Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Seni seviyorum
Yalana uzuyor gece ve ben yalnızlığımın koynunda üşüyorum… Baş altı yalanlar kanıyor aynı yastıkta ve gün geceye küsmüş doğmuyor ıssız kaldırımlarda. Hangi kalemi getirsem şu sarkan bataklığıma bir kurtuluş çizemez. Aritmetik...
Gülümüz solmasın
Bir gün daha başlarken uzaklarda ve sadece büyük atlaslarda gördüğümüz ama bilmediğimiz diyarlarda nefes alırken, kraliçem sen gelirsin aklıma… Gün kıvırcık saçlı kız çocuğu gibi gülümsedi, yine gözleri dolu dolu, başı duman duman,...
Özledim
Kalbimin üstünde bir yer var; biliyorum, gidemiyorum…” Gel gör ki, ben ne haldeyim, kaç asırdır sürgünde, neredeyim?.. Mahpusluğum bir ömür sürecekse gözlerine, yaşamak istemiyorum… Senden gayrısı yalan olan bu alemde, bir daha tutamayacaksam...
Özlemden de öte
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Canım
Metrodayım, bin bir türlü rüyadayım. Arzularımı çalıp gitmen dokuz altı vagonlarında kalbimi ağrıtıyor. Hülyalarımda sendin 'Hülya'mda…” Kırık bir ezginin yalnız kalmış tortusu var dermanı sadece sen olan yüreğimde....
Dualarım seninle
Çocukluğumuz yeniden çember sesleriyle dolar taşar sokaklar dolusu...” İyi de canımcım neden terk ediyor? Hiç sordun mu kendine ne oluyor da bitiyor? Ya da bitiyorsa sen niye bu kadar çok üzülüyorsun? Ver elini yeni aşklara… Emin ol çivi...
Ağlarım
Ve sarılmalarım gelir aklıma, gözlerden ırak tenhalarda ağlamaların… Yaşayamadığın çocukluğun, gençliğin ve bastırılmış o en güzel çağların gelir aklıma ağlarım... Kimselere söyleyemediğin hatta kendine bile itiraf edemediğin...
Günaha davetkar gözlüm
Bak şimdi güzel kadın, beni dinle; beğendim seni, sesini, gözlerini, yüzünü, dahası kalbini fakat ben bir 'kiralık adamım” fakat ben 'kiralık bir ömrü taşımaktayım” beni kiralamak sana ağır gelmesin sonra? Neden? Dersen eğer;...
Hor bakışlı
Her dem yüzüme gülen, sırtımdan vuran nefisler; bu dem başka… Ey! Eşkıya gönlümün kuşatılmış sevdası, ne bakarsın öyle? Bilmez misin ki kaşlarımın çatıklığı, şu gördüğün yalçın kayalardan resmedilmiş gözlerimin kuyularının...
Kadınlarımız
Bazen parmak uçların donar, Burnunun ucu bazen… Bazen kulakların buz keser, Bazen yüreğinin kökü Ve bazen de bir kadın, Öyküsü ayaklarında… Sonra; toprağa düşen Yağmur tanelerinde, Girip de çıkamayacağa bir düştedir Ve bazen bir kadın,...
Kara geceler
Yakar gidersin kirpiklerimi vakitsiz akşamlarda. Kandilim hep sende kalır sonra bulutlu sabahlar zehir zemberek hasretine açar gözlerimi. Bilir misin ahraz aşkın dudaklarından neler dökülür konuşabilse? Ya gözleri görmeyen aşık, görebilse?...
Tek dileğimdi
Bıraktığın yangından arta kalan enkazım, azap rüzgarları içerisinde oradan oraya savrulup duruyorum... Kimliğimin örselenmiş harfleri beni tarif etmiyorlar artık. Ne adım, ne sanım kaldı. Her bir azam başka bir dağ eteğinde… Rüyalarım...
Kan sızdırmayan yaralar
Velhasıl seni özlerim. Kabuk bağlamayan gecelerde kalmışım. Yaram gemi kopartmış aymaz, iflah olmaz sancılara koşuyor. Üzüm gözlüm; nice geceler var ki yanında olmak isteyip de olamadığım, sevinçlerimi hüzünlere bağladığım… Ve aslını...
Can yakan yalnızlık
Gün yine uzaklardan doğuyor, ayrılık kararlı; esmer esmer bakıyor. İçimde kalın ürpertiler, kemiklerim sızlıyor. Tavşankanı bir çay çekse de canım, ben kanımı içiyorum be canım. Sen hiç türküsü ölmüş bir adam gördün mü? Sen...
Senden sonra
Mavi bir düş ağladı senden sonra tam üç yıl… Kırçıllı rüyalar görürdüm seni tarif edemediğim. Bir avcı sokulurdu her defasında rüyalarımın başucuna sonra çekti kasaturasını, rüyalarımı öldürdü tam üç yıl. Acımasızdı...
Adı Reyhan’dı
Adı Reyhan'dı, aramızda çokça yaş vardı. 'Abi” derdi, gözlerinin içi gülerdi. Beni severmiş gizli gizli, her gece bir kez daha görmeyi dilermiş. Gül dalında gonca, baharda yalnız bir serçeydi, hep yalnız gezerdi. Sorardım 'bir...
Pusu
Ya biz büyüdük ya da zaman büyük bir oyun oynadı bize. Ne oldu? Ne oldu da her şey birdenbire değişti? Masum zamanlarımız yaşlanmış ve masum yanlarımız paslanmış. Öfke kılıç kuşanmış. Mahrem olan neyimiz varsa ulu orta alkışlara...
Kavuşamayan büyük aşklar
Gün geceye küsünce güneş ağlarmış doğmak için ve gece güne küsünce şeytan doğarmış bütün yüreklere. Pas kangren yapmaz diyen cüce huy, huysuzluk edermiş boylu ve soylu akıla. Gönül aldırmaz diyen halt eder, boyun bükermiş sonra...
Sabah 6:30
Bir sabah daha oldu sensiz sevgilim. Evet, bir gün daha başlamak üzere ve ben bu defa cidden çok çaresizim sevgilim. Sabah 6.30 sen yoksun, biz yokuz sevgilim… Rüyalarım bölük pörçük. Seni gördüğüm her noktada bir uçurum kenarında buluyorum...
Nazlı ceylanım
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Dağlar arkasında kaldın
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Evet yaşıyorum
Yaşarsın” diyorsun; 'bensizde yaşarsın…” Dallarına serçe konmayan ve gölgesinde senli hayallere dalmadığım ağaçları neyleyim? Neyleyim sensiz yaşamaları sevgili? Yaşarım elbet, yaşarım kırık dökük, yaşarım senden sonra...
Lanet olsun
Gözyaşlarımda ölümüne sallanırcasına seviyorum seni ve seni gölgemin gövdemi gömdüğü her adımda, kalbimin beni yarım bıraktığı musallanın üstündeki çaresizliğinde ve seni usumun sustuğu, gözlerimin kan kustuğu, dudaklarımın kuruduğu...
Lanet olsun
Seni senle yaşamak varken, beni sensiz koyan o kalbine lanet olsun. Seni senle yaşamak varken, beni sensiz yaşamaya mahkûm eden o kalbine lanet olsun… Seni senle yaşamak varken, beni sana yasak eden o kalbine lanet olsun… Seni sevme suçunu işledim,...
Canım yanıyor
Gün yine uzaklardan doğuyor, ayrılık kararlı; esmer esmer bakıyor. İçimde kalın ürpertiler, kemiklerim sızlıyor. Tavşankanı bir çay çekse de canım, ben kanımı içiyorum be canım. Sen hiç türküsü ölmüş bir adam gördün mü? Sen...
Gidiyorum
Kaldığım yerden başlıyorum her şeye. Yarım bıraktığım ne varsa toplamaya ve bitirmeye dair, hepsi için yola çıkıyorum. Bütün geçmişimi bir bavula doldurdum. Giydiğim, giymediğim ne varsa yanımda. Bir göç başlıyor uzaklara, o uzaklar...
Karşıma çıksan
Yine yollara çıkıyorum, sözde senden kaçıyorum. Alıp başımı kimselere söylemeden çıktığım bu kaçıncı yol? Sen gittiğinden beri benden, hatırlayamıyorum. Özlemlerimi bütün tümcelerimin yüklemi yapmasa da hiçbir söz ve gidip gelmeyi...
Bitmeyen aşkımsın
Hüznün kalp atışları bu, gecenin gözyaşları bu ve sana tam onikiden vurulan bir yüreğin gizli gizli kanaması bu. Ağır yaralı bir sevdanın sevdana diz çöküşünden yazıyorum bu mektubu. 'Elveda” deyip kapıyı çarpıp gidişinden...
Ölümsüz aşk
Gün geceye küsünce güneş ağlarmış doğmak için ve gece güne küsünce şeytan doğarmış bütün yüreklere. Pas kangren yapmaz diyen cüce huy, huysuzluk edermiş boylu ve soylu akıla. Gönül aldırmaz diyen halt eder, boyun bükermiş sonra...
Bayram senin adın
Bayram senin adınsa kalbimde ve bayram sensen yalnızca bende, olmadığın bu şehirde, olmadığın bende, nasıl bir bayramdan söz edilebilir sevgili? Kurak bir iklimin sevda çocuklarıydık biz. Nereye gidersek yeşildik, maviydik ve nereye gidersek...