Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Bütün öğrencileriniz adına
Yıllar birer ikişer takvim yapraklarından giderken, siz gelirsiniz gözlerimizin önüne öğretmenim, öğrettikleriniz gelir, bize sevimli, size her zaman boş duygularımız gelir… Saç uzatmalarda, toka takmamalarda geçen ömrümüzün ilkbaharlarında...
Üzüldüm sevgili
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Yazıyorum kalbime
Merhaba sevgili, işte yine yazıyorum kalbine. Sessiz sevmeler… Aslında ne güzeldir içinde ki haykırışların yalnızca sende cevap bulduğu anları yaşamak sevgili. Ve ne kadar güzel bir duygudur delice sevmek ama dokunamamak. Bilirim çıldırtır....
Seven ne yapmazki
Gelmiş geçmiş ne varsa acılardan yana, kalbimi hiç ıskalamayan gözlerindendir, gözlerinden düşen hüzündendir. Ağrıma giden; haram tutmayan gözlerinde, haram oluşumdur. Göz terke gidince sende, Gün geceye ihbar yine, Hüzün miras kalır...
Vefasız yarim
Zamansız gidişinin kalbimde açtığı yarayı sen gidince anladım… Vefasız yarim; çayımın şekerinin sen, buharının dudakların olduğunu ancak şimdi anladım. Gökkuşağına kurduğum merdivenler, bulutlara serdiğim ümitler, saklambaç oynuyorlar...
İlk harfim canım öğretmenim
Sen ilk harfim, ilk karanfil kokum ve hayat alfabemde her şeyim olan sen; öğretmenim, annem, canımın içi gül destem, ellerinde yürüdüm, ellerinde büyüdüm söyle neyimi sayayım sen olmayan? İlk kopya çektiğim, ilk kez yaşamaktan bu kadar...
Karanlıklarım
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Bitmeyecek özlemimsin
Mavi bir düş ağladı senden sonra tam üç yıl… Kırçıllı rüyalar görürdüm seni tarif edemediğim. Bir avcı sokulurdu her defasında rüyalarımın başucuna sonra çekti kasaturasını, rüyalarımı öldürdü tam üç yıl. Acımasızdı...
Sözümü tutamadım
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Kavuşamayan büyük aşklar
Gün geceye küsünce güneş ağlarmış doğmak için ve gece güne küsünce şeytan doğarmış bütün yüreklere. Pas kangren yapmaz diyen cüce huy, huysuzluk edermiş boylu ve soylu akıla. Gönül aldırmaz diyen halt eder, boyun bükermiş sonra...
Donuyorum
Şaşkın bakışlarımda kavuşamayan şarkılar söyleniyor. Yokluğun bütün acıları ezberletiyor… Diz çöküp gözlerini beklediğim kaldırım taşları ağustosta buz kesiyor ve umut iklimim karasal yolculuğuna eksi bilmem kaçlarda devam ediyor...
Gitme
Bir sabah daha geldi ve bir sabah daha gitti. Ömür denen ırmağım yine buruk, yine hüzünlü, gün yine geldi ve gitti… Şimdi uzakların türküsü çalıyor kırık radyomda 'sen benimsin” diyor demesine ama elim uzanamıyor, gözlerim bakamıyor,...
Küçüğüm 3
Merhaba küçüğüm… Sensiz geçen günlerimin hangisini sorsan bana 'öldüğümün” resmidir ve sensiz geçen günlerimin ne anlama geldiğini meraklansan, 'her saniye bin ölümden beter küçüğüm…” Yıllar geçiyor ve sen hala büyümedin,...
Anne sen bilirsin
Öf be anne geceler kapıda kurşun olmuş bekleşirler, dost dediğim yanaşma duyguların bezirganları etrafımda fır dönerler. Bilmem ki feleğin tekmil ödevi ben mi? Yoksa cümle alemde hırsını almadığı bir ben mi var benim bilmediğim bende?...
Bakmaya kıyamam gözlerine
Yakar gidersin kirpiklerimi vakitsiz akşamlarda. Kandilim hep sende kalır sonra bulutlu sabahlar zehir zemberek hasretine açar gözlerimi. Bilir misin ahraz aşkın dudaklarından neler dökülür konuşabilse? Ya gözleri görmeyen aşık, görebilse?...
