Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Aşk tek kişiliktir
Benim yangınım bana, senin ki sana, bir düzenimiz var bu hayatta. Hangisini çıkartayım? Hangisini atayım ayakaltına? Söyler misin lütfen hayatımda seni neyimin yerine koyayım? Neyimi yaşamımdan atmamı istiyorsun? Ya da neyimin yerinde sen olmalısın?...
Sobelerin bitmiyor
Sobeleniyorum yalnızlığıma… Bir yıldız daha kayarken Kızılay Konur sokaktan, Ankara ağlıyordu ama sen acılarımı yüzüme, yalnızlığımı kalbime sobeliyor, kahkahalar atıyordun. Her zamanki gibi yalnızdım… Tekliğim kalbime ağır gelse...
Bulutsuzluk özlemi
Bazen terk etmekte bir, kalmakta… Yüz yüze yaşanan onca zamandan sonra dengenin katlanmak olduğunu anlamakta bir, her şeye rağmen kalmakta… Sözün bittiği yerde başlayan sancılar, gecenin rahmine düşen kanamalarla devam eder. Bir bulutsuzluk...
Yüreğine ‘dur’ demek
Sevmenin de bazen gitmek olduğunu bilmektir aşk. Bazen bütün haksızlıklara, yok etmelere, yok saymalara susmaktır ve ne olduğunu, ne yaşadığını sadece senin bildiğin ama asla onun bilmediği cehennemlerde yanarken, kan kusarken, seni terk ederken...
Mümkün değil
Benim yangınım bana, senin ki sana, bir düzenimiz var bu hayatta. Hangisini çıkartayım? Hangisini atayım ayakaltına? Söyler misin lütfen hayatımda seni neyimin yerine koyayım? Neyimi yaşamımdan atmamı istiyorsun? Ya da neyimin yerinde sen olmalısın?...
Özlemden öte
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Sözümü tutamadım
Bıraktığın yangından arta kalan enkazım, azap rüzgarları içerisinde oradan oraya savrulup duruyorum... Kimliğimin örselenmiş harfleri beni tarif etmiyorlar artık. Ne adım, ne sanım kaldı. Her bir azam başka bir dağ eteğinde… Rüyalarım...
Karanlıkta kalan yüreğim
Bir türlü aydınlığa çıkamıyordu yüreğim. Yüreğim, yüreğine rehindi ama yüreğin bilmiyordu. Doğmak istedim simsiyah bir gecenin içinde, güneşe ramak kala hayal kurmayı bırakıp gerçeğe döndüm yüzümü. Aradım sonra yüreğini. Yüreğin...
Eksik
Sen yoksun örneğin; tam sanırdım bu hayatta her şeyim. Anladım ki, çayımın şekeri dudakların, buharı gözlerinmiş ve anladım ki, ne kadar tam olursa olsun her şey, sen olmayınca hiçbir şeymiş her şey… 'Gel diyirem kaybolursan…”...
Senden geçmedim
Ölürüm sen gidince ve içime düşer acın sinsice. Geceler boyunca düşlerimde, bir kez yüzün yaşamaz yüzümde. İsterim bana bürün, isterim sev gün gece ve bu türküm yüreğimi tutar her gece. Bir kere dinlesen, bir kere 'sensiz olmaz”...
Tertemiz
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Bayramın Kutlu Olsun Sevdiğim
Ve bayramlar gelir geçer ömrümün başka iklimlerinden ve ben yıkanırım kederlerimden sonra çıkarım elbet en derinlerden. Ömür usul usul tükenirken ve mevsimler usul usul değişirken, usumdan hiç çıkarmadım sonra çıkarmadım kalbimden seni…...
Gönül mahkumu
Sensiz günlerimde yaşadıklarımı bir bilsen hiç durmaz koşar gelirdin. Bir kere anılarımıza yaslansaydı yüreğin neyin eksilirdi? Gecelerimin hain gardiyanları oldu senli hatıralarım ve hep vakitsiz geliyorlar yüreğimin kapısına; 'görüş...
Dur gitme
Bir sabah daha geldi ve bir sabah daha gitti. Ömür denen ırmağım yine buruk, yine hüzünlü, gün yine geldi ve gitti… Şimdi uzakların türküsü çalıyor kırık radyomda 'sen benimsin” diyor demesine ama elim uzanamıyor, gözlerim bakamıyor,...
