Murat İnce
Murat İnce
Murat İnce
Yazarın Makaleleri
Bir kadın ağlasa!
Bazen parmak uçların donar, Burnunun ucu bazen… Bazen kulakların buz keser, Bazen yüreğinin kökü Ve bazen de bir kadın, Öyküsü ayaklarında… Sonra; toprağa düşen Yağmur tanelerinde, Girip de çıkamayacağa bir düştedir Ve bazen bir kadın,...
Mümkün mü ?
Benim yangınım bana, senin ki sana, bir düzenimiz var bu hayatta. Hangisini çıkartayım? Hangisini atayım ayakaltına? Söyler misin lütfen hayatımda seni neyimin yerine koyayım? Neyimi yaşamımdan atmamı istiyorsun? Ya da neyimin yerinde sen olmalısın?...
Hapis Kuşlar
Sevimsiz bir yara baskın çıkıyor bütün hatıralara. Oysaki güzel hatırlamak istiyorum seni. Fakat her defasında koyup gitmen değil de, aldatıp gitmen öne çıkıyor. Sonra bir türkü tutturuyorum, bir sigara acı acı, dumanı tepemde tüttürüp...
Kurudu aşk kaynağım
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Tutunamıyorum
Gece susmasını bilseydi ben hiç konuşur muydum? Yaralarım azmasaydı, hatıralarım canlanmasaydı ve senin bir selamın gelseydi ben hiç çıldırır mıydım? Duvarlar üstüme üstüme geliyor, yazdığım her sözcük kalbimden hesap soruyor. Hiçbir...
İçimdeki ölüm
Seni bırakıp gelirken kaç kere öldüğümü sorma bana… Biliyorum aşkın bazen de bırakıp gelmek olduğunu fakat yinede ben yokken 'hüday da da, miskette” el şıklatman ve benim bu anını görememem kahrediyor gülüm… Ben giderken iki...
Mahşere kalsın
Ölümsüz sabahların çocuklarıydık biz sevgili ve nice bakir yaşamların tek anahtarı kalplerimizdi... Bir gece yarısı "tam onikiden vurulduk" sevgili... Korkmalar, ayrılıklar, kavuşamayan, buluşamayan bütün sözler ve gurbet köşelerinde...
Yaşa diyorsun küçük sevgili
Seni özlemek küçük sevgili yarını olmayan sabahlarda ve seni beklemek buz yataklarda, yorgansız, çarşafsız, yastıksız siyahlarda. Bilir misin? En çok beni öldürür, en çok beni duvardan duvara vurur... Uyanmalarım hep sana kurulu ve bütün...
Perişan
Gün yine hilekar bakışlarıyla uzaktan gülümsedi. Bir tebessümdü aradığım, yumuşak bir dokunuştu beklediğim, sımsıcak bir 'günaydın” diyen sesti duymak istediğim. Hiçbiri yoktu bu sabah ve harabe yalnızlığım çığ gibi büyümekteydi....
Vuslatım sensin sevgilim
Uçsuz bucaksız yollardayım, bir yanım beyaz, bir yanım siyah hasret ağlamalarında, gün batımlarında uzaklardayım. Dağlar seni bana verecek mi? Bu uçsuz bucaksız ovalar ve bu gökyüzü ve bu saklı ormanlar seni bana verecek mi? Gelincikler...
Allah Affetsin
Yankılar çalkalanıyor çanakçılar yokuşunda "o" yankılar ki yanmanın sancısında ne yaptıklarını bilmiyorlar. Kül danslarında çarpışıyorlar. Bugün sana yarın bana yamanıyorlar. Hepside kırık testi, her bir yerlerinden yalan sızıyor....
Sil gözyaşlarını küçüğüm
İçimdeki derin boşluğu keşke görebilseydin küçüğüm. Gençliğim elden gidiyor, sevdiklerim bir bir tükeniyor ve ben bu çaresiz iklimde daha ne kadar yaşayabilirim böyle? Bilmiyorum küçüğüm. Neye uzansam ve neye sarılsam gün geçmiyor...
Ölüm de var!
Eşit değiliz şartlar eşit değil. Ben sabahın dördünde Ankara ayazında, sen mışıl mışıl uykularda, bin bir rüyalarda. Umursamalarına takıldım bu gece ve bu gece bir kere bile umursanmayışımın külüne karıştım. Sesimin suskunluğuna...
Türküler ölmez oğlum
Kimi uzakların yakın olduğu, yakınlarında kimi tuzak vurduğu, gölgelerin sessizliğinde açan KARANFİL korkma!” Düştüğün bu cendere hayal değil, düş değil. Düşten öte, rüyadan uzak, hayalden yalın, gözden ırak sert bir beste… 'Oğlum...
Eden bulur
Cefası sefasından daha çok, gözü aç dili tok, duruşu insan, ruhu şerefsiz, nice hainler gördüm ben. Elleri Allah'a dönük, kalbi haramda, sözü mecliste muteber ama Allah katında nice dinsizler gördüm ben. Namusu dilinde bayrak, karanlıklarda...
