Hamit Uzun
Hamit Uzun
Yazarın Makaleleri
Kuş akıllılar…
EVİN avlusunda  güvercinlerle  ilgileniyorlardı. Çavşırlı, kumru  hele  dönek  güvercinler.  Gökyüzünde  süzülerek ve sık sık takla atışları ile adeta akıllarını  başlarından  alıyordu. ...
Karga… köyünden bir kesit...
GÜZ aylarıydı. O sene yağışlar fazla  olmadığı için kuraklık kol geziyor. Reçberin geliri bir hayli düşük, kıtlık…  kol  geziyordu. Kürtlerin  Şükrü  kuş yığındaki  su  ile  çalışan  tilki...
Bir engellinin… elinden tutmak...
HANIMI: 'Ben bakkala gitmem, borçlu olmaktan dolayı çok utanıyorum.” diyordu. Salih'de; 'kimseden bir şey isteyemiyoruz. Evde yiyecek bir şeyde  kalmadı” diye mırıldandı. Bu sıkıntılar içindeyken üzerine bir ağırlık...
Engelli’lik hali, piyango gibidir...
MAHALLEMİZE arada bir deli!... Erdal… denilen biri gelip  gider. Yürümekte  konuşmakta ve zihin olarak ta engelli. Mahallede ne kadar çocuk varsa peşine takılıp onunla dalga!.. geçiyorlar. Attıkları taşlarsa kafasını kanatıyorlar....
Kız Çocukları Okula mı gidermiş…
OSMANPAŞA Kasabasına açılan. Orta Okul'un İlk Öğrencilerindendiler!... Ortaokula kayıtlar yapıldı. Kasabadaki kalacakları yer olarak ta, Rukiye ablanın babasının asker arkadaşının, Köy odası olarak kullandığı yer ayarlanmıştı....
Ayla Öğretmen -2-
YENİ gelen  öğretmenler  evlerine  yerleştirildi. Küçük Mustafa,  Ahmet  Öğretmenine  yaptığı  gibi,  bayan Öğretmenlerinin de çöplerini  döküyor,  sularını  pınardan taşıyarak...
Ayla Öğretmen -1-
SOĞUK havalar yanakları okşayarak her  yerde kendini hissettirirken, Ahmet  Öğretmen öğrencilerine seslenerek; -Çocuklar,  Okulumuza  yeni  iki  Öğretmen  gelecek.  Bugün okul  çıkışında  Köy...
Acep oğlan’mı?...
SULARIN coşup  çağlayarak  deli deli  aktı. Bahar gelir türlü türlü çiçekler açar, Koyunlar kuzulamış gönüller Sevgiyle coşar. Toprak nefes almış cömertliğini saçarak. Yaz'ı müjdeleyip doğa muhabbetini koyulaştırırken....
Gül… nameleri...
MEVSİMLER dağlara, taşlara sevgi sıcaklığını cömertçe dağıtıyorsa. Sevdalı gönülleri de  yakıp  kavurarak Deli  gülleri  coşturan  Yaz'ı  ne etmeli. Zemherinin  kanları  donduran  ayazlarında...
Çocuk ve taş betonlar…
ANNESİ öksüzü ve kardeşlerini: 'Arefe  gününün  suyuyla  yıkamak  Sevaptır”  diyerek  güzelce  çimdirdi  (Banyo)  ellerine de  kına  yakarak  'haydi  şimdi  yatıp...
Dost ziyaretleri’nin güzellikleri...
SABAHIN seher  vaktinde  billur  sesiyle  yanan  gönüllere  huzur  veren  komşunun  çilli  horozu  uyanan  gönül  gözlerine  sürme  çekiyordu.. Salih'te  gözlerine...
O da ne!...
ANAM!.. dedi ki: 'Dayına Selam söyle, bizim Köye bir ara uğrasın..  Annemin sözlerini dinledikten sonra, gidip saçlarımı bir güzel yıkayıp taradım. Pıskıllanma…  işlemi tamamlandıktan sonra  bana verilen  sorumluluk...
Yeterki sen, sen…
GECE yarısıydı  vücudundaki  sızılar  ve  yürek  sancıları  Salih'i  her zamanki  gibi  gene  tatlı  uykusundan  uyandırdı.  Yorgan  arasından  hafifçe  başını...
ALIN TERİ...
ÖĞLE  saatleriydi  hava  açık  bol  güneşli  sokaklar  çocuk  sesleriyle  cıvıl, cıvıldı. Salih   masasının  başında  haftada  bir  şeker  verdiği  Karıncaları...
Çocuk… Namaz’ını kıldı...
SALİH'in yıldızlarla ve özellikle Sabah Yıldızıyla yaptığı Sevgi dolu muhabbeti  sabah  Ezanıyla  bölünüyordu. Namazını  kıldı  içeriye  gidecekti ki karşı komşusu Cafer  amcasının yeni kiracısı...
Anşe… Nene...
