En ucuz reklam şiir şölenleridir

En ucuz Reklam Şiir şölenidir.

En ucuz reklam şiir şölenleridir

En ucuz Reklam Şiir şölenidir.

02 Kasım 2010 Salı 10:07
724 Okunma
En ucuz reklam şiir şölenleridir
A. SARGIN: İyi bir şiir tahlilcisi olarak şiir yazan veya şiir  yazmak isteyenlere tavsiyeleriniz  nelerdir?
Ç. ÖZTÜRK: Benim en büyük sıkıntım, üç kelimeyi art arda sıralayıp şiir yazdığını zannedenlerle, bunu satmaya kalkanlarladır. Bunların eleştiriye de tahammülleri yoktur…Şiir yazmak isteyen kimse öncelikle Türk Halk Edebiyatını, Divan Edebiyatını bilmelidir. Türk Edebiyatında iz bırakmış şairlerimizin kitaplarını bol bol okumaları gerekir. Şiirde dil, anlatım, konu, biçim, kafiye v.s. teknik konuları mutlaka bilmelidirler. Bilmeden olmaz. Şair, kelimelerle oynamalıdır. Hangi kelimeler yan yana gelirse anlatım daha kuvvetli olur, onu bilmelidir.
A. SARGIN : Sayın Öztürk, eserleriniz  yayınlandı. Bundan mutluluk duyduğunuzu da ifade ettiniz. Bundan sonraki projeleriniz nelerdir, bu konuda okuyucularımıza bilgi verir misiniz?
Ç. ÖZTÜRK: Ölümün İki Yüzü isimli bir romanım ve Zemheri Öyküler isimli bir öykü kitabım tamamlandı. Gerçekleşen rüyalar Rüya Yorumları isimli bir araştırma – inceleme kitabını yeni tamamladım. F ve Q Klavye İle On Parmak Yazma Teknikleri isimli bir eğitim kitabım üzerindeki çalışmalarım bitmek üzere. Bunlar 2011 ve 2012 yıllarında bir aksilik olmazsa inşallah yayınlanacak. Bu arada Edebiyat Fakültesinden bir öğrenci şiirlerim üzerine bir araştırma ve inceleme hazırlıyor. Birlikte çalışıyoruz. Bu çalışmanın da sonuna gelinde. Bu da 2011 yılında yayınlanacak. Kent Kültürü üzerine bir çalışma yapıyorum. Allah sağlık verirse ömrümün sonuna kadar yazmaya devam edeceğim. Bu arada edebiyat dergileri ve gazetelere  de yazmaya devam ediyorum.
A. SARGIN: Bu kısa söyleşi zamanı içerisinde sizi çok geniş şekilde tanıtamasak da en azından Çelebi Öztürk hakkında  kısa bilgi vermiş olduk. İzninizle söyleşimizin ikinci bölümüne geçmek istiyorum.
    Dışarıdan Yozgat’ı nasıl görüyorsunuz?  Yozgatlı hakkında ilk düşündüğünüz şey neler oluyor?
Ç. ÖZTÜRK: Yozgat’ın havası soğuk…Havasından mıdır, yoksa suyundan mıdır bilinmez, insanı da sert oluyor! Ortaokulda Yozgatlı bir sınıf arkadaşım vardı. Konuşmaları, davranışları köy ortamındaymış gibi bir hava veriyordu. Herkesle kavga eden kaba bir çocuktu. Yozgat ve Yozgatlı hakkındaki ilk düşüncem bu arkadaşım ile şekillendi. Bana göre Yozgat ve Yozgatlı kabaydı... Ancak, biliyorsunuz 2006 yılından beri Yozgattayım. Akdağmadeni ve şimdi de Yerköy’de görev yapıyorum. Akdağmadeni başta olmak üzere Yozgat merkezde çok güzel dostluklar edindim. Unutulmayacak arkadaşlıklar ve  anılarla hâlâ ilinizdeyim. Yerköy’de de güzel dostluklar kurdum. Temiz ve güzel insanlarla tanıştım. Ancak malesef  bazı kötü anılarım da oldu. Beş parmağın beşi de aynı değil derler…Benim için, Yozgatta yaşadığım olumsuzluklar hiçbir zaman güzel şeylerin önüne geçemez. Geçemeyecektir de. Yozgat’ı ve Yozgatlı hemşerilerimi seviyorum.
A. SARGIN: Bir Yozgatlı olarak yaşadığınız olumsuz şeylerden dolayı üzüntü duymakla birlikte, Yozgat ve Yozgatlı hakkındaki son sözleriniz beni mutlu etti, teşekkür ederim. Yaşadığınız olumsuzlukları az çok tahmin edebiliyorum. Burada hemen şunu sormak istiyorum: Bu olumsuzlukların giderilmesi mümkün müdür?
Ç. ÖZTÜRK: Tabii ki giderilebilir. İlin Sivil Toplum Kuruluşları, resmi kurum ve kuruluşlar, Belediye ve Valilik olarak Yozgat Kent Kültürü Projesi hazırlanmalı. Buna siyasilerinde katkı ve destek vermesi gerekir. Öncelik Yozgatta yaşayan ister yabancı olsun, ister Yozgatlı olsun, “Ben Yozgatlıyım” diyebilmeli ve Yozgat için çalışmalı. Bunun sağlanması gerekir. Eğer Sayın Belediye Başkanı, Sayın Vali ve Sivil Toplum Kuruluşları böyle bir düşünce içerisinde olurlar ve çalışmak isterlerse, benim hazırladığım Kent Kültürü Projesini kendilerine arz edebilirim.
A.  SARGIN: Sayın Öztürk bu düşüncelerinizden dolayı size teşekkür ediyoruz. Tabii umuyoruz ki Sayın İl Yöneticilerimizde bizim gibi düşünürler.
    Peki, Yozgat Şairler ve Yazarlar Birliği’nin ilimizin tanıtımına katkısının olduğuna inanıyor musunuz? Kırıkkale’de şiir dinletileri düzenlediniz. Tecrübeniz var. Bu konudaki görüşünüzü öğrenmnek istiyoruz.
Ç.ÖZTÜRK: Evet. Kesinlikle katkısı var. Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden gelen şairler, yazarlar buradan iyi bir izlenimle ayrılırlarsa, emin olun gittikleri bölgelerde, yazdıkları her yerde Yozgat’a ve Yozgatlıya bakış açısı değişecektir. Milyarlar harcasanız şair ve yazarların yapacağı etki kadar etki yapamazsınız. En ucuz reklâm aracı…Bunu herkes bilmelidir.
A. SARGIN: Yozgat Şair ve Yazarlar Birliğinin çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Ç. ÖZTÜRK: Yetersiz buluyorum. Belediye ve Valilikten yeterli desteği alamadığınızı düşünüyorum. 9. Sürmeli Festivaline katıldım. Şair ve yazarlara üçüncü sınıf insan muamelesi yapıldı. Gece yatmak için tahsis edilen mekânda imkânlar kısıtlıydı. Afedersiniz ama tuvaletlerde tas yoktu. Hatta bir yönetici şoförünü göndererek kitaplardan birer tane aldırmak istemiş, buna bir arkadaşımız şiddetle tepki göstermişti. Bunları üzülerek aktarıyorum, ama bunların hem tarafınızca, hem iliniz yöneticilerince bilinmesi gerekiyor. Birliğinizin sadece festivalde değil, tüm etkinliklerde aktif olması gerekir. Üyelerinizin eserlerini yayınlayabilirsiniz. Bunlar maalesef yok…Ayrıca Birliğiniz Yönetim Kurulunun birlik ve beraberliği de şüpheli! Yozgat'ta yapılan aktivitelerde sadece Ahmet Sargın ismini görüyoruz. Bir kişi, bir ilin kültürünü, reklâmını, tanıtımını tek başına omuzlayamaz. Sadece Birliğinizin değil, İl Yöneticisi sıfatını taşıyan herkesin bu sorumluluğu üstlenmesi gerekir. Festivallere halkın katılımı için iyi reklâm yapılmalı. Halkın olmadığı hiçbir etkinlik başarılı olamaz, başarılı sayılamaz. Diğer türlü körler sağırlar birbirini ağırlar, veciz ifadesinin anlamı yüklenmiş olur.
    Ben, Yozgat’ı ve Yozgatlıları seven, onlar için güzel duygular besleyen bir edebiyat adamı olarak davet aldığım her zaman festivalinize ve diğer etkinliklerinize seve seve katılacağım.
    Gazeteniz yazarlarından Sayın Tarık Yılmaz’ın Yozgat ve Yozgatlı hakkındaki bir köşe yazısını okumuştum. Sanırım çok ciddiye alınmadı. Aslında bu yazının ve bu söyleşide ifade ettiğim düşüncelerin iyi irdelenmesi ve bu konuda bir çalışma başlatılması gerekir. Başka söyleyeceğim bir şey yok.
A. SARGIN: Bizi kırmayarak sohbetimize  katıldığınız için size  teşekkür ediyor, bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.
Ç. ÖZTÜRK: Düşüncelerimi açıklama fırsatı verdiğiniz için asıl ben size  teşekkür ediyorum. İyi yayınlar dilerim. Yozgat halkına da selam ve saygılarımı sunuyorum.
ANADOLU’M
Türküler çalsın davullar zurnalar
Halaya dursun kınalı kuzular
Köyüm sevdası gönlümdeki bahar
Anadolu’m da düğün havası var.
Harman kurulur, sap saman sürülür
Misket oynanır, Türküler söylenir
Elinde mendil halaya durulur
Anadolu’m da Türkü havası var.
Boy fidan gibi, memeleri dik dik
Yeni terlemiş, erkeğimsi bıyık
Çıplak gönülde hayalleşir yastık
Anadolu’m da sevda havası var.
Tel tel saçılmış zülüfü ay gibi
Gözleri zeytin, dudaklar nar gibi
Saçılmış gelir çıplak bir tay gibi
Anadolu’m da gönül havası var.
                          Çelebi Öztürk
CAN FİDAN

-Bir Seni Öldüremedim-
Şimşek çakar korku salar, çare sende
Kopan, kızgın fırtınadır yüreğimde
Yağmur yağar ki, mevsim kış gözlerimde
Derin girdapta üşüyorum can fidan.
Aklım sende, gözüm sende, gönlüm sende
Sende kalan can, can gibi değil bende
Sonbaharda kalan gizli bir mevsimde
Yaprak gibi döküldü suya can fidan.
Hastalığım sen gibi düştüm yatağa
Musibet kaç defa dayanır kapıya
Cehennem alevi çöker sol yanıma
Kavrula kavrula göçerim can fidan.
Resimlerini yaktım, öldürdüm bende
Kurşun gibi tek tek sıktım dizelerde
Gözüne, yüreğine her bir sözümde
Tir tir titredim vuramadım can fidan.
                         Çelebi ÖZTÜRK
İNSANOĞLU

“Çiğ süt emmiş,” emen bu insanoğlu
Kat kat katlanan mala doymuyorlar
İnsanlığını satan Âdemoğlu
Geldiği o yeri unutuyorlar
Farklı farklı düşünce ve huyları
Hâkir görüp birde küçümsüyorlar
Muhtaca yardım olmadık huyları
Cimrilikte ödüle koşuyorlar
Adı her ne ise cimri domuzlar
Malı da biriktirip duruyorlar
Ora götüreceklerini sanıp
Gafletin uykusunda uyuyorlar
Para her kapıyı aralar sanıp
Adam sıfatına bürünüyorlar
Domuz gibi yedikçe yer, yağlanıp
Kedi gibi de nankör oluyorlar.
                  Çelebi Öztürk
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol