TUT BİZİ EY ORUÇ

Oruç kelimesi dilimize Farsça “Ruze” kelimesinden Türkçeleşerek geçmiş olup Arapçada Savm ve Sıyam kelimeleriyle ifade edilir. Lügatte; bir şeyden uzak durmak, bir şeye karşı kendini tutmak, alıkoymak, engellemek ve susmak anlamlarına gelir. Dini bir terim olarak ise oruç; mümin bir kimsenin ibadet niyetiyle imsak vaktinden iftar saatine kadar kendisini yeme, içme ve cinsel ilişkiden alıkoyması, tutması demektir. Görüldüğü üzere Orucun kelime anlamıyla terim anlamı arasında yakın ilişki bulunmaktadır. Bu iki anlamın ortak noktası ise “tutmak, alıkoymak” manalarıdır.

04 Nisan 2022 Pazartesi 00:46
TUT BİZİ EY ORUÇ

Aynı şekilde, Oruca başlama anını ifade eden İmsak da kelime olarak "kendini tutmak, engellemek" anlamına gelir. İmsak vakti tabiri, dilimizde yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durma ve oruç tutmaya başlama vakti anlamında kullanılır.
Orucun fıkhi tanımına göre bu ibadetin yeme, içme ve cinsi münasebetten ibaret olduğu zannedilebilir. Şeklen yeme-içmeden uzak durmak gibi şartlar yerine getirildiğinde orucumuzu tutmuş, farzı ibadeti yerine getirmiş oluruz fakat ibadetlerin şekli yanında birde özü vardır ki o da halis niyet ve ihlastır. Nitekim Orucun farz kılındığı Bakara Suresi 183. ayette “Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, (kötülüklerden ve haramlardan) sakınasınız diye oruç tutmak size de farz kılındı.” buyrularak “sakınasınız diye” ifadesiyle oruç ibadetinin hikmetine ışık tutulmuştur.
İbadetler fert ve toplum hayatına yönelik birçok hikmet ve faydayı içinde barındırır. Şunu unutmayalım ki Yüce Rabbimiz hiç bir şeye muhtaç olmadığı gibi bizim ibadetlerimize de muhtaç değildir. Hiç bir şeyi boş ve gereksiz yere emretmez. Emrettiği herşeyde sayısız fayda ve hikmet olduğu gibi; yasaklayıp haram kıldığı söz ve fiillerde de fert ve toplum için zarar ve kötülük vardır. Buradan da anlaşılacağı üzere Oruç sadece aç susuz kalmaktan ibaret olmayıp içerisinde pek çok hikmeti barındırır.
Öncelikle Oruç, insana sahip olduğu malın mülkün gerçek sahibinin Allah Teala olduğunu öğretir. Çünkü Ramazan dışında faydalanmış olduğumuz nimetlere sırf Allah emrettiği için belli bir süre elimizi süremiyor, sahip olsak dahi faydalanamıyoruz.
Oruç insana şefkat ve merhameti öğretir. Açlık ve yokluk çeken insanları anlamanın en güzel yolu aç kalmaktır ki bu da oruç ile mümkündür.
Oruç insana sabretmeyi öğretir. İftar vakti girmeden elinizi yiyeceklere uzatamıyorsunuz. Sabretmenin en güzelini oruç öğretiyor.
Oruç bir irade eğitimidir. Oruç tutan kimse kendini bencillik, kıskançlık, öfke, kin, nefret, yalan, iftira, zulüm, hırsızlık, arsızlık, zina gibi kötü duygu, düşünce ve eylemlerden uzak tutar daha doğru bir ifadeyle tutmalıdır. Bunu başarabildiği takdirde kişi hal ve hareketlerini, arzu ve isteklerini kontrol edebilir. Sağlam bir iradeye sahip olur. Sorumluluğunun bilincine erer.
Oruç bizim sağlıklı bir beden ve ruh yapısına sahip olmamıza katkıda bulunur. Az yiyip içmenin ve bir takım perhizlerin insan sağlığına etkisi eskiden beri bilinmektedir. Günümüzde de doktorlar ve beslenme uzmanları ısrarla bu husus üzerinde durmaktadır. Peygamber Efendimiz "Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız" diyerek meselenin bu boyutuna da işaret etmiş olmalıdır. Onun asıl üzerinde durduğu ve arzuladığı bizim iç dünyamızın sağlık ve sıhhat bulması, iyi duygu ve düşüncelerle donanmış hale gelmesidir. Oruç bunu sağlamanın bir aracıdır. Bilinçli olarak hareket ettiğimiz ve iyi değerlendirdiğimiz takdirde, oruç sayesinde farkında olduğumuz olmadığımız, bildiğimiz bilmediğimiz bir çok kötülükten korunma imkanına kavuşuruz.
ORUÇ İMSAK (TUTMAK)TIR
Oruç tutan mümin şunu iyi bilmelidir ki; Oruç da onu tutmaktadır. Yani kelime anlamında da ifade edildiği gibi kulu tutan, engelleyen ve alıkoyan oruçtur aslında.
