Yozgat’ı unutamıyorlar!

Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden çok sayıda şair ve yazarın katılımı gerçekleştirilen ‘Yozgat 14. Sürmeli Şiir Şöleni’ katılımcılar üzerinde unutulmaz izler bıraktı.

Yozgat’ı unutamıyorlar!

Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden çok sayıda şair ve yazarın katılımı gerçekleştirilen ‘Yozgat 14. Sürmeli Şiir Şöleni’ katılımcılar üzerinde unutulmaz izler bıraktı.

29 Temmuz 2017 Cumartesi 07:07
320 Okunma
Yozgat’ı unutamıyorlar!

Yozgat 14. Sürmeli Şiir Şöleni dolayısıyla Adana’dan Yozgat’a gelen Gazeteci-Yazar Harika Ufuk izlenimlerini kaleme aldığı yazısında hem şölenden hem de Yozgat’tan övgüyle bahsetti.
İşte o haber ve yorum: “Yaklaşık bir ay önce Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Eğitimci Şair Yazar Gazeteci Yozgat Sevdalısı Sayın Ahmet Sargın’dan 14. Sürmeli Şiir Şöleni için davet aldığımda çok mutlu oldum. Gerçi hemen hemen her yıl davetli olduğum halde sağlık problemlerim başta olmak üzere çeşitli engeller yüzünden üzülerek katılamamıştım. Bu sefer katılmayı kafama koydum, olumlu olarak cevabımı verdim. Yine engeller çıktı ama sözümü tuttum ve 30 Haziran Cuma günü öğle saatlerinde yorgun ve bitkin bir halde Yozgat’a vardım. 
Yedi yıl önce otobüsle Yozgat’a gelmek tam bir işkence olmuştu. Adana’dan Yozgat’a giden tek otobüs firması vardı. Akşam 5’te Adana’dan otobüse biniyordunuz, sabah 4’te Yozgat’ın otobüs terminalinde iniyordunuz. Eski otobüs, takır tukur sesler çıkartarak oflaya puflaya yol alırken bizler de bütün yolcularla birlikte azaptaydık. Kliması yok, tuvaleti zaten yok, koltuklar taş gibi, hizmet yok, muavin ilgisiz… Su istersin gelmez. Bir de köy otobüsü gibi her yerden yolcu toplaya toplaya homurdanarak ilerlediği için dokuz- on saatte Yozgat’a varmıştık. Dönüşte de bu yolculuğun şiirini “Yaktın Bizi Hattuşaş” başlığı altında yazmıştım. 
Bu kez yolların güzelliği neşemi getirdi. Niğde’den geçerken Faruk Nafiz Çamlıbel’in meşhur şiiri Han Duvarları dilime düştü: 
“Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya, 
Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya 
İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık! 
Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık, 
Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... 
Arkada zincirlenen yüksek Toros dağları, 
Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler, 
Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler... “
Tekerlekler inlemeden sağ salim Yozgat’a vardım. Yolda yeşilin her tonunu gördüm. Anadolu’muzun güzelliği bambaşka… Ağaçlar, ünlü ressamların tablolarından fırlamış gibi rengarenkti. Doğanın güzelliğini seyrettikçe hayranlık duydum, hayranlık duydukça da doya doya seyrettim. Yol boyunca ılgınlar, akasyalar, kavaklar sıralanmıştı. “Hoş geldiniz.” der gibiydi her ağaç… Yozgat’a yaklaştıkça heyecanım arttı. 