Ekmek parası
Elleri kınalı, gözleri sürmeli, nimet kadar mübarek, vatan kadar aziz, güzeller güzeli annem… Çok özledim seni… Yine sabahları erkenci, geceleri nöbetçi misin oralarda?.. Kan uykularında, bin bir rüyalarda mısın annem?.. Kalbin hiç acımasın,...
Yalnızlığım
Bugün yalnızlığa doğuyorum, ölmek gibi bir şey bu. Yokluğunun ilk dakikaları, beynimde uçuşan sesli suskunluklar ve avuçlarından sıyrılan avuçlarım kan içinde. Yaban diyarlarda kelepçelenmiş ellerin, saçlarımın arasında değil bu kez....
Zor dostum zor
Bir bağırtı kopar önce sonra büyük bir gürültü… 'Deprem…” Siz aşk yıkımlarını bilir misiniz? Peki, kahrından açmayan yediveren güllerini? Sahibi olduğunuzu zannettiğiniz en güzel yıllarınızın bir kalp hırsızı tarafından...
Küçüğüm 1
Merhaba küçüğüm… Günler geçiyor, yıllar bir bir tükeniyor ama ben bende bir türlü tahliye olamıyorum... Beni ben tutuyor, beni benim asi duygularım kelepçeliyor... Özgürlüğümün adını ateş koyduğumdan bu yana, bütün küçüklerim...
Hoşçakal
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Anne ben geliyorum
Bütün şarkılar beni anlatır anne. Bilirim bütün türküler yüreğine yaslanır… Kırılan pencerem, kopartılan uçurtmam ve ben asla unutmam; çalınan çocukluğumu anne… Yanımda olmadığın gecelerin ve sensiz çakan bütün şimşeklerin...
Hayat devam ediyor
Aslında herkes kendisinden, geçmişinden kaçıyor. Sakladığınızı zannettiğiniz anılarınız sizinle gün be gün yaşar. Unutturmak mümkün değildir gözlerinize, yüreğinize. Sadece biraz atlatmaya çalışırsınız teninizdeki geçmişin izlerini....
Aşk
Felaketim olmuştu gidişin, bugün o felaketten artakalan yarımla yaşıyorum. Gözlerin aklımdan bir an bile çıkmıyor. Sol yanımdaki ateş hiç sönmedi, her geçen gün biraz daha canlanıyor gülüm. Ne zaman her hangi bir vitrinde, her hangi bir...
Elifim
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Geçmişe ah etmeyin
Bir bağırtı kopar önce sonra büyük bir gürültü… 'Deprem…” Siz aşk yıkımlarını bilir misiniz? Peki, kahrından açmayan yediveren güllerini? Sahibi olduğunuzu zannettiğiniz en güzel yıllarınızın bir kalp hırsızı tarafından...
Kınalı anam
Kalpten kalbe giden yolda Anlıyorsak gözlerimizden O büyük sevgimizi, Kim söküp atabilir ki Bende ki seni, sende ki beni? Ben bir şıvgındım kalbinin toprağında süregelen, Başımı ilk uzattığımda bahardım, Gözdüm, tomurcuktum, daldım...
Rüyalarımda sen varsın
Gök yüzü zifiri karanlıkken , pembe bir dünyada el ele bu sevdanın içineydik dünyada el ele bu sevdanın içindeydik biz seninle ve hep birlikte olmaktı temennimiz. Pembe düşlerimiz vardı, içinde sadece ikimizin bulunduğu. Bu kısacık aşkımızda...
Ciğerim pare pare
Nefesini özlerim, teninin kavurucu sıcaklığını isterim. Bütün karanlıkları bölen ateş sohbetlerini, dört gözle beklerim. Ellerini isterim, saçlarımda şevkatle dolaşan parmaklarını özlerim ve ben geleceğin günden ümidini kesmeyen yüreğime...
Ne gelir elden
Akılsız bir başa kalmışım... Gece tükendi, gün yine geldi. Bu şehirde yine sensiz ve yine bugün uykusuz gözlerim. Birgün çıkıpta geleceksen eğer, daha fazla delirtme. Eğer, pişmanım diyeceksen ben giderken sonsuza, lütfen hiç gelme. Vakit...
Aşk bahçesi
Kavruldum geldim yüreğinin aşk kıyısına. Az nefesleneyim dedim, az dinleneyim ama yandım, kül oldum sevgili… Aşk bahçesinin sevimli yumurcakları olmaya adaydık biz. Toprakta tohum, dalda filiz bile değildik, gözümüzü açmamıştık daha....