Oruç kulu yeme ve içmekten tutar. Oruçlu müslüman zor olsa da, gündüzler uzun olsa da, açlıktan kıvransa, susuzluktan dili damağına yapışsa da, gizli veya açıkta bir şey yemez ve içmez. Zira o niyet ederek bu konuda Allah’a söz vermiştir. İftar vaktine kadar nefsine gem vurur. Allah rızası için nefsinin bazı isteklerini iftar vaktine erteler.
Oruç Dili tutar. İnsana özel verilen bir haslettir konuşmak. Başkaları ile iletişim kurmanın büyük çoğunluğu söz ildedir. Bununla birlikte İnsanın başına dili yüzünden neler gelir, hepimiz biliriz. İman ikrarı da inkâr ikrarı da dil ile olur. Yalan da dille söylenir, doğruluk da dille beyan edilir. İftira da dille yapılır, dedikodu da. İşte Oruç ibadeti müslümana diline sahip olmayı öğretir. Oruç tutan bir Müslümanın tatlı dilli, güler yüzlü, şirin sözlü olması ve kimseyi incitmemesi gerekir. Ona yakışan budur. İftira, yalan, gıybet, söz gezdirme, ara bozma, insanları birbirine düşürme gibi dinimizin haram kıldığı sözleri söylemekten ve dinlemekten kesinlikle kaçınmalıdır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.v) “ Kim yalanı ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur." (Buhari,“Savm”, 8)buyurarak insanın diline de oruç tutturması gerektiğini ifade etmiştir.
Oruç Öfke ve gadabı tutar : Öfke, insana verilen tabii güçlerden birisidir.. Öfke savunma gücü olarak ve yerinde kullanılırsa faydalıdır. Hiç öfkelenmemek normal olmadığı gibi, yersiz öfke de iyi değildir. Öfke yerinde kullanılırsa savunma, çaba ve gayret olur. Yerinden kullanılmazsa ve kontrol edilmezse aklı giderir, sağlıklı karar vermeyi engeller insanı zarara sürükler. Kızmak, bağırmak, aşırı sinirlenmek, işi kavgaya dökmek öfkenin sınırı aştığını gösterir. Kur’an, öfkesine hâkim olanları methediyor. “O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.” (Âli İmran 3/134) Oruç öfkeyi kontrol altında tutmanın ve yerinde kullanmanın bir imkânıdır. Hz. Peygamber s.a.v orucun öfke kontrolü sağladığını şu beyanıyla ifade eder. “Allah (cc) "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim" buyurdu. Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: “Ben oruçluyum” desin. (Buhari, “Savm”, 9. Müslüm “Sıyam” 30)
Oruç Şehveti tutar : Şehvet, insana verilen tabii güçlerden bir tanesidir. Şehvet istek ve arzudur, nefsin meyil ve istemesidir. Şehvet duygusu karşı cinse olduğu kadar; yemeğe, mala, makama, sahip olmaya, giyime ve diğer şeylere de yöneliktir. Şehvet duygusu yerinde ve kontrollü kullanılmazsa sahibine zarar verir, yanlış işler yapmasına sebep olur. Oruç ibadeti müslümana bu kuvvetini, kontrol altına almayı, istek ve arzularına gem vurmayı öğretir. Fuhuş ve edep dışı davranışlardan alıkoyar. Bu hususu Peygamberimiz şöyle ifade etmiştir: “evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan alıkoyar ve tenasül uzvunu korur. Evlenmeye güç yetiremeyen ise oruç tutsun. Çünkü Orucun şehveti kıran bir özelliği vardır.(Buhari, “Savm”, 10)
Oruç kişiyi haramlardan tutar: Namaz ibadetinde olduğu gibi Oruç ibadeti de insanı günah işlemekten ve harama düşmekten korur. Orucun farz kılındığı ayette “umulur ki sakınırsınız” tabiri hükmün illeti olarak bunu ifade eder. Oruç tutan kişi kendisini kötü söz ve davranışlardan günaha götüren durumlardan uzak tutmalıdır.
Sonuç olarak Oruç ibadeti, orucu gereği gibi tutanları tutar, saklar, korur, gözetir. Tıpkı namazın derleyip, toparlayıp, düzene koyduğu; Zekatın arındırıp temizlediği; Haccın dağılmışlığımızı toparlayıp bizi bir ve diri tuttuğu gibi.
Ne mutlu Oruç tutup kendini oruca tutturanlara….  •Yasin Baykal - Saraykent ilçe müftüsü•

Son Güncelleme: 03.04.2022 16:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.