YOZGAT’A   ULAŞMIŞTIK
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü toplanma yerimizdi. Koca bina sadece bu müdürlüğe ait ve oldukça şık döşenmiş. Kırmızı koltuklara bayıldım. Etkinlik salonu da içinde üstelik... Son derece güzel bir karşılama oldu. Sayın Ahmet Sargın Hac’dan geldikten sonra hiç görüşememiştik. Hacını ve etkinliğini kutladım. Uluslar arası sunucu güzel insan Sayın Rıfat Çakır’ı görünce çok mutlu oldum. Yanında ise Sayın İbrahim Düğer oturuyordu. Onunla tanıştırıldım. Kırşehirli çok değerli bir televizyoncu, şair, araştırmacı ve yazar… Sonra dünya tatlısı bir hanımefendiyle göz göze geldik. Sayın Aynur Saydam’la ilk kez karşılaşıyordum. Adını da o güne kadar hiç duymamıştım. Yıllarca yurt dışında yaşamıştı artık yurda kesin dönüş yapmıştı. Yoksa böyle güçlü bir kalemi tanımadığım için kendime çok kızacaktım. Bütün şiirlerini ezbere ve çok güzel okuyordu. Şiirlerinin güzelliği ise asla tartışılamaz. Doğu Türkistanlı Uygur Türklerinden İstanbul’da yaşayan Sayın Nurala Göktürk Hanımla tanışmayı çok istiyordum ama Doğu Türkistanlı olan Sayın Hamit Göktürk Yozgat’a eşinden önce gelmişti. Sayın Nurala Göktürk’ün ertesi gün aramıza katılacağı söylendi. Eskişehir’den eşi Sayın Ersin Gündoğdu ile birlikte gelen Eşkişehir Şairler ve Yazarlar Derneğinden Sayın Şerife Gündoğdu zarafetiyle dikkatimi çekti.  İyi ki tanıma fırsatım oldu. Şiirlerinin güzelliğini de bugünün akşamında öğrendim.
Son derece zarif genç ve güzel bir hanımefendiyle tanıştırıldım. Sunucumuz olduğunu öğrendiğim Sayın Yasemin Doğru güler yüzü ve tatlı dili ile gönlümü fethetti. Meslektaşım Türkçe Öğretmeni Şair Yazar Sayın Ekrem Gürer ile tanışmaktan, böyle değerli bir şahsiyeti tanımaktan onur duydum. Kayseri Halk Ozanları Dernek Başkanı değerli meslektaşım Sayın Turgut Aydın’ı görünce çok mutlu oldum. Çıngı Dergisi Yönetim ve Yazı Kurulundan Şair Yazar Sayın Şeyhmus Çiçek Kayseri’den katılmıştı. Onu tanımak çok güzeldi. Çıngı’nın bu sayısının matbaada olduğunu müjdeledi. Eğer baskısı bitseymiş getirecekmiş, bu sayıda da şiirim varmış. Yine Kayseri’den Sayın Emine Karakuş’u da burada tanıdım. Yeni ama iyi bir şair… 
YOZGAT’TA ŞAİR VE YAZARLARLA BULUŞUYORUZ
Balıkesir’den Sayın Öz Ali Yılmaz ile ilk kez bu etkinlikte karşılaştık. Emekli astsubay ve çok kıymetli bir hece şairi… Yozgatlı olup da Ankara’da yaşayan Diyanet İşleri Görevlisi Sayın Ali Karaca ile tanıştık. Tanıdıkça kültürünün derinliğine ve yoğunluğuna hayran kaldım. Bu etkinlikte bilgisinden çok faydalandım. Çocuk Esirgeme Kurumu Eski Genel Müdürlerinden ve İlesam’ın Eski Başkanlarından Ansiklopedist Yazar Sayın İhsan Işık ile burada karşılaşmaktan sonsuz mutluluk duydum. Daha önce 2009 yılında hazırladığı Elvan Yayınları Resimli ve Metin Örnekli Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi’nin 11. Cildinde yer almıştım. Tekrar ansiklopedi hazırladığını söyleyerek benden bazı bilgilerimi yenilememi istedi.  Adana’dan bu etkinliğe davetli Ressam Eğitimci Şair Yazar Araştırmacı Sayın Ali Ayaz’ı da unutmamalı… Adana Kız Lisesinde yıllarca birlikte çalıştığım bu değerli meslektaşımın okulda tiyatro sahnelediğim zamanlarda dekor konusunda da desteği olmuştur.  Sayın Gülhun Ertilav ile eşi Sayın Barbaros Ertilav Gaziantep’ten katılan seçkin simalardı.  Sevgili Gülhun Hanım, Adana sorumlusu olduğum Kumru Dergisinin koordinatörü ve genel yayın yönetmenidir. Derginin sahibi Sayın Abdülhadi Bay da değerli bir şair, yazar ve avukattır. 
