Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Dağlar arkasında kaldın
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Evet yaşıyorum
Yaşarsın” diyorsun; 'bensizde yaşarsın…” Dallarına serçe konmayan ve gölgesinde senli hayallere dalmadığım ağaçları neyleyim? Neyleyim sensiz yaşamaları sevgili? Yaşarım elbet, yaşarım kırık dökük, yaşarım senden sonra...
Lanet olsun
Gözyaşlarımda ölümüne sallanırcasına seviyorum seni ve seni gölgemin gövdemi gömdüğü her adımda, kalbimin beni yarım bıraktığı musallanın üstündeki çaresizliğinde ve seni usumun sustuğu, gözlerimin kan kustuğu, dudaklarımın kuruduğu...
Lanet olsun
Seni senle yaşamak varken, beni sensiz koyan o kalbine lanet olsun. Seni senle yaşamak varken, beni sensiz yaşamaya mahkûm eden o kalbine lanet olsun… Seni senle yaşamak varken, beni sana yasak eden o kalbine lanet olsun… Seni sevme suçunu işledim,...
Canım yanıyor
Gün yine uzaklardan doğuyor, ayrılık kararlı; esmer esmer bakıyor. İçimde kalın ürpertiler, kemiklerim sızlıyor. Tavşankanı bir çay çekse de canım, ben kanımı içiyorum be canım. Sen hiç türküsü ölmüş bir adam gördün mü? Sen...
Gidiyorum
Kaldığım yerden başlıyorum her şeye. Yarım bıraktığım ne varsa toplamaya ve bitirmeye dair, hepsi için yola çıkıyorum. Bütün geçmişimi bir bavula doldurdum. Giydiğim, giymediğim ne varsa yanımda. Bir göç başlıyor uzaklara, o uzaklar...
Karşıma çıksan
Yine yollara çıkıyorum, sözde senden kaçıyorum. Alıp başımı kimselere söylemeden çıktığım bu kaçıncı yol? Sen gittiğinden beri benden, hatırlayamıyorum. Özlemlerimi bütün tümcelerimin yüklemi yapmasa da hiçbir söz ve gidip gelmeyi...
Bitmeyen aşkımsın
Hüznün kalp atışları bu, gecenin gözyaşları bu ve sana tam onikiden vurulan bir yüreğin gizli gizli kanaması bu. Ağır yaralı bir sevdanın sevdana diz çöküşünden yazıyorum bu mektubu. 'Elveda” deyip kapıyı çarpıp gidişinden...
Ölümsüz aşk
Gün geceye küsünce güneş ağlarmış doğmak için ve gece güne küsünce şeytan doğarmış bütün yüreklere. Pas kangren yapmaz diyen cüce huy, huysuzluk edermiş boylu ve soylu akıla. Gönül aldırmaz diyen halt eder, boyun bükermiş sonra...
Bayram senin adın
Bayram senin adınsa kalbimde ve bayram sensen yalnızca bende, olmadığın bu şehirde, olmadığın bende, nasıl bir bayramdan söz edilebilir sevgili? Kurak bir iklimin sevda çocuklarıydık biz. Nereye gidersek yeşildik, maviydik ve nereye gidersek...
Bir kadın ağlasa!
Bazen parmak uçların donar, Burnunun ucu bazen… Bazen kulakların buz keser, Bazen yüreğinin kökü Ve bazen de bir kadın, Öyküsü ayaklarında… Sonra; toprağa düşen Yağmur tanelerinde, Girip de çıkamayacağa bir düştedir Ve bazen bir kadın,...
Mümkün mü ?
Benim yangınım bana, senin ki sana, bir düzenimiz var bu hayatta. Hangisini çıkartayım? Hangisini atayım ayakaltına? Söyler misin lütfen hayatımda seni neyimin yerine koyayım? Neyimi yaşamımdan atmamı istiyorsun? Ya da neyimin yerinde sen olmalısın?...
Hapis Kuşlar
Sevimsiz bir yara baskın çıkıyor bütün hatıralara. Oysaki güzel hatırlamak istiyorum seni. Fakat her defasında koyup gitmen değil de, aldatıp gitmen öne çıkıyor. Sonra bir türkü tutturuyorum, bir sigara acı acı, dumanı tepemde tüttürüp...
Kurudu aşk kaynağım
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Tutunamıyorum
Gece susmasını bilseydi ben hiç konuşur muydum? Yaralarım azmasaydı, hatıralarım canlanmasaydı ve senin bir selamın gelseydi ben hiç çıldırır mıydım? Duvarlar üstüme üstüme geliyor, yazdığım her sözcük kalbimden hesap soruyor. Hiçbir...
İçimdeki ölüm
Seni bırakıp gelirken kaç kere öldüğümü sorma bana… Biliyorum aşkın bazen de bırakıp gelmek olduğunu fakat yinede ben yokken 'hüday da da, miskette” el şıklatman ve benim bu anını görememem kahrediyor gülüm… Ben giderken iki...
Mahşere kalsın
Ölümsüz sabahların çocuklarıydık biz sevgili ve nice bakir yaşamların tek anahtarı kalplerimizdi... Bir gece yarısı "tam onikiden vurulduk" sevgili... Korkmalar, ayrılıklar, kavuşamayan, buluşamayan bütün sözler ve gurbet köşelerinde...
Yaşa diyorsun küçük sevgili
Seni özlemek küçük sevgili yarını olmayan sabahlarda ve seni beklemek buz yataklarda, yorgansız, çarşafsız, yastıksız siyahlarda. Bilir misin? En çok beni öldürür, en çok beni duvardan duvara vurur... Uyanmalarım hep sana kurulu ve bütün...
Perişan
Gün yine hilekar bakışlarıyla uzaktan gülümsedi. Bir tebessümdü aradığım, yumuşak bir dokunuştu beklediğim, sımsıcak bir 'günaydın” diyen sesti duymak istediğim. Hiçbiri yoktu bu sabah ve harabe yalnızlığım çığ gibi büyümekteydi....
Vuslatım sensin sevgilim
Uçsuz bucaksız yollardayım, bir yanım beyaz, bir yanım siyah hasret ağlamalarında, gün batımlarında uzaklardayım. Dağlar seni bana verecek mi? Bu uçsuz bucaksız ovalar ve bu gökyüzü ve bu saklı ormanlar seni bana verecek mi? Gelincikler...