SABAH  yakındı... Gökteki  Yıldızlar  birliklerine  çekilmiş, Çoban  Yıldızı  ise  tekmil  veren  bir  Asker  gibi  duruyordu. Köydeki  Horozlar da  boş  durmuyor,  Askeri...
Kilolar bizlerin aksesuarıdır!…
YAĞMUR yağdı her taraf ıslanmış. Parklardaki çiçekler güller, yağan yağmurda ıslanarak. Düğüne  Sürmelim diyerek gidecek  gelinlik  kızlar  gibi  süslenmişlerdi. Beyaz gülle  Can gül  yağmurdan  kaçarak...
Her şey güzeldi benim Köyümde...
KEKİK  kokan bozkırların  yeşil otları  ömürlerini tamamlamış  ve  gündönümüyle  sararıp  solmuşlardı. Diğer taraftan da, tarlalardaki sarararak olgunlaşan ekinleri biçmek için tırpanını, ana dudunu...
Sinema keyfi…
SİZ hiç açık havada, tahtadan  yapılmış  oturaklara  evinizden  götürdüğünüz, minderi de  üzerine  koyarak  oturup. Elinizde bir gazoz ve beyaz leblebi dolu yada küçük poşet içinde mısır patlağı çıtırtı...
Taze Çökelek ve Yeşil Soğanlı dürüm...
OKULLARIN kapanıp Yaz tatiline girmesinden dolayı, 'Oğlum köyde it… taşlayıp, boş gezmesin.” diyerek bana iş bulur. İşimiz… büyük baş hayvanları gütmek. Tarlada, pulluğu çeken, İki ağaç tekerleği olan Kağnıya koşulan Öküz…...
O’na bir daha deli deme...
HAVALAR  yakıcıda  olsa  gökyüzündeki  ara   ara  görünen  beyaz  bulutlar, gönüllere  hoş  bir  sıcaklık  veriyordu. Sabah  erkenden  kalkarak.  Malı  davarı  yaylım...
Çocuklar hep güzeldir..
Çocuklar hep güzeldir.. Sevgi  ney'idi?  Yalancıktan  seni  seviyorum  diyerek  sevgisiz  eriyip  gitmek miydi?.  Sevgi  ney'idi?  Bir  sürü  sözler  verip  tövbenden...
Sevgi’nin İfadesi...
MEVSİMLER  dağlara, taşlara  sevgi  sıcaklığını  cömertçe  dağıtıyorsa.  Sevdalı  gönülleri de  yakıp  kavurarak. Deli  gülleri  coşturan  Yaz'ı  ne etmeli. Zemherinin...
Bu Çiçekleri ben… topladım...
SABAHIN erken  saatleriydi. Yaz  ayları  olmasına  rağmen  sabahları  havalar  serin  geçiyordu. Kısa  gezi!...  için  evlerinden  teker  teker  alınan  Engelli…  İnsanlar,...
Derdinize yanarken akıllı yanın.
Günler, haftalar... derken. Annemin mahkeme… günü yaklaştı. Dayım: 'Çocuklar, sizleri Yozgat'a götüreceğim. Annenizi görürsünüz, daha sonra kardeşleriniz  Yudan'da diğer dayınızın yanında okula gidecekler. Abiniz'le...
Ayrılacaksanız Çocuk yapmayın?…
DIŞARIYA çıktım beni gören garip garip bana bakıyor!... Eve giriyorum annem de bir gariplik var. Dayanamadım, merak bu ya, annemin karşısına geçip: 'Sizlerde bir hal!... var, ne oluyor, ne bitiyor bana anlat.” dedim. Annem önceleri 'bir...
Yusuf emmi, Babammış...
GÜNEŞİN dağı  taşı  yakıp  kavurduğu  gibi  yüreklere  düşen  kor  ateşleri de  sevgi  ve  sevda  odunlarıyla  yanan  ateşi  korlandırıyordu. Ahmet  Öğretmen,...
BEKA VE VEFA’NIN, SEÇİMİ…
Sevgi  neyidi? Yalancıktan  seni   seviyorum  diyerek. Sevgisiz  eriyip   gitmek miydi?.  Sevgi  neyi di?  Bir  sürü  sözler  verip. Tövbenden  caymak mıydı?.  Sevgi  neyi di?...
Abi… Baba gibidir...
ABİ…  bana  bir  bisiklet  al,  kötü  olsun.  Frenleri, zili  neyi  olmasa  da olur.  Hem  ben  bisikleti  ayaklarımı  yerde  sürüyerek  durdururum, dedi. Abisinin...
Bu parayı… sana vermek istiyoruz...
TEK odalı evimizde bu Dünya da yaşadığımız her dakikayı bir İmtihan!... sayıp, yaşamımızı ona göre sürdürüyoruz. Cuma günüydü, oğlumu da yanıma alıp Cuma Namazı için Camiye gittik. Namazımız bitti, Rabbim kabul etsin. Dışarı...