Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Susmaların öldürecek beni
Özlediğimi bilip de susman yok mu? Ah! Bu susmaların, bu susmaların öldürecek sonunda beni… Gözlerimin içine bakıp bakıp, beni benden gizli gizli çalıp sonrada bir şey yokmuş gibi yapıp kaçmaların yok mu? Ah! Bu kaçmaların, bu kaçmaların...
Ben üzülmeyim diye
Annem, ben üzülmeyim diye sen hiç konuşmadın. Yıldızlar yere inmiş, hazan mevsimi gelmiş, güz dedikleri demek şimdiymiş… Salalar veriliyor annem, ben üzülmeyim diye, sen hiç konuşmadın. Salalar veriliyor annem, ben ölmeyim diye sen yine...
İnleyen namelerim
Kalbimin şarkıları ağlıyor bu gece ve bu gece sen yoksun yine… İnleyen nağmelerimin 'la” sesi ve dinmeyen acılarımın tek merhemi sensin. Külümün adı, rüzgârın yönü yok. Bir türlü toparlanamayışlarımın mazereti, yazmalarımın...
Böyle olmayacak
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Kurudu aşk kaynağım
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Düşen ağlamazmış
Bilmez, duymaz, görmez diye düşünmek cehalet meşalesini peşinen yakmaktan başka bir şey değildir. Yerin kulağı vardır sevdiğim. Saklambaçlar kokar bazen, bazen bütün sakladıkların gün yüzüne çıkar ve bazen de bir tokat gibi çarpar...
Ne olur beni benden isteme
Benden başka bir şey isteme, beni benden isteme ne olur? Ne olur beni daha fazla zorlama? Bu aşkın çivisi çıkmış, kalbimin yankılarına dur diyemiyorum ve kalbim ayaklar altında direniyor acılara, içimin ıstırabını dindiremiyorum. Ne olur...
Kiralık yarim
Mecbur değildin bana… Kâfiydi selamların yüreğime laf anlamaz gecelerde. Kâfiydi sana bir gecelik bakışların ve kiralık anlarından çekip çıkarttıkların yetmeliydi bana, biliyordum… Bilmeyen, söz geçmeyen, laf anlamayan yüreğimdir,...
Doğuştan sevdim seni
Gün geceye küsünce güneş ağlarmış doğmak için ve gece güne küsünce şeytan doğarmış bütün yüreklere. Pas kangren yapmaz diyen cüce huy, huysuzluk edermiş boylu ve soylu akıla. Gönül aldırmaz diyen halt eder, boyun bükermiş sonra...
Buruk özlemler
Kaldığım yerden başlıyorum her şeye. Yarım bıraktığım ne varsa toplamaya ve bitirmeye dair, hepsi için yola çıkıyorum. Bütün geçmişimi bir bavula doldurdum. Giydiğim, giymediğim ne varsa yanımda. Bir göç başlıyor uzaklara, o uzaklar...
Tertemizim şimdi
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Keşke
Zamansız gidişinin kalbimde açtığı yarayı sen gidince anladım… Vefasız yarim; çayımın şekerinin sen, buharının dudakların olduğunu ancak şimdi anladım. Gökkuşağına kurduğum merdivenler, bulutlara serdiğim ümitler, saklambaç oynuyorlar...
Yarın bir şansım olmaya bilir
Bir daha dünyaya gelseydim bir çift papucum olsun diye kendimi paralayıp durmazdım. Yalınayak yürürdüm yağmurlarda ve sırılsıklam olduğumda tepeden tırnağa saçlarım kurusun diye uğraşmazdım. Üşüsem de karlar altında niye bir paltom...
Ey Hancı-2
Öyle anlar gibi bakma yüzüme. Benim manidarlığımdan sana ne, dost muyuz? Hadi oradan sende… Böyle dostluk mu olurmuş. Can tende, ecelin elinde çırpınırken, yarım dudak sorularınla sende kıydın bu canıma. Görmedin yanan dudaklarımı, kavrulan...
Ey Hancı
Geldiğim yolu kaybettim hancı. Saat mi? Sabahın beşi. Yolumu bulamayışımın beşinci günü. Zülfü sırmalıyı kaybedişimin beşinci yılı… Ha bire soruyorsun hancı, bu yolda bilirsin beş yıldır gider gelirim ve beş yıldır dönüşlerim...