Doğum günün kutlu olsun Tibet
Üzüm gözlerinde hayata tutunduğum, kara bakışlarında coştuğum, minik ellerinde sonsuz mutluluk bulduğum ve benim şu kısacık ömrümde tek sukut bulduğum can, ne olur gözlerinin ışığını alma benden. Öyle mutluyum ki senle, öyle çok...
Kurudu aşk kaynağım
Duygularımı yitirdim. Tek satır hasret yazamıyorum. Duvarlarım bile küs olmuş gözlerime. Gökyüzüne asılı milyonlarca kandilimden bir tanesi bile yanmıyor… Sitemlerimin hiçbiri sana değil. Gizli yaram, gözyaşım, sürgün gözlüm… Yollara...
Mehmet Ağabeyime mektuplar (1)
Canım abim iyi geceler. Şükürler olsun canımız sağ. Unutmadan maili yeni gördüm dersem inanırsın ümidi içerisindeyim. Hayat devam ediyor abi. Umudumuz var fakat yorgunuz ölesiye. Yastığa başımızı koymalar çok geç vakitlere denk geliyor....
Doğuştan sevdim seni
Gün geceye küsünce güneş ağlarmış doğmak için ve gece güne küsünce şeytan doğarmış bütün yüreklere. Pas kangren yapmaz diyen cüce huy, huysuzluk edermiş boylu ve soylu akıla. Gönül aldırmaz diyen halt eder, boyun bükermiş sonra...
Hata!!!
Ya biz büyüdük ya da zaman büyük bir oyun oynadı bize. Ne oldu? Ne oldu da her şey birdenbire değişti? Masum zamanlarımız yaşlanmış ve masum yanlarımız paslanmış. Öfke kılıç kuşanmış. Mahrem olan neyimiz varsa ulu orta alkışlara...
Hata!!!
Ya biz büyüdük ya da zaman büyük bir oyun oynadı bize. Ne oldu? Ne oldu da her şey birdenbire değişti? Masum zamanlarımız yaşlanmış ve masum yanlarımız paslanmış. Öfke kılıç kuşanmış. Mahrem olan neyimiz varsa ulu orta alkışlara...
Dile kolay tam 45 yıl
Ömrümüzün ırmakları, serin dereleri akıp gidiyor damla damla, şırıl şırıl. Bir geçmişi, bir geleceği tescilliyoruz yazdıklarımızda ve yıkıyoruz, arınıyoruz bütün anlattıklarımızda. Çünkü Yozgat'lı olmak, Anadolu'nun...
Kaybedenler için
Ellerim, ellerini, gözlerim, gözlerini arar. Bir meçhule de açılsa gönül evim yinede senin sorar. Nasıl bir özlemsin ki sen; aklım, fikrim, kulaklarım, dilim ve bütün sözlerim her saniye seni arar sorar? Kalbim, bütün düşüncelerim neden...
Sessizlik
Yazdan kalma gecede, karanlığa düşmüştü gözlerimiz ve yarasaların kanat seslerinde yıldızları sevmiştik… Battaniyeyi titreyen gövdemize siper etmiş, nefesimizi yün kazak sayıp giymiştik... Aslında çok üşüyorduk ama gece güne doğmasın...
Ne gelir elden
Akılsız bir başa kalmışım... Gece tükendi, gün yine geldi. Bu şehirde yine sensiz ve yine bugün uykusuz gözlerim. Birgün çıkıpta geleceksen eğer, daha fazla delirtme. Eğer, pişmanım diyeceksen ben giderken sonsuza, lütfen hiç gelme. Vakit...
Üzgünüm sevgili
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Üzgünüm sevgili
Elleri, gözleri, 'o” içimi yakan, gönlümü sevda kıyılarında yıkayan sözleri yok… Yok, işte Elifim, bugünde yok… Sokaklar uzadı ayaklarımda ve ben sokaklara düşürdüm aklımı. Bir merhabaya hasretim, senden gelecek bir haberi canımla...
Mümkün mü?
Benim yangınım bana, senin ki sana, bir düzenimiz var bu hayatta. Hangisini çıkartayım? Hangisini atayım ayakaltına? Söyler misin lütfen hayatımda seni neyimin yerine koyayım? Neyimi yaşamımdan atmamı istiyorsun? Ya da neyimin yerinde sen olmalısın?...
Dinlemek sanattır
Dinlemek sanattır. Ve maalesef dünyanın sadece kendi ekseninde döndüğünü düşünenler büyük yanılgı içindedirler. Önce; mavi bir gülüş asılı kalır yanağında ve gün yine solar Ankara'da… Bütün hikâyemiz bir nefesle başladı...
Karanlıklarım
Karanlık çökünce üstüme, hıçkırıklarımı biriktiririm göğsüme. Sen gideli karanlıklarım bir eksilmedi bile. Yıllarımı ziyan ediyorum o ayrıldığımız yerde. Bir gün çıkarda gelirsin diye gözlerimi yatırdığım yerden almıyorum,...