy hasreti...
ANKARA'dan çıktık yola. Bu özel yolculuğu çok sevmiştim. Keyfimize diyecek yoktu. Arabanın teybine Yöremizin sevilen mahalli sanatçısı. Osman Köseoğlu'nun kasetini koydum, bende hafif hafif mırıldanarak eşlik ediyordum. Yol boyu...
Çocuklarla Köy’lerde gezinti...
OĞLUM... at arabasına binmiş bizlere elleriyle bay bay ediyordu. Köyün bağlarına geldik. Küçükken aldığım o mis kokular hiç özelliğini kaybetmemiş yine aynı güzellikte kokuyordu. Bağa götürdüğümüz yufka ekmekle içine yeşil soğanla,...
Demlenen Bulgur pilavı..
BAHAR ve Yaz aylarında. Dağlar  tepeler de  kırlarda  açan  mevsimlik  Güller  Çiçekler  yeşillikleriyle  coşkun  akan  sel  sularıyla  bir  festival  havasına  bürünüyorlardı....
Ham iken olgunlaşmak...
SEVGİLİ  dostlar  okuduğunuz  bu  yazıda  olduğu  gibi  uzayıp  giden  yılları  mevsimleri  ve  ayları  bir  çırpıda  yaşıyormuşçasına    okuyup  geçseniz...
Pencereden bakan, Gül bahar... -2- Gül baharın mektubu
ÖĞRETMEN olmayı  çok  istiyordum. 'Kız  çocukları  okur  muymuş?...” diyerek  babam  beni  okula  salmadı.  Biz de  'Anaya, babaya  saygı  başta  gelir  onlar...
Pencereden bakan, Gül bahar... -1-
BUGÜN çok  neşeliydi. Çünkü Ahmet Öğretmeni bahar, gülle karşılamış; sevgi tomurcukları gönülleri coşturuyordu. Öğretmen, tıraşını oldu. Temiz  elbiselerini  bir  kez  daha kontrol  ederek  üzerine...
Pınardaki genç kızlar’la…
GÜNDÖNÜMÜYLE...Karga   Köyü'nün  bazı  gülleri  solmuş, bozkırlardaki  otlar  ise,  solmaya  yüz  tutmuş  tarlalardaki ekinlerle  birlikte  sararıyorlardı. Şükrü  Ağa'nın...
Koronavirüs (COVID-19…) Sosyal mesafe, maske, evde kal…
SİZ  hiç  Rahmet  sofrasına  oturup da  aç  kalktınız mı?. 'Oda  nereden  çıktı?'  demeyin.  Okadar  çok  güzel  bilinen  İnsan  görüyorum ki.  Oturduğu...
Gümüş köpeğim...
MEVSİMLER  nöbet  devredercesine  vedalaşıp, bir  yıl  sonra  buluşmak  üzere  sözleşiyor. Yaşanan  ömürleri de  düven  dişleriyle  ezdirip  hasat  yelleri  savuruyorlardı. ...
Sevgi gülleri...
DUALAR ediyor bir diğer taraftan da. Parmaklarına diktiği. Sevgi  güllerini  suluyordu.  Baş  parmağı da  her zamanki  gibi  gene  fazla  konuşmuyor.  Badem  parmağı  akan  yaşlarla...
Öz güven...
ESKİLERE çook eskilere gidelim. İslam'ın yeni  yayıldığı o GÜL devri dediğimiz. Asrısaadet  dönemine  kadar  uzanalım. Zencilerin köle olarak  alınıp satıldığı  ve  İslam'ın  yayılışından...
Eskilerden bir demet...
KEKİK  kokan bozkırların  yeşil otları  ömürlerini tamamlamış  ve  gündönümüyle  sararıp  solmuşlardı. Diğer  taraftan  da, tarlalardaki  sarararak  olgunlaşan  ekinleri biçmek...
Tutan elimiz, gören gözümüz...
SAHİP olduğu nimetin farkına böyle varıyordu. İsa aleyhizselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü  de görmüyordu. Vücudunda ise...
He ana, iyi olur...
ARADAN  geçen  aylar. Baharın açan  kır  Çiçeklerini  sarartıp  soldurmuş.  Sıcakların  arttığı, Yaz'ı  getirmişti  Halim  anasına  seslenerek:  -Ana senin biriktirdiğin...
Gönüllerdeki güllerin açması...
ÖĞLE saatleriydi hava açık bol güneşli sokaklar çocuk sesleriyle cıvıl, cıvıldı. Salih masasının üzerindeki çiçek saksısındaki  toprakta yaşayan karıncalara   haftada bir şeker vererek karıncaları seyrediyor onların bitmez...
Sen yoluna ben yoluma...
CANAN, Halim'in kendinden uzaklaşması için ne gerekiyorsa yapıyor ve söylüyordu: -Onlar  haklı!… Artık Sevme beni!… Unut bu Sevgiyi, Sevdayı, diye.  Kendine ve Nefsin'e güvenemeyen Canan...  Kendi  olmak  yerine!… ...
Bak sakat!... amca...
KALABALIKTAN çekiniyor, yalnızlıktan da sıkılıyordu. Güneş  gökyüzünde  gülümseyerek  ışıklarını  bir  gül  gibi  oyun  oynayan  çocuklara  ikramda  bulunurken,  toprak  bağrında...
Pantolon ve ayakkabı...
''OĞLUM köyde it… taşlayıp, boş gezemesin.” diye bana iş bulur. İşim… büyük baş hayvanları gütmek. Tarlada, pulluğu çeken, İki ağaç tekerleği olan kağnıya koşulan öküz dediğimiz hayvanlardan (4 çift 8 öküz) hayvanı...
Aradaki o mesafe…
MEVSİMLER nöbet devredercesine vedalaşıp, bir yıl sonra buluşmak üzere sözleşiyor.  Yaşanan ömürleri de düven dişleriyle ezdirip hasat yelleri savuruyorlardı.    Soğuğuyla, bol rahmeti ve bereketi ile geçen kış ayları yerini...
Tekerlekli sandalyesiyle... -2-
-Evet, evet!...diyerek öğretmenin teklifini kabul etti. Öğretmenle Hamdi birlikte buluşup öğretmenin arabasıyla önce bir şehir turu attılar, daha sonra piknikte yiyecek için et, ekmek, mangal kömürü ve meşrubat aldılar. Hamdi çok mutluydu....
Tekerlekli sandalyesiyle... -1-
HAVA  açık,  gönüllere  huzur  dağıtıyor. Yıldızlar  henüz  uykuda. Güneş  yakıcı  sıcaklığıyla  sevdikleriyle  buluşan  Sevgililere  muhabbet  ışınları  gönderiyordu....
Evde kalırken kilolara, dikkat!…
YAĞMUR yağdı her taraf  ıslanmış.  Parklardaki  çiçekler  güller, yağan  yağmurda  ıslanarak.  Düğüne  Sürmelim diyerek gidecek  gelinlik  kızlar  gibi  süslenmişlerdi. Beyaz gülle ...
Evde kalırken kilolara, dikkat!…
YAĞMUR yağdı her taraf  ıslanmış.  Parklardaki  çiçekler  güller, yağan  yağmurda  ıslanarak.  Düğüne  Sürmelim diyerek gidecek  gelinlik  kızlar  gibi  süslenmişlerdi. Beyaz gülle ...
Bir avuç para…
ABİ... bana  bir  bisiklet  al,  kötü  olsun.  Frenleri, zili  neyi  olmasa  da olur.  Hem  ben  bisikleti  ayaklarımı  yerde  sürüyerek  durdururum, dedi. Abisinin  gözlerine...