Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Beni affet annem
Karanlıklar buza çekiyor bu gece ve parmak uçlarım yavaş yavaş donuyor. İçimde bir yerlerde ılık ılık bir çocuk ölüyor ve özlüyor bu deli çocuk çıldırasıya seni anne. Bilirim nerede olduğumu bilsen, ah! Bir duysan çıkmaz sokaklarımı,...
Bilemiyorum
Anlamsız bir hayatın beşiğinde sallanırken neden bu kadar acı? Neden Rabbim neden? Bütün yollarım aşkına çıkıyorsa ve bütün dualarım yalnızca sanaysa, eğer faniyse ve ölümler erken geliyorsa, yağmurlar ansızın iniyor, gökyüzünde...
Bilemiyorum
Kavruldum geldim yüreğinin aşk kıyısına. Az nefesleneyim dedim, az dinleneyim ama yandım, kül oldum sevgili… Aşk bahçesinin sevimli yumurcakları olmaya adaydık biz. Toprakta tohum, dalda filiz bile değildik, gözümüzü açmamıştık daha....
Dost yüzlü çakallar
Cefası sefasından daha çok, gözü aç dili tok, duruşu insan, ruhu şerefsiz, nice hainler gördüm ben. Elleri Allah'a dönük, kalbi haramda, sözü mecliste muteber ama Allah katında nice dinsizler gördüm ben. Namusu dilinde bayrak, karanlıklarda...
Halden anlamıyorsun-2
Görseydin başımdan aşağı dökerdin beş kuruşluk şarabını. Dinin imanın para olmuş, ben ciğerimi şaraba, sen birkaç altına sattın. Yolunu kaybedenler sana geliyorsa ben gibi eğer, önce bir tabela as duvara, pulun yoksa girme yaz sonra sor...
Halden anlamıyorsun
Geldiğim yolu kaybettim hancı. Saat mi? Sabahın beşi. Yolumu bulamayışımın beşinci günü. Zülfü sırmalıyı kaybedişimin beşinci yılı… Ha bire soruyorsun hancı, bu yolda bilirsin beş yıldır gider gelirim ve beş yıldır dönüşlerim...
İntizar
Tanrı dağlarında dualar ettim, güneşin alnında buzdan beterdim, yeter dedim, Allah aşkına yeter ama sen beni ölüden beter ettin. Sular inmez mi ayaklarına? Güneş yüzünden hiç çekilmez mi? Güzelliğin beni öldürmez mi? Ve sen böylemi sanırsın...
Dilerim Arif olanlardansınısdır
Düşer bir yangın daha başımdan aşağı ve yine tepeden tırnağa kül olurum bu bayram sabahı… Dilim gurbet olmuş, gözüm hasret ve kalbim vuslat… Düşünüp dururum öylece, kendimce… Ne sana ne başkasına pek bir faydam yoktur, zararımda…...
Adı bile yok
Adı bile yoktu. Zaman kıyamet, yıl bir önem taşımıyordu. Her yerde kızıl bir mevsim yanıyordu. Kuşlar kanat çırpmıyor, ağaçlar çiçek açmıyordu. Bir düşün içerisinde esmer ve kızıl iki insan kayboluyordu. Şehir yoktu, ülkeler yoktu,...
Kim kimden kaçıyor
Aslında herkes kendisinden, geçmişinden kaçıyor. Sakladığınızı zannettiğiniz anılarınız sizinle gün be gün yaşar. Unutturmak mümkün değildir gözlerinize, yüreğinize. Sadece biraz atlatmaya çalışırsınız teninizdeki geçmişin izlerini....
Acıları başına taç ettin
Gözyaşlarımda ölümüne sallanırcasına seviyorum seni ve seni gölgemin gövdemi gömdüğü her adımda, kalbimin beni yarım bıraktığı musallanın üstündeki çaresizliğinde ve seni usumun sustuğu, gözlerimin kan kustuğu, dudaklarımın kuruduğu...
Kıssadan hisse
Bilmez, duymaz, görmez diye düşünmek cehalet meşalesini peşinen yakmaktan başka bir şey değildir. Yerin kulağı vardır sevdiğim. Saklambaçlar kokar bazen, bazen bütün sakladıkların gün yüzüne çıkar ve bazen de bir tokat gibi çarpar...
Lanet olsun
Seni senle yaşamak varken, beni sensiz koyan o kalbine lanet olsun. Seni senle yaşamak varken, beni sensiz yaşamaya mahkûm eden o kalbine lanet olsun… Seni senle yaşamak varken, beni sana yasak eden o kalbine lanet olsun… Seni sevme suçunu işledim,...
Kaçak sevdam-2
Ölüm dolu bir sonu beklemekteyiz sevgilim. Karanfiller ağlıyor bu bekleyişe ve güneş gittiğinden beri doğmuyor bu şehre. Böyle mi olacaktı gecelerin koynunda sakladığımız, her şeyden çok üzerine titrediğimiz sevgimiz. Sonumuz 'ayrılık...