Eski dostlarım ve yeni tanıştığım ancak dostluğumuzun eskimesini umduğum güzel insanlarla çaylar, kahveler, meyve suları, sınırsız ikramlar ve doyumsuz sohbetlerle hoşça vakit geçirdik. Bir süre sonra Kültür Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Sayın Seyit Ahmet Arslan ile Yozgat Belediyesi Eski Başkanı Sayın Yusuf Başer teşrif ettiler. Sayın Yusuf Başer ile 2010’daki Yozgat Sürmeli Şiir Şöleninde tanışmıştık. Etkinlik boyunca farklı illerden kopup gelen kültür elçisi konukları hiç yalnız bırakmamıştı. Yozgat Eski Valisi Sayın Necati Şentürk de o etkinlikte hep yanımızdaydı. Sayın Seyit Ahmet Arslan beni görünce yanıma geldi. Onunla Bakü’de Büyükelçi iken 2014 yılının haziranında tanışmıştık. Sayın Cemal Safi’yle Sayın Ganire Paşayeva’nın davetlisi 14 kişilik bir ekip olarak gittiğimizde bizler için yemekli bir resepsiyon vermişti. Ayrıca Gence’deki etkinlikte de çok büyük katkılarda bulunmuştu. Azerbaycan’da iken kitaplarımdan dördünü imzalamıştım. Bu defa bu yılın ocak ayında yayımlanan “Aşkı Heceledim” adlı yedinci kitabımı imzalayarak kendisine armağan ettim. Orada şu an isimleri aklıma gelmeyen çok değerli yazarlar, şairler de vardı. Kusura bakmasınlar. 
Adana Vali Yardımcımız Bilki-Der Genel Başkanımız Şair Yazar gönül insanı ve aile dostumuz Sayın Şükrü Çakır’ı altı ay önce Yozgat’a uğurlamıştık. Sayın Şükrü Çakır vali yardımcımızı kızımla uğurlarken ona “Yozgat’ın Kültür Elçisi Yozgat Sevdalısı Sayın Ahmet Sargın dostumuz, ağabeyimiz orada…” demiştim.  Elbette Sarıkaya’nın yüz akı değerli sanatçı Sayın Kelami Akdemir’den ve diğer Yozgatlı dostlarımızdan da söz etmiştim. Sayın Ahmet Sargın, vali yardımcısı Sayın Şükrü Çakır’ın bizleri makam odasında kabul edeceğini bildirdi. Yol yorgunuydum, kıyafetim yol kıyafetiydi ama Sayın Şükrü Çakır insanın özüne kıymet veren gönül insanıydı. Bu nedenle aldırmadım terlemiş halime… Geze geze Yozgat Valiliğine gittik. Vali Yardımcısı bizi çok sıcak karşıladı. Adana için yazdığı şiiri biliyordum. Hatta bestelendiğini de… Biraz da merakla “Sayın Şükrü Çakır Vali Yardımcımız acaba Yozgat için de şiir yazdınız mı?” diye sordum. “Oy Yozgatlım Oy!” başlıklı bir şiir yazdığını söyleyerek bizlere şiirini okudu. Hepimiz çok mutlu olduk. Orada otururken Şair Yazar Sayın İbrahim Şaşma da Karaman’dan gelerek aramıza katıldı. Çaylarımızı yudumladık, sanattan konuştuk ve huzurlu bir şekilde oradan ayrıldık.
Sayın Ahmet Sargın’ın köşe yazarı olduğu, zaman zaman şiirlerimin, yazılarımın ve Sayın Sargın’ın benimle yaptığı röportajın da yayınlandığı İleri Gazetesini ziyaret ettik. Orada da sohbetlerimiz oldu, çaylar içildi. Bu arada grubumuza yeni konuklar da yavaş yavaş eklenmekteydi. Yozgat’ın en köklü en çok okunan gazetelerinden İleri Gazetesini ziyaretimizde tanıştığım Çorum’dan katılan Sayın Halil Gülşen’i tanımak beni çok mutlu etti. Şiirleri de çok farklı; didaktik özelliği ağır basan, özgün, güzel ve sağlam…
İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne vardık. Birkaç arkadaş acıktığımızı söyledik. Değerli dost Sayın Ahmet Sargın bizlere parmak çörek, zeytin, turşu, peynir, bal ve kaymak ikram etti. Akşam yemeğine az bir zaman kalmıştı. O nedenle öğlen yemeği istemedik.  Saat 16.30’da Vali Bey bizi kabul edecekti.  Karnımızı doyurduktan sonra tekrar valilik binasına doğru yürüdük. Saat kulesine bir kez daha hayran kaldım. Pek çok ilimizde saat kuleleri var ama beni en çok etkileyen Yozgat’ın Saat Kulesi oldu.
