Ümmetin şehidi, bir güzel hafız!

15 Temmuz’un ihanet kokan gecesinde abdestini alıp, İstanbul’da darbecilere karşı yürüyen genç hafız İbrahim Yılmaz, ailesini geride bırakıp şahadete yürüdü. Aradan geçen bir yılda oğluna duyduğu gururun katbekat arttığını söyleyen baba Ünal Yılmaz; “Oğlum ümmetin şehidi olsun. Aynı durum bir daha söz konusu olsun bir daha, bin defa şehit olurdu” dedi. 

Ümmetin şehidi, bir güzel hafız!

15 Temmuz’un ihanet kokan gecesinde abdestini alıp, İstanbul’da darbecilere karşı yürüyen genç hafız İbrahim Yılmaz, ailesini geride bırakıp şahadete yürüdü. Aradan geçen bir yılda oğluna duyduğu gururun katbekat arttığını söyleyen baba Ünal Yılmaz; “Oğlum ümmetin şehidi olsun. Aynı durum bir daha söz konusu olsun bir daha, bin defa şehit olurdu” dedi. 

03 Ağustos 2017 Perşembe 07:00
209 Okunma
Ümmetin şehidi, bir güzel hafız!

Kurra Hafız İmam-Hatip İbrahim Yılmaz. O karanlık gecenin destansı mücadelesini veren kahramanlarından. İstanbul Saraçhane’deki mücadeleye katılan genç hafızın ailesi oğullarıyla gurur duyuyor. 
Aradan geçen bir yılda yaşananların acıdan ziyade gururla taçlandığını söyleyen şehit babası Ünal Yılmaz, oğlunun o gece abdestini alıp 4 aylık kızı Hatice’yi ve sevdiklerini geride bırakarak vatanı için şehit olmaya yürüdüğünü söyledi. 
Baba Ünal Yılmaz, oğlunun şahadetinden üzüntü ve keder duymadığını belirterek; “Gök kızarmayınca güneş doğmaz, şehit kanı akmayınca da Hakk gelmez. Bunun tecelli etiğini gördüm. Ama hamdolsun ki bir şehidimiz olsa da, bin şehidimiz olsa da, vatanımızın kurtulması, vatanımızın hainlerin elinden alınması bizim en büyük tesellimiz olmuş oldu. Binlerce insanla karşılaştım ‘keşke biz de bu şerefe nail olsaydık’ diyenleri gördüm” dedi. 
Yılmaz, o gece yaşananları dün gibi hatırladığını söyledi. 
İbrahim’in o gece önce abdestini aldığını daha sonra süratle hiçbir şey demeden dışarı çıktığını söyleyen Yılmaz, şunları anlattı: “Sonrasında büyük oğlum İsa o esnada yoldaydı, o gece hep beraber olup evimizde bir kardeşlik buluşmamız olacaktı. Sonra beni aradı büyük oğlum, mağdur kaldıklarını söylediler. Zeytinburnu’na arabasını bırakıp, çocukları ile beraber Edirnekapı’da Mihrimah Cami’nde kalmışlar. Onları arabayla aldıktan sonra evin yakınında arabayı onlara verip ben Büyükşehir belediyesine doğru devam ediyordum. İbrahim’e yaklaşıyordum. Saraçhane Parkına doğru giderken insanların bir kısmı bize doğru geliyorken biz olay yerine doğru devam ediyorduk olay yerine doğru. Kurşunlar geliyor yere yatıyoruz, sonra biraz duruyor tekrar ilerliyoruz. Duruyor bir daha ilerliyor. Bu şekilde gidiyoruz. Bu arada İbrahim’i de sürekli arıyorum telefonda. 9-10 sefer aradım sonra içime bir sızı düştü, bir durum var dedim. Son aramamda bir arkadaşı çıktı, İbrahim dedi kolundan yaralandı dedi. Nerede dedim, hastanede dedi. Oraya vardığımda hastanenin içerisi kan gölü gibiydi. Birkaç tane daha şehit vardı orada İbrahim çoktan dünyadan ayrılmıştı. Biz orada o şekilde sabaha kadar orada kaldık. O sırada olay devam ediyordu, hastanenin camları oynuyordu, silah sesleri, uçak sesleri.”
