Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Sen hiç ölümüne sevdin mi?
Kalpten kalbe giden yolda Anlıyorsak gözlerimizden O büyük sevgimizi, Kim söküp atabilir ki Bende ki seni, sende ki beni? Ben bir şıvgındım kalbinin toprağında süregelen, Başımı ilk uzattığımda bahardım, Gözdüm, tomurcuktum, daldım...
Kardelenler ölüyor
Üzülürüm, yanmalarıma dokunma benim. Geceler kaç olursa olsun gündüzlerime gelme benim… Yaram saklı, yaram kırk yerinden uzakların şarkısı, yakınların türküsü. İçime hasret yüreğime asla nefret olmadın sen benim. Üzülürüm seni...
Halim kötü
Sineyi gönlünde bir lahza hatıramız kalmadı mı sevgili? Bütün şehri giydiren katran karası gecelerimizi, o muhteşem sevişmelerimizle aydınlatan ipekten yumuşak dokunuşlarından bir katrede mi kalmadı sevgili? Ve sevgili gözyaşlarımızla...
Sevgilerimi özledim
Bir garip olmuş gönlüm dağa çıkmış, dağ aşmış, taştan taşa çalmış kederlerimi gönlüm. Aşamamış yaşanılan onca intiharı, onca faili meçhul yürek sancıları yaşatan katilleri ve düşmüş sonra uçurumdan kederleriyle param parça...
Özlemimsin
Merhaba Sevgilim… Bugüne kadar yazdığım aşk şiirlerinin tamamını bir klasörde toplamıştım. Dün gece gün doğana kadar hepsini okudum. Bu sabah sana olan tutkularımı, sevdamı anlattığımı, yüreğimin yangınlarını ifade ettiğini düşündüğüm,...
Sözümü tutamadım
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Elveda
Hüznün kalp atışları bu, gecenin gözyaşları bu ve sana tam onikiden vurulan bir yüreğin gizli gizli kanaması bu. Ağır yaralı bir sevdanın sevdana diz çöküşünden yazıyorum bu mektubu. 'Elveda” deyip kapıyı çarpıp gidişinden...
An gelir
An gelir bütün neşelerin, gülen yüzlerin, hüznün gerçek adresi olur ve sen farkında olmadan yandığın yıllara gülüp geçmişsindir… An gelir yaşam nikotin kokan ellerinden bir kül gibi sıyrılır. Günahkâr sevişmelerin çocukları ağlar...
Anlayın
Düşer bir yangın daha başımdan aşağı ve yine tepeden tırnağa kül olurum bu bayram sabahı… Dilim gurbet olmuş, gözüm hasret ve kalbim vuslat… Düşünüp dururum öylece, kendimce… Ne sana ne başkasına pek bir faydam yoktur, zararımda…...
Ey benim canım
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Ne sandın?
Sabah ezanı kulaklarımda birazdan güneş doğacak… Bırakıp giderken hiç düşündün mü? Benim halim ne olur? Taş mı sandın beni? Terminalinde son kez yüzünü gördüğümde Yanağın otobüs camına yapışmış, O bakmaya kıyamadığım zerdali...
Gitme ceylanım
Gözüm gözüne değer Elim eline değer Sözün dünyaya değer Sensiz yokmuşum meğer… Taştan kalbin öldürür Candan bakışın güldürür Selamın yoksa ceylan Zalim halin öldürür… Kalbi yaralı ceylan Kaşı karalı ceylan Bende yazılı...
Onikiden
Hüznün kalp atışları bu, gecenin gözyaşları bu ve sana tam onikiden vurulan bir yüreğin gizli gizli kanaması bu. Ağır yaralı bir sevdanın sevdana diz çöküşünden yazıyorum bu mektubu. 'Elveda” deyip kapıyı çarpıp gidişinden...
Senden sonra
Mavi bir düş ağladı senden sonra tam üç yıl… Kırçıllı rüyalar görürdüm seni tarif edemediğim. Bir avcı sokulurdu her defasında rüyalarımın başucuna sonra çekti kasaturasını, rüyalarımı öldürdü tam üç yıl. Acımasızdı...
Karanlık çökünce üstüme
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Kara geceler
Yakar gidersin kirpiklerimi vakitsiz akşamlarda. Kandilim hep sende kalır sonra bulutlu sabahlar zehir zemberek hasretine açar gözlerimi. Bilir misin ahraz aşkın dudaklarından neler dökülür konuşabilse? Ya gözleri görmeyen aşık, görebilse?...
Tek dileğimdi
Bıraktığın yangından arta kalan enkazım, azap rüzgarları içerisinde oradan oraya savrulup duruyorum... Kimliğimin örselenmiş harfleri beni tarif etmiyorlar artık. Ne adım, ne sanım kaldı. Her bir azam başka bir dağ eteğinde… Rüyalarım...
Tutunamıyorum
Gece susmasını bilseydi ben hiç konuşur muydum? Yaralarım azmasaydı, hatıralarım canlanmasaydı ve senin bir selamın gelseydi ben hiç çıldırır mıydım? Duvarlar üstüme üstüme geliyor, yazdığım her sözcük kalbimden hesap soruyor. Hiçbir...
Üzüldüm sevgili
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Can yakan yalnızlık
Gün yine uzaklardan doğuyor, ayrılık kararlı; esmer esmer bakıyor. İçimde kalın ürpertiler, kemiklerim sızlıyor. Tavşankanı bir çay çekse de canım, ben kanımı içiyorum be canım. Sen hiç türküsü ölmüş bir adam gördün mü? Sen...
Dinlemek sanattır
Dinlemek sanattır. Ve maalesef dünyanın sadece kendi ekseninde döndüğünü düşünenler büyük yanılgı içindedirler. Önce; mavi bir gülüş asılı kalır yanağında ve gün yine solar Ankara'da… Bütün hikâyemiz bir nefesle başladı...
Tam üç yıl
Mavi bir düş ağladı senden sonra tam üç yıl… Kirçilli rüyalar görürdüm seni tarif edemediğim. Bir avcı sokulurdu her defasında rüyalarımın başucuna sonra çekti kasaturasını, rüyalarımı öldürdü tam üç yıl. Acımasızdı avcı,...
Nereden bilirdim...
Düşler peşinde geçen gecelerden, karanlıklardan geçtim de geldim. Aydınlığımı aradığım yollarda, güneşim olmasını beklediğim, ömrümü koyduğum nice bakir umut, nice bakir sevda 'dul” çıktı. Gönlümü koyduğum, kalbimi verdiğim,...