Saat 16.30’da Yozgat Valisi Sayın Kemal Yurtnaç’ı ziyaret ettik. Bizi valilikte şık bir toplantı salonunda ağırladı. Uzun uzun sohbet ettik. O sırada Tokat’tan Sayın Ahmet Divriklioğlu aradı. Akşam sekizde aramıza katılabileceğini söyledi. Kitaplarımızı imzaladık. Ben de “Aşkı Heceledim” adlı son kitabımı valimize imzaladım. 
YOZGAT’TA GÜZEL İNSANLARLA TANIŞTIM
Yozgat’ın değerli simalarından Sayın Mehmet Saygı’nın özel müze haline getirdiği iş yerine uğradık.  Orda çok değerli şahsiyetler bizi karşıladılar. Yozgat sevdalılarından; kendini Türk kültürüne adamış vatan, millet, bayrak âşığı Sayın Durak Turan Düz ile 2010 yılında Yozgat’a geldiğimde tanışmıştık. Ankara’da Yozgatlılar Birlik ve Dayanışma Vakfı’nın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı, 1999-2004 yılları arasında Yozgat ilinin Sarıkaya İlçesinin Belediye Başkanlığını yapmış, önemli bir isim… Araştırmacı şair yazardır.  Halen İLESAM Yönetim Kurulu üyesidir. İkimiz de İlesamlı olmanın ayrıcalığını ve haklı gururunu taşıyan kültür elçilerindeniz.  Sayın Durak Turan Düz’ü yedi yıl aradan sonra görmek güzeldi. Sayın Mehmet Saygı ve kardeşi hepimize örnek olacak bir ev sahipliği yaptılar. Şeker, kolonya ikramının ardından soğuk bir şeyler içtik. Arkadan çay ikramı geldi geleneksel olarak…  O sırada grubumuza yeni konuğumuz eklendi. Çorum’da öğretmen olan Hatay’a tayini çıkan Bilkider üyesi meslektaşım Sayın Mahmut Özkoca sevgili oğlu Kayra ile gelmişti. Sevgili Kayra etkinlik boyunca fotoğraflarımızı çekti. Ben de ona öykü kitabım “Yağmurdaki Düş İzleri”ni imzalayarak hediye ettim. Bu özel müzedeki eserleri beğenerek inceledik. 
Yozgat’ın en büyük kitapçılarından ve sahaflarından Yozgat Sahaf Kitap Kafe’ye uğradık. Belediye Başkanı Sayın Kazım Arslan oradaydı. Çay eşliğinde küçük bir şiir dinletimiz oldu. Oradaki kitapları ve Yozgatlı dostlarımıza ayrılan bölümü gururla inceledik. Burada çay içerken kitap okuma şansına sahipsiniz. Adana’da da böyle bir mekân mutlaka olmalı…
Oradan ayrılırken hava kararmıştı. Akşam yemeği için Meşhur Testi Lokantasına gittiğimizde bizim için özenle hazırlanan masayı gördüm. Vali Yardımcısı Sayın Şükrü Çakır ve kıymetli eşi Sayın Nur Çakır ile yan yana oturduk.  Önce mercimek çorbası servis edildi, ardından da Yozgat tandır kebabı geldi. Herkesin bildiği gibi Konya’nın tandır kebabı pek meşhurdur. Hem Adana’da hem de Konya’da tandır kebabı yemiştim. Çok sevdiğim bir yemektir ama Yozgat tandırı hepsi bastırdı. Böyle bir lezzete hiç rastlamamıştım. Kadayıflarımızı, fırın sütlaçlarımızı yedikten sonra dilimiz daha bir tatlandı. Sohbetimiz renklendi. 
Yozgat’ta çamların arasında ve çok yüksek bir tepede bulunan Yozgat’ın en güzel otellerinden Galata Çamlık Otel’e geldiğimizde odalarımıza yerleştirildik. O sırada aşağıda toplanacağımız söylendi. Bu arada Sayın Ahmet Divriklioğlu da Tokat’tan gelmişti. Gelirken eli boş gelmemişti, Tokat bezi pek meşhurdur. Tokat’ın manzaralarının çizildiği turuncu masa örtüsünü armağan olarak getirmişti. Çeşitli meyveler ve içeceklerle dolu masa hazırlanmıştı. Neşe içinde sohbetler ettik. Şiirler okuduk. Tadı damağımızda kalan muhteşem bir şiir dinletisinden sonra gece geç vakitte odalarımıza çekildik. 
Haber Yorum: Harika Ufuk- Gazeteci- eğitimci- şair –yazar / ADANA

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88