Ben geliyorum anne
Bütün şarkılar beni anlatır anne. Bilirim bütün türküler yüreğine yaslanır… Kırılan pencerem, kopartılan uçurtmam ve ben asla unutmam; çalınan çocukluğumu anne… Yanımda olmadığın gecelerin ve sensiz çakan bütün şimşeklerin...
Kalbimin depremleri
İçimdeki yangınları söndürebilseydim, biri biterken biri kalbime binmeseydi ve daha şehidimin kanı kurumadan Van'dan, Erciş'ten yıkım ölüm haberleri gelmeseydi yaşardım kalbimin ilk depremleriyle… Huzurum bir bir tükenirken ve...
Ceylanım
Gözüm gözüne değer Elim eline değer Sözün dünyaya değer Sensiz yokmuşum meğer… Taştan kalbin öldürür Candan bakışın güldürür Selamın yoksa ceylan Zalim halin öldürür… Kalbi yaralı ceylan Kaşı karalı ceylan Bende yazılı...
Neredesin ey sevgi
Gün yine hilekar bakışlarıyla uzaktan gülümsedi. Bir tebessümdü aradığım, yumuşak bir dokunuştu beklediğim, sımsıcak bir 'günaydın” diyen sesti duymak istediğim. Hiçbiri yoktu bu sabah ve harabe yalnızlığım çığ gibi büyümekteydi....
Yalnızlık senfonisi
Eşit değiliz şartlar eşit değil. Ben sabahın dördünde Ankara ayazında, sen mışıl mışıl uykularda, bin bir rüyalarda. Umursamalarına takıldım bu gece ve bu gece bir kere bile umursanmayışımın külüne karıştım. Sesimin suskunluğuna...
Umutsuz yaşanmıyor
Tekbir seslerinde civanlarımız bayraklara sarılı geliyor. Yarabbi bu kaçıncı batan güneşimiz? Bu kaçıncı fidanımız? Salalar dinmiyor ülkemizin semalarından. İçim yanıyor, içimiz kan ağlıyor yarabbi… Bir ana ağlıyor, bir baba eli...
Umutsuz yaşanmıyor
Dinlemek sanattır. Ve maalesef dünyanın sadece kendi ekseninde döndüğünü düşünenler büyük yanılgı içindedirler. Önce; mavi bir gülüş asılı kalır yanağında ve gün yine solar Ankara'da… Bütün hikâyemiz bir nefesle başladı...
Aklına gelir miyim?
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Ezberimsin
Ketum gözlerim uzun yıllardan sonra bugün kalbime yenik düştü birkaç damlayla… Saat sabahın dördü. Yine sensiz uyandım karanlığın içine; 'Ayrılık sevdi bizi, içim hüzün denizi, çekil git desem de gitme sevdiğim. En güzel derdim...
Sokaklara düşürdüm aklımı
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Bitmeyecek özlem
Hüznün kalp atışları bu, gecenin gözyaşları bu ve sana tam onikiden vurulan bir yüreğin gizli gizli kanaması bu. Ağır yaralı bir sevdanın sevdana diz çöküşünden yazıyorum bu mektubu. 'Elveda” deyip kapıyı çarpıp gidişinden...
Bütün türkülerim öldü
Gün yine uzaklardan doğuyor, ayrılık kararlı; esmer esmer bakıyor. İçimde kalın ürpertiler, kemiklerim sızlıyor. Tavşankanı bir çay çekse de canım, ben kanımı içiyorum be canım. Sen hiç türküsü ölmüş bir adam gördün mü? Sen...
Eger umudum olsa
Sarılmalar biter, gece diner ve en büyük cesaretler bir bakışla siner. Ay uyanık, güneşin karanlık yüzü uykuda. Duvarlar konuşmuyor, yolcu umut yolunda. Şehirler düşüyor birer ikişer, ölümlere söz geçmiyor dünyada. O umudun bekçisi,...
Dağlar arkasında kaldın
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Adam gibi sevmek
Metrodayım, bin bir türlü rüyadayım. Arzularımı çalıp gitmen dokuz altı vagonlarında kalbimi ağrıtıyor. Hülyalarımda sendin 'Hülya'mda…” Kırık bir ezginin yalnız kalmış tortusu var dermanı sadece sen olan yüreğimde....
Aşk bu
Cefası sefasından daha çok, gözü aç dili tok, duruşu insan, ruhu şerefsiz, nice hainler gördüm ben. Elleri Allah'a dönük, kalbi haramda, sözü mecliste muteber ama Allah katında nice dinsizler gördüm ben. Namusu dilinde bayrak, karanlıklarda...