Öyle çok özledimki
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Seviyorum seni
Bir kerede bizi düşün sevgilim, bir kerede bizim için yaşa. Şu canım ömrü hiçe sayan düşüncelerine bir kerede "dur!" de... Bir yaprak daha düştü takvimden, ömrümüzden bir gün daha eksildi. Büyük bir ziyandayız. Şu arsız, inatçı...
Tütün karası geceler
Mavi bir düş ağladı senden sonra tam üç yıl… Kırçıllı rüyalar görürdüm seni tarif edemediğim. Bir avcı sokulurdu her defasında rüyalarımın başucuna sonra çekti kasaturasını, rüyalarımı öldürdü tam üç yıl. Acımasızdı...
Çocuk oyunu
İstenmeyen olduğumu bilseydim, yıllarımı yıllarına takar peşine düşer miydim? Bir gün karşıma geçip, bu aşkın imkânsız olduğunu söyleyeceğini hissetseydim, kalbimi kalbine mahkûm edip, sonsuz bir acıya gözlerimi mağlup eder miydim?...
Çiğdem çiçeğim
Gözüm gözüne değer Elim eline değer Sözün dünyaya değer Sensiz yokmuşum meğer… Taştan kalbin öldürür Candan bakışın güldürür Selamın yoksa ceylan Zalim halin öldürür… Kalbi yaralı ceylan Kaşı karalı ceylan Bende yazılı...
Tek dileğim
Bıraktığın yangından arta kalan enkazım, azap rüzgarları içerisinde oradan oraya savrulup duruyorum... Kimliğimin örselenmiş harfleri beni tarif etmiyorlar artık. Ne adım, ne sanım kaldı. Her bir azam başka bir dağ eteğinde… Rüyalarım...
Yaz beni
Sevmenin de bazen gitmek olduğunu bilmektir aşk. Bazen bütün haksızlıklara, yok etmelere, yok saymalara susmaktır ve ne olduğunu, ne yaşadığını sadece senin bildiğin ama asla onun bilmediği cehennemlerde yanarken, kan kusarken, seni terk ederken...
Allah affetsin
Yankılar çalkalanıyor çanakçılar yokuşunda "o" yankılar ki yanmanın sancısında ne yaptıklarını bilmiyorlar. Kül danslarında çarpışıyorlar. Bugün sana yarın bana yamanıyorlar. Hepside kırık testi, her bir yerlerinden yalan sızıyor....
Yıkılmışsın
Yıkılmışsın… Göz bebeklerin kararmış… Saatin sarkacı olması gereken yerde değil. Saat durmuş, sarkaç orta da değil. Korkunç bir ağrı hasıl olmuş beyninde. Pis bir koku pineklemiş burnunun ucuna. Korkmuşsun... Canın yanıyor, canın...
Şüpheye ne hacet çocuk
Delirme çocuk, bütün yok saymalara, çıkmaz sokaklara, sonu olmayan yollara ve muğlâk aşklara gül geç çocuk. Zaman seni çalmıyorsa ve vakit aşka gelip dayanmamışsa şüphesiz 'akıbet” yazan kalemindir. Kendini paralayıp durma, ödünü...
Bir başıma
Nihal'in hayatında, siyah dört delikli bir noktaydım sadece, o beklenmeyen kötü sona vardığımda… Bir ifadenin en çıra yerinde tanıklık ediyordum kendi hayatıma. Sebil günler bozuk para gibi harcanıp duruyordu sokaklarda. Envai çeşit...
Gidiyorum sevgilim
Yakar gidersin kirpiklerimi vakitsiz akşamlarda. Kandilim hep sende kalır sonra bulutlu sabahlar zehir zemberek hasretine açar gözlerimi. Bilir misin ahraz aşkın dudaklarından neler dökülür konuşabilse? Ya gözleri görmeyen aşık, görebilse?...
Gülüm
Felaketim olmuştu gidişin, bugün o felaketten artakalan yarımla yaşıyorum. Gözlerin aklımdan bir an bile çıkmıyor. Sol yanımdaki ateş hiç sönmedi, her geçen gün biraz daha canlanıyor gülüm. Ne zaman her hangi bir vitrinde, her hangi bir...
Deniz gözlüm
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...
Sensizken sevdim seni
Mavi bir düş ağladı senden sonra tam üç yıl… Kırçıllı rüyalar görürdüm seni tarif edemediğim. Bir avcı sokulurdu her defasında rüyalarımın başucuna sonra çekti kasaturasını, rüyalarımı öldürdü tam üç yıl. Acımasızdı...