Kaçak sevdam
Sarmaşan ve perişan sarılmalar, ah! 'O” çılgın yaralar kanar kanar kanar… Çok incitiyorsun, çok yaralıyorsun artık ve inadına görmek istemiyorsun tükendiğimi. Böyle mi iyileşecek kaçak sevdam bizim yaramız. Böyle olacaksa vay!...
Gitmeseydin anne
Bütün şarkılar beni anlatır anne. Bilirim bütün türküler yüreğine yaslanır… Kırılan pencerem, kopartılan uçurtmam ve ben asla unutmam; çalınan çocukluğumu anne… Yanımda olmadığın gecelerin ve sensiz çakan bütün şimşeklerin...
Kırkikindi yağmurları
Zamansız gidişinin kalbimde açtığı yarayı sen gidince anladım… Vefasız yarim; çayımın şekerinin sen, buharının dudakların olduğunu ancak şimdi anladım. Gökkuşağına kurduğum merdivenler, bulutlara serdiğim ümitler, saklambaç oynuyorlar...
Yetişemiyorum
Bugün yine içim acıyor. Soğuk elimden tutmuş, rüzgâr olmuş bütün sevinçlerim… Yetişemiyorum… Ardı sıra bakakaldığım bütün felaketlerin adı ihmalkârlık olmuş. Oysaki peşinden ne çok koşup gelmek isterdim. Müsaade etmedin, kâfi...
Köşe kapmaca
Söz geçmez gecelerde yüreğim yine sana rehin. Geçmez sensiz gecelerde sözlerim ve sözlerim, gözlerinde yıkılır kalır. Bir araya gelemez sözlerim. Her biri ayrı bir köşede yılgın, her biri ayrı bir sessiz. Her biri, bir diğerinden daha...
Serveti gönlüm olan ömrüm
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Biz en zorun kahramanlarıyız-2
Sonra kalbini tutardın iki elinin avuçlarıyla, başını eğerdin hasrete, gözlerini dikerdin sonsuz ufuklara; 'tez gel sevdiğim, tez gel…” derdin içinden içinden. Duyardım gurbet ellerde yakarışlarını, bükerdim sonra hasrete bende boynumu…...
Biz en zorun kahramanlarıyız
Hayatımın en kızıl günleri, kızıl saçlarına yüreğimin düşmesiyle başlamıştı… İki hırçın güldük biz, zamansız solmuştuk. Bütün yaşantılarımız girişli, gelişmeli ama sonuçsuzdu. Ayrılığın sevenleri sevdiği romanların...
Asil kadınım
Kavruldum geldim yüreğinin aşk kıyısına. Az nefesleneyim dedim, az dinleneyim ama yandım, kül oldum sevgili… Aşk bahçesinin sevimli yumurcakları olmaya adaydık biz. Toprakta tohum, dalda filiz bile değildik, gözümüzü açmamıştık daha....
Seni özlemediğim bir an bile yok
Sevmek bir limansa eğer, yüreğim ‘o' limanın herhangi bir iskelesi ama öyle herhangi bir iskele değil...' Düşün ki her gün bin kişi çiğniyor gövdeni ve düşün ki her gün yüzlerce kez dalgalar dövüyor bileklerini ama sen yıkılmıyorsun,...
Ücyüz altmışbeşinci gün
Günün yüzü geceye dönerken, bir yıl daha sensiz bitiyor… Böylesine ağır bir cezayı hak edecek ne yaptık feleğe bilemiyorum. Gözlerin hatıralarımın en özel öznesi. Gözlerimi ne zaman yumsam, ne zaman bir of! Çeksem, içimi yakıp kül...
Deliliğim eserindir
Her yıkıldığım yerde gözlerimde, kalbimde sen varsın. Nedir bu çektiğim çile? Bırakıp gitmen yetmedi değil mi? Ölmek ötesi duygular başımda pervane ve bir kabristanın içinde ruhum hapsolmuş. Gözlerimi diktiğim yerden ölümüm selamlıyor...
Gece mi, gündüz mü ?
Emre hiç doğmasaydım keşke… Keşke nefes almanın, severek yaşamanın belalarla dolu olduğunu hiç bilmeseydim. Boşuna değilmiş doğarken ağlamak; öksüz kalmasın diyeymiş gözyaşları. Aynalarda yansıyan yıkık aksımdan başka ne görebiliyorum...
Elifim bugünde yok
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Güneşimsin
Yakar gidersin kirpiklerimi vakitsiz akşamlarda. Kandilim hep sende kalır sonra bulutlu sabahlar zehir zemberek hasretine açar gözlerimi. Bilir misin ahraz aşkın dudaklarından neler dökülür konuşabilse? Ya gözleri görmeyen aşık, görebilse?...
Nereden bilirdim
Düşler peşinde geçen gecelerden, karanlıklardan geçtim de geldim. Aydınlığımı aradığım yollarda, güneşim olmasını beklediğim, ömrümü koyduğum nice bakir umut, nice bakir sevda 'dul” çıktı. Gönlümü koyduğum, kalbimi verdiğim,...