GENEL görgü kurallarına kimsenin uyma zorunluluğu yoktur. Yani hukuken bu kurallara uymamak bir ihlal, suç değildir.
“Beni ilgilendirmez” de diyebilirsiniz. Hatta “güçlü olan haklıdır” düsturunu çoktan kabullenmişsinizdir.
Ancak toplum, genel görgü kurallarına uymayanları bencil, kaba, saygısız gibi sıfatlarla yaftalayıp, kınayabilir.
İnsanlara saygı göstermek, gösterdiğini belli etmek, görgü kurallarına uymaktan geçiyor.
Her ne kadar teknolojinin, özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla görgü kural kavramları anlamlarını yitirmiş, içleri boşaltılmış ve değersizleştirilmiş olsa da gelecek nesiller için elimizden geleni yapmanın, nezaketin saygın olmakla ilintili olduğunu öğretmenin, onlara karşı en önemli sorumluluklarımızdan olduğunu biri düşünüyorum.
Evet, kimse mükemmel değildir, benim de kusurlarım var muhakkak, birçok hata yapmışımdır. Bu nedenle birilerini yargılamak gibi bir düşüncem yok.
Bu yazımda, hasbelkader olması gerekeni, daha doğrusu olmamız gerekeni kaleme almak istedim.
Çok fazla özeleştiri yapan bir insanım ama empati yapmayı da severim. Bu da hatalarımı görmeme yardımcı oluyor. Nihayet doğrularımı ve yanlışlarımı en çok başkaları üzerinden okuyorum.
Bu yazıyı kaleme almadan birkaç saat önce yaşadığım bir diyaloğu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Telefonuma rehberimde kayıtlı olmayan bir numaradan çağrı geldi, cevapladım. Telefonun diğer ucundaki kimse, görme engelli olduğunu söyleyip, bir sivil toplum kuruluşundaki görevini belirtti ve kendini tanıttı. “Yasin Bey, bazı insanlar bu tür mesajlardan rahatsız oluyor, o nedenle size sormak istedim; bayram, yeni yıl gibi özel günlerde size mesaj gönderebilir miyim?” diye bir soru yöneltti.
Sesi mahcuptu. Şaşırdım ve teyit etmek istedim.
“Telefon mesajından mı bahsediyorsunuz?” diye sordum, “evet” dedi.
“Tabi ki telefonuma mesaj gönderebilirsiniz. Nezaketinizden dolayı teşekkür ediyorum” dedim. O beyefendi de “Hakkınızı helal edin, Allah’a emanet olun” deyip telefonu kapattı.
Düşünebiliyor musunuz?..
Özel günlerde cep telefonuma tebrik ve kutlama mesajı göndermek için benden izin almak istenmişti. İlk kez böyle bir diyalog yaşadım.
Üstelik (ismini burada yazmak istemediğim) telefonun diğer ucundaki bu güzel insan, konuşmanın daha başında engelli olduğunu söylemişti.
Açıkçası bu beni daha çok etkiledi.
Engel kime göre veya neye göre diye düşünmeye başladım.
Gün içerisinde gerek telefon gerekse elektronik ortamda lüzumlu lüzumsuz onlarca mesaj alıyoruz. Rahatsız olur muyuz, olmaz mıyız diye kimse umursamıyor.
Hele de hizmetlerini satın aldığımız bazı kurumlar, kampanya duyurularını mesaj ve sesli çağrılarla gün içerisinde, hatta bazen gecenin en saçma saatlerinde dahi bizlere defalarca duyuruyor.
Bunaltana kadar, bıkmadan usanmadan buna devam eden o meşhur 444’lü numaralardan bahsediyorum.
Biz yıllardır bunlara alıştırılmışken, bahsettiğim böylesi bir diyaloğu yaşadığım telefon görüşmesi bana unutulmaya yüz tutmuş görgü kurallarını hatırlattı.
Hani o meşhur adab-ı muaşeret kuralları var ya…
“Tokalaşmak için önce bayan elini uzatmalıdır. Önce elini üst uzatır, sonra ast uzatır. Telefonu açan kendini tanıtmalı. Asansörden inişte kapıya yakın olan önce çıkar. Merdivenden çıkarken önce bayan çıkar, inerken ise erkek önde olmalıdır. Üste teşekkür edilmez "Sağolun" denir…” gibi daha onlarca adab-ı muaşeret kuralı vardır ama biz çoğunlukla selamlaşırken bile bunlara dikkat etmeyen, rikkat göstermeyen bir toplum haline geldik, daha doğrusu getirildik.
Sözün özü…
Görgü kuralları; nezaketin yavaş yavaş rafa kaldırıldığı günümüzde, üsluptan bihaber olan bir neslin sesleri yükselirken, tıpkı soyu tükenmekte olan canlılar gibi yok olmaya yüz tutmuştur.
Bunun seçkin olmakla ilgisi, alakası yok. Gönülsüzler, kabalıkları çok kimselerce yadırganmayan kimseler, görgü kurallarına uyanlara kulp takıp, onları zedelemeye dahi çalışırlar.
Şayet, toplu taşıma aracında bir hanımefendi ayakta, siz genç bir delikanlı olarak koltukta oturuyor ve yerinizi o hanımefendiye vermiyorsanız, düşüncesiz ve bencil birisiniz demektir.
Korkmayın, dünyaya güzel bir şey katmak sizi eksiltmez, bilakis size çok şey katar.
Ama şunu unutmayalım; nezaket de emek ister…

 

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88