O gece kadın, erkek, genç, ihtiyar, çoluk çocuk demeden olay yerine doğru koşanları görünce insanların cesaretinin arttığını söyleyen baba Yılmaz, o geceyi ‘Anlatılmaz, yaşanır bir gece’ olarak ifade etti. 
Yılmaz şöyle konuştu: “Allah’a hamdolsun bir evlat olarak bizim evladımız ama şuan ümmetin evladı, ümmetin şehidi oldu. Gök kızarmayınca güneş doğmaz, şehit kanı akmayınca da Hakk gelmez. Bunun tecelli etiğini gördüm. Daha önce böyle bir durum olacağı beklentisindeydim ve bu gün görebildik. Ama hamdolsun ki bir şehidimiz olsa da, bin şehidimiz olsa da, vatanımızın kurtulması, vatanımızın hainlerin elinden alınması bizim en büyük tesellimiz olmuş oldu. Binlerce insanla karşılaştım ‘Keşke biz de bu şerefe nail olsaydık’ diyenleri gördüm. Biz üç şey için varız, biri dinimiz, biri vatanımız, biri namusumuz. Allah’tan başka kimsenin karşısında eğilmeyiz biz. Canımız, malımız, kanımız gider ama hiç kimsenin karşısında eğilmeyiz. Bunu dünyanın Hıristiyanları da olsun, Yahudileri, Müslümanları da olsun herkes anladı. Artık Türkiye’mizin ve Müslümanların dünyada ne kadar güçlü, ne kadar dini imanı ile başarıya ulaştığını herkes anladı ve gördü. Memleketimiz ve devletimize Allah zeval vermesin. Ben bu şekilde bir veli, baba olarak mutlu oldum. Herkes ağladı ama ben ağlamadım. Çünkü toprağımız, vatanımız her şeyimiz, vatansız hiçbir şey olmaz. Bizim vatanımız var diyebildik, toprağımız var diyebildik, atılan silahlar onların değil bizim oldu.”
 Kardeşi İsa Yılmaz ise; “Kardeşim ve diğer şehitlerin kanları ile bu milletin diyetini ödeyerek bu milleti kurtarmış olmalarıdır. Şayet onlar muvaffak olsalardı şehitlerimiz hain olacaklardı, onların hainleri ise şehit olacaklardı” dedi. 
“Bizim teselli olduğumuz bir nokta var; Allah’ın bu zalimleri muvaffak kılmamasıdır. Kardeşim ve diğer şehitlerin kanları ile bu milletin diyetini ödeyerek bu milleti kurtarmış olmalarıdır” diyen Yılmaz; “Şayet onlar muvaffak olsalardı şehitlerimiz hain olacaklardı, onların hainleri ise şehit olacaklardı. Ve bu bizim için Müslümanlar için müthiş bir zillet olurdu, onların şahadetinden daha acı gelirdi bize. O yüzden biz bu konuda rahatız, Allah’a hamd olsun. Bütün şehitlere Allah rahmet eylesin. Onun ulaştığı mertebe sadece şehitlik mertebesi değildi, aynı zamanda hafızdı, aynı zamanda Kurra idi, aynı zamanda kendisi peygamber makamında imam hatiplik görevini çok özverili bir şekilde devam ettiriyordu. Onlar ne yaptılarsa orada yaptıklarının karşılığını bulacaklar. Bütün ümmet onların yakısından tutarak bunun hesabını soracaklar. Siz 40 yıl bu milletin dinini istismar ederek, bu milletin cebinden her kuruşunu çalarak büyüdünüz, palazlandınız ve elde etmiş olduğunuz bu gayri meşru gücü de yine bütün İslam ümmetinin tek umudu olan Türk milletine yönelttiniz. Allah bunların hesabını soracak” diye konuştu. 

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol

banner88