Hamit Uzun
Hamit Uzun
Yazarın Makaleleri
Öz güven...
ESKİLERE çook eskilere gidelim. İslam'ın yeni  yayıldığı o GÜL devri dediğimiz. Asrısaadet  dönemine  kadar  uzanalım. Zencilerin köle olarak  alınıp satıldığı  ve  İslam'ın  yayılışından...
Eskilerden bir demet...
KEKİK  kokan bozkırların  yeşil otları  ömürlerini tamamlamış  ve  gündönümüyle  sararıp  solmuşlardı. Diğer  taraftan  da, tarlalardaki  sarararak  olgunlaşan  ekinleri biçmek...
Tutan elimiz, gören gözümüz...
SAHİP olduğu nimetin farkına böyle varıyordu. İsa aleyhizselam bir ağacın altında dua eden birini gördü. Dikkatlice baktığında adamın ayakları yürümeyen bir kötürüm olduğunu anladı. İki gözü  de görmüyordu. Vücudunda ise...
He ana, iyi olur...
ARADAN  geçen  aylar. Baharın açan  kır  Çiçeklerini  sarartıp  soldurmuş.  Sıcakların  arttığı, Yaz'ı  getirmişti  Halim  anasına  seslenerek:  -Ana senin biriktirdiğin...
Gönüllerdeki güllerin açması...
ÖĞLE saatleriydi hava açık bol güneşli sokaklar çocuk sesleriyle cıvıl, cıvıldı. Salih masasının üzerindeki çiçek saksısındaki  toprakta yaşayan karıncalara   haftada bir şeker vererek karıncaları seyrediyor onların bitmez...
Sen yoluna ben yoluma...
CANAN, Halim'in kendinden uzaklaşması için ne gerekiyorsa yapıyor ve söylüyordu: -Onlar  haklı!… Artık Sevme beni!… Unut bu Sevgiyi, Sevdayı, diye.  Kendine ve Nefsin'e güvenemeyen Canan...  Kendi  olmak  yerine!… ...
Bak sakat!... amca...
KALABALIKTAN çekiniyor, yalnızlıktan da sıkılıyordu. Güneş  gökyüzünde  gülümseyerek  ışıklarını  bir  gül  gibi  oyun  oynayan  çocuklara  ikramda  bulunurken,  toprak  bağrında...
Pantolon ve ayakkabı...
''OĞLUM köyde it… taşlayıp, boş gezemesin.” diye bana iş bulur. İşim… büyük baş hayvanları gütmek. Tarlada, pulluğu çeken, İki ağaç tekerleği olan kağnıya koşulan öküz dediğimiz hayvanlardan (4 çift 8 öküz) hayvanı...
Aradaki o mesafe…
MEVSİMLER nöbet devredercesine vedalaşıp, bir yıl sonra buluşmak üzere sözleşiyor.  Yaşanan ömürleri de düven dişleriyle ezdirip hasat yelleri savuruyorlardı.    Soğuğuyla, bol rahmeti ve bereketi ile geçen kış ayları yerini...
Tekerlekli sandalyesiyle... -2-
-Evet, evet!...diyerek öğretmenin teklifini kabul etti. Öğretmenle Hamdi birlikte buluşup öğretmenin arabasıyla önce bir şehir turu attılar, daha sonra piknikte yiyecek için et, ekmek, mangal kömürü ve meşrubat aldılar. Hamdi çok mutluydu....
Tekerlekli sandalyesiyle... -1-
HAVA  açık,  gönüllere  huzur  dağıtıyor. Yıldızlar  henüz  uykuda. Güneş  yakıcı  sıcaklığıyla  sevdikleriyle  buluşan  Sevgililere  muhabbet  ışınları  gönderiyordu....
Evde kalırken kilolara, dikkat!…
YAĞMUR yağdı her taraf  ıslanmış.  Parklardaki  çiçekler  güller, yağan  yağmurda  ıslanarak.  Düğüne  Sürmelim diyerek gidecek  gelinlik  kızlar  gibi  süslenmişlerdi. Beyaz gülle ...
Evde kalırken kilolara, dikkat!…
YAĞMUR yağdı her taraf  ıslanmış.  Parklardaki  çiçekler  güller, yağan  yağmurda  ıslanarak.  Düğüne  Sürmelim diyerek gidecek  gelinlik  kızlar  gibi  süslenmişlerdi. Beyaz gülle ...
Bir avuç para…
ABİ... bana  bir  bisiklet  al,  kötü  olsun.  Frenleri, zili  neyi  olmasa  da olur.  Hem  ben  bisikleti  ayaklarımı  yerde  sürüyerek  durdururum, dedi. Abisinin  gözlerine...
Sohbetler güzeldi benim Köyümde...
RAMAZAN ayında idiler… Öksüzde ilkokula gidiyor. Bir Keçi'leri  iki de koyunları vardı. Çilli tavuk, yeşil  başlı ördek ve buğulu sesleriyle öten güvercinleriyle de boşta kalan zamanlarıyla da  onlarla ilgileniyordu. ...
Ana’sının nasihatı...
YIKILAN hayal dünyasının ve kırılan gönül penceresinin tamiriyle uğraşıyordu.  Cananı!...  unutmak  için, ibadetlerini  çoğaltarak:  -En  güzel  sığınılacak  yer. Rabbimin  yanı, diyerek  O'na.....
Saç tıraşım...
KÜÇÜK yaşta babamı kaybettiğim… için anam; 'bu evin erkeği sensin” derdi bu yüzden kendimi hep büyük bir delikanlı… hissederdim. Köyümüzün Kerkeneze  bakan Köyün çıkışında evi bulunan Sami ağanın kızının düğününe...
Adamın iyisine deli!...derler...
MEVSİMLER nöbet  devredercesine  vedalaşıp, bir  Yıl  sonra  buluşmak  üzere  sözleşiyor.  Yaşanan  ömürleri de  düven  dişleriyle  ezdirip  hasat  yelleri  savuruyorlardı....
Hanife Eme... -2-
BU arada da Kamışlı  Yaylası'ndaki  davarları 'Koyun” güden  Çoban   Mahmut'u uzaktan  gördü  ve  nefesinin  yettiği  kadar; -Mahmut  Emmi!... Mahmut  Emmi!...diye bağırarak,...
Hanife Eme... -1-
KÖY Muhtarlığı'nda  çalışan   Salih… görevlendirildiği  işinde  ve  sarı  benizliliğinden   olacak  ki, büyüğünden  küçüğüne  herkes  ona ''sarı” diyorlar ...
Yeni komşu’su...
SULARIN  coştuğu  güllerin  çiçeklerin  sevgi  sevda  saçtığı.  Bahar  aylarıydı. Salih'in… evini  tam  karşıdan  gören Haydar…  abisinin  kiralık  evine  iki...
Ben Engelli…İnsanlara?..
BAHAR ayları olmasına rağmen kıştan kalan kar yığınları  yüksek  tepelerde  kendini  gösteriyordu. Salih…tüm  istek  ve  yalvarışlara  rağmen;  -Gitmem  gerek... diyordu.   Büyük  şehre,...
Kısmet… diyelim...
YAZMAYA... başladığımda.  Gönlümde  ve  yüreğimde  oluşan  duygularımı  burada  sizlerle…  eserlerimden birer cıngıl… Hazırlayarak zaman zaman paylaşmaktayım. Gene bir cıngıl… hazırladım. Kabul...
Sevin Sevmeyi becerebiliyorsanız?...
GÜNLERDEN Cuma hava sıcaklığı  mevsimine göre normaldi. Güvercinlerden. Beyaz gül Can gül'e  seslenerek: -Hadi  gel  bu gün  seni  benim  her  Cuma  gittiğim  bir  yere  birinin…...
Teneffüs zili çaldı...
KIŞ aylarıydı annem Öğretmenleri Arabaşı… yemeğine davet etti. Hafta sonu akşamı bizim eve geldiler. Hoş geldiniz faslından sonra ben kitaplarımı, defterlerimi alıp sobanın yanına oturdum. Ders yapıyormuş gibi. Aslında ders yapmıyordum....