Adaletin bu mu dünya?

GEÇMİŞTE insanların önce pikap sahibi olup, ardından bu pikaplarda dinledikleri plaklar günümüzde antikacıların dip raflarında yer alıyor.

Adaletin bu mu dünya?

GEÇMİŞTE insanların önce pikap sahibi olup, ardından bu pikaplarda dinledikleri plaklar günümüzde antikacıların dip raflarında yer alıyor.

17 Mart 2018 Cumartesi 07:00
205 Okunma
Adaletin bu mu dünya?

Çizilmemesine dikkat ederek, özenle saklanan ve pikaplara yerleştirilip dinlenilen plaklar, çizildiği takdirde aynı bölümü tekrarlayıp kalıyordu.
Günümüzde çizik plaktan da beter bir duruma düşen bir plağın hali objektife böyle yansırken, plak üstünde yer alan ‘adaletin bu mu dünya?’ yazısı da dikkat çekiyor. Bugünün dünyasında, plaklar yerlerini dijital platform dediğimiz sanal aleme bırakmış durumda. Emeksiz ve zahmetsiz istediğimiz müzik eserine ulaşırken, yeni şarkılarda, eskinin samimiyeti ve duygu yoğunluğunu da bulamıyoruz.  Müziklerimiz dijital dünya ve internet ortamının esiri olurken, geçmişte binbir zahmet ile hazırlanan albümlerin plakları da ya yeni dünyamızda duvarların dekoru, ya da antikacıların kıymet bilen müşteriye sakladığı değerli bir parça olarak yer alıyor. Hakiki müziği arayanlar ise geçmişte beğenmediği çizik plakları bugün mumla arıyor.
Sobada Patates-Soğan
Fotoğraf Yenifakılı ilçesinden... Barış Kahraman Tarafından çekilip, kendisine ait sosyal medya hesabından yayınlandı. Bir zamanlar evlerimizin baş köşesine kurduğumuz sobaları çok amaçlı kullanırdık. Üzerinde su kaynatır, çay demlerdik. Patates, soğan pişirir, yufka ekmek gevretirdik. Kestane patlatırdık. Şimdi hep birlikte modernize olduk. Tasarruf yaptığımızı düşünürken, aslında yapmış olduğumuzun tasarrufla pek ilgisinin bulunmadığını gördük. Teknolojik rahatlığa hep birlikte alıştık, uyum sağladık. Özlemlerimizi fotoğraf karelerine sığdırdık. 

DİYOR Kİ!
Türkiye’nin geldiği nokta ile geleceği nokta da ciddi farklılıklar olacak. Yeni cumhurbaşkanlığı sistemi ile çok daha hızlı karar alabilen, aldığı kararları çok daha hızlı uygulayabilen kurumlar arasındaki koordinasyonun çok daha etkin olduğu bir yapıda kendisine güvenen öz güveni olan katma değeri yüksek sektörlere yatırım yapan, tasarım yapan ve üreten ihtiyacı olan bir modelden söz ediyoruz.
FUAT OKTAY
Başbakanlık Müsteşarı
BİZİM ŞAİRLER​​​​​​​-COŞKUN GÖNÜLLÜ
24 NİSAN 1955 tarihinde Yozgat'ın Bayatören köyünde doğdu. Asıl adı Coşkun Gönüllü'dür. İlkokulu köyünde, ortaöğrenimini Yozgat'ta tamamladı.Aşıklık geleneğini ve bağlama çalmayı küçük yaşlarda öğrenmeye başladı. Şiiri öğrenmesinde en önemli yardımı, şair olan babasından gördü. Ayrıca belirli bir ustası bulunmamaktadır. İlkokul yıllarından beri şiir yazan Gönüllü Coşkun, Hacı Bektaş-ı Veli şenliklerinde 3 yıl üstüste birincilik ayrıca çeşitli yarışmalarda aldığı birçok ödülü bulunmaktadır. Liseyi bitirdikten sonra Ankara'ya yerleşen Gönüllü Coşkun burada daha geniş bir aşıklar çevresine girdi. Şiirleri Musa Eroğlu gibi büyük sanatçılar tarafından da bestelendi.
HABERİN YOK
Vefasız yar güller gibi
Solduğumdan haberin yok
Yana yana küller gibi
Olduğumdan haberin yok

Hasretin kar etti cana
Bilsen neler oldu bana
Benim sazı yalnız sana
Çaldığımdan haberin yok

Engeller çok önüm dertte
soldu gitti tenim dertte
Sen kurtuldun benim dertte
Kaldığımdan haberin yok

Gönlüm hala sana vurgun
Arıyorum yorgun yorgun
Saçlarımı hergün hergün
Yolduğumdan haberin yok

Bu Gönüllü Coşkun'u şaş
Ettin senin yüreğin taş
Günden güne yavaş yavaş
Öldüğümden haberin yok
​​​